Mısır'da seçime itiraz
Mısır'da seçime itiraz
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
ABD, Afganistan'daki seçenekleri değerlendiriyor
12.06.2011




Başkan Obama'nın en büyük dış politika sorunu nedir?

Çin'in küresel çapta bir rakip olarak ortaya çıkması mı? Yoksa ters davranan Rusya ile sorunlu ilişkileri mi? Savaş yanlısı bir İsrail'i İran'a saldırmaktan vazgeçirmeye uğraşmak mı? Hiç şüphesiz bu konular Washington'daki çok sayıda insanı meşgul eden önemli konular. Fakat daha zor ve daha acil bir sorun onları gölgelemekte: Afganistan'da ne yapılacak?

Amerika'nın Afgan savaşı 10 senedir devam etmekte. Savaşın sonu ya da nasıl makul bir şekilde oradan çıkılacağı hâlâ belli değil. NATO buraya 140 bin personel gönderdi, bunların da 100 bini Amerikalı. Şu ana kadar Afganistan'da bin 500 Amerikalı asker hayatını kaybetti, 11 bin 500'ü de yaralandı.

Bu savaş ABD'ye tam 420 milyar dolara mal oldu (Irak'taki felaket durumdaki savaşın maliyetinin yarısı kadar). Bu malî yıl içerisinde Afganistan'ın faturasının 113 milyar dolar olması bekleniyor. 2012 yılında ise 107 milyar olabilir. Bunlar muazzam rakamlar. Eğer istihdam oluşturmak için harcansalardı tüm Arap dünyasını ya da Afrika'yı tamamen değiştirmiştik. Filistin'in mülteci sorununu çözüp, milyonlara içme suyu götürüp, hastalıkları yok edip bir de üstüne başka işler yapılabilirdi. Amerika'nın bakımsızlıktan dökülen altyapısı tamir edilebilirdi.

Afganistan'da gözlem yapanların çoğu bu çatışmanın askerî bir çözümü olamayacağı ancak siyasî bir çözümle bitebileceği görüşünde. Fakat bu çözümü kim, ne zaman, nasıl getirecek? Obama yönetimi gerekli hızda bu soruları cevaplamaya çalışıyor gibi gözükmüyor. Washington'daki tartışmalar barıştan ziyade Afganistan'daki birliklerin sayısı üzerine dönüyor.

Başkan Yardımcısı Joe Biden'in ABD güçlerinin hızla geri çekilmesinden yana olduğu biliniyor. General David Petraeus, Afganistan'dan sorumlu komutan ise tam tersi 'ataktan' yana. Irak'ta gerçekleştirdiği hamlenin başarısını Afganistan'da tekