Mısır'da seçime itiraz
Mısır'da seçime itiraz
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İlahi Dante!
salim@ayduz.com
15.03.2010





Dünya edebiyat tarihinin en meşhur şahsiyetlerinden olan İtalyalı Dante (Dante Alighieri, 1265-1321), daha çok ahrete yapılan bir yolculuğu anlattığı eseri İlahi Komedya (La Divina Commedia) ile tanınır.

Cehennem, Araf ve Cennet isimlerinde üç ciltten oluşan eser dünya edebiyat tarihinin en büyük klasiklerinden birisi kabul edilmekte ve aynı zamanda modern İtalyancanın da temelini oluşturmaktadır[1].

 

Figure 1 Dante Alighieri

Türkiye’de de çok tanınan ve defalarca tercüme edilerek dilimize kazandırılan bu meşhur eser meğer hiç de “orijinal” bir çalışma değilmiş. İçindeki yazıların çok mühim gizemler taşıdığı ve bir bakıma Da Vinci gibi şifreler ihtiva ettiği gibi iddialarla gündemde tutulan ve cazibe merkezi haline getirilmeye çalışılan bu eser aslında Dante’den üç asır kadar önce yaşamış olan Arap asıllı şair ve düşünce adamı Ebu’l-Alâ El-Me’arrî’nin (973–1057) Lüzûmiyât adlı eserinden intihalen yazılmıştır.

Kendisi de bir İtalyan olan meşhur bilim adamı Prof. Carlo M. Cipolla’nın (1922-2000) Clocks and Culture[2] adlı çalışmasına göre Dante, Mearrî’nin Lüzûmiyyât adlı eserinden esinlenerek İlahî Komedya adlı eserini telif etmiştir. Dante’nin Toskana İtalyancasıyla yazdığı Divina Commedia, İtalyan edebiyatında önemli bir yer tutar. Avrupalı edebiyatçılara göre kendine has bir üslûp icat eden, İtalyancayı edebî bir lisan mevkiine çıkaran Dante, bu meşhur eseriyle İtalyan dilinin süsü ve örneği olmuştur.

Ebu’l-Alâ El-Me’arrî kimdir?

Yazıldığı andan ibaren çok sayıda kopyası yapılan ve bugüne kadar dünyanın pek çok değişik diline çevrilen bu eserin ilk hali serbest Arap şiirinin temsilcisi Mearrî tarafından yazılmıştır. Halep yakınlarındaki Mearra şehrinde doğan ve 4 yaşında geçirdiği çiçek hastalığı sebebiyle âma olan Mearrî, unutma bilmeyen müthiş hafızası ve doymak bilmeyen okuma hırsıyla tanınıyordu. Bir ara Bağdat’a giden ancak burada çok fazla duramayan şair, hayatını doğduğu yerde geçirmiştir. “Öldükten sonra dirilmeyi kabul etmeyen, bütün dinleri eleştiren alaycı ve kuşkucu” bir üsluba sahip olduğu için yaşadığı dönemde pek fazla rağbet görmemiştir. Klasik edebiyatı bir kenara atıp “modern şehir edebiyatının kurucusu” olan Mearrî, 35 yaşından sonra inzivaya çekilmiş ve kendini bütün dünya zevklerinden tamamen arındırmıştır.

Mearrî’ye göre genelde “din, her şeye inanan saf insanları sömürmek üzere eskiler tarafından uydurulmuş bir masaldır”.

Doğu’nun Lucretius’u[3] olarak da tanınan Mearrî, İslam dünyasında yetişen üç büyük zındıktan birisi olarak tanınır. İlahi dinlere karşı ve özellikle İslam’a karşı kuşkucu yaklaşımları dolayısıyla Müslümanlar arasında şiirleri pek hoş karşılanmamış ve yaygınlaşmamıştır.

Kendini Müslümanlardan daha çok Hindu’lara yakın gören ve ölüm sonrası hayatı inkâr eden Mearrî, Müslümanlar gibi gömülmektense yakılmayı tercih eder. Ölümün korkunç bir şey olmadığını ve sadece derin bir uyku olduğunu ileri süren Mearrî, Münker ve Nekir meleklerinin sorgulamasını da alaycı bir üslup ile eleştirir. Şiirlerinde ölüm ötesi hayat, Cennet, Cehennem ve Araf gibi konulara değinen Mearrî peygamberlerle de ilgili pek çok alaycı ve kuşkucu yorumlar yapmakta ve bütün peygamberlerin uydurma olduğuna ileri sürmektedir.

Hayatı boyunca bütün İslâmi esaslarla alay eden ve kuşkucu yaklaşımlarıyla heretik biri olarak değerlendirilen Mearrî bütün bu kişiliğine rağmen devletten 30 dinar yıllık emekli maaşı almıştır. Von Kremer ve Nicholson gibi batılı araştırmacıların Mearrî üzerine yaptığı derin çalışmalara göre Mearrî hiç bir zaman devletten ceza almamış ve kovuşturmaya maruz kalmamıştır.

Oysa Papa VIII. Bonifatius ile arası hiç iyi olmayan Dante, yazdığı eserler dolayısıyla 27 Ocak 1302’de sahtekârlık, gayr-i meşrû kazanç elde etmek gibi uydurma suçlardan para cezasına çarptırılmış ve kamu görevinden men edilerek yolsuzlukla suçlanmış, Floransa’dan sürgün edilmiş ve Toscana bölgesine girmesi yasaklanmıştır. 10 Mart’ta ceza onaylanarak ve yakalanması halinde yakılarak idam edilmesine karar verilmiştir.

Divina Commedia

 

Figure 2 Dante ve eseri İlahi Komedya

 

1308’de yazılmaya başlanan Divina Commedia, Dante'nin Cehennem, Araf ve Cennet'e yaptığı hayalî bir seyahatin öyküsüdür ve burada sunduğu evren anlayışı Batlamyus öğretisine dayanmaktadır. Dante'ye göre de arz kâinatın merkezindedir ve hareketsizdir. Dante’nin Cennet, Cehennem ve Araf tasvirleri ve buralar ile ilgili tüm değerlendirmeleri ve alaycı yaklaşımlarını Mearrî’nin Lüzûmiyyât adlı eserinde de bulmak mümkündür.

Dante’nin bu eseriyle ilgili bir diğer problem de eserin Beatrice isimli bir genç hanım için yazıldığı konusudur. Tamamen uydurma olan bu konu Dante’nin engizisyonun sorgusundan kurtulabilmek için ortaya attığı bir yalan idi. Eserde Tarikat Şövalyeleri ve seyyah ozanların söylemlerinin ve şifreli ifadelerinin de yer alması eseri cazip hale getirmek için yapılmış ilaveler olarak görülmektedir.

Hayatı boyunca papalık ile sorunlu bir hayat yaşayan Dante’nin bu eseri kilise tarafından yasaklanmıştır. Ancak aynı Vatikan 1921 yılında esere sahip çıkmaya başlamıştır. Eser üzerine yapılan spekülasyonlardan hiçbir sonuç çıkmaması ve eserin orijinal olmadığının anlaşılması ortaçağ ve sonrasında Batı dünyasında yazılan pek çok eserin benzer şekilde sorgulanması gerektiği gerçeğini de ortaya koymuştur.

Konuyla ilgili ifade edilmesi gereken bir diğer husus da ötelere yolculuk konusu ilk defa “Mirac” hadisesi ile Hz. Muhammed tarafından ortaya konulmuş ve Kur’an-ı Kerim’de gerek bu olay gerekse kitapta geçen diğer konular detaylı bir şekilde incelenmiştir. Dolayısıyla Dante’nin İlahi Komedya’sına ilham veren fikirler esasında tamamen İslam’a ait bir yapının parçalarıdır. Kilise’nin Miguel Asin’in Dante ve İslam üzerine yazdığı kitap ile Dante’ye sahip çıkması muhtemelen onu ve eserini İslam dünyasına kaptırma endişesinden kaynaklanmıştır.[4]

Batı medeniyeti pek çok İslâmî yazma eseri İtalya ve İspanya üzerinden elde etmiş ve bunları tercüme ederek kendi medeniyetine mâl etmiştir. Özellikle İtalya’da engisizyonun cezalandırmasından korkan entelektüeller İslamî yazma eserleri tercüme ettikten sonra yok etmişler ve bu eserlerde bulunan fikirleri aslında atıfta bulunmadan tamamen kendilerine mâl etmişlerdir.



[2] Carlo M. Cipolla, “Clocks and Culture”, European Culture and Overseas Expansion, Harmondsworth: Penguin, 1970, p. 116.

[3] Batı kültürünün gelişmesinde büyük faydaları ve emeği bulunan, günümüzün düşünce ölçüleri içinde ele aldığı konulara derin bir görüş, keskin bir anlayış gücüyle yaklaşan Titus Lucretius Carus’un (İ.Ö. 98–55) hayatı hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. De Rerum Natura adlı eserin yazarı olan Titus Lucretius Carus felsefe üzerine yazılarını bitiremeden çıldırmış, kendi eliyle canına kıymıştır. Eksik kalan yazılarını ölümünden bir süre sonra Cicero sona erdirmiş, derleyip düzenlemiştir.

[4] Gülenay Börekçi, “İlahi Komedya ve İslam”, http://www.tumgazeteler.com/?a=3907234, 14.03.2010.

 

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook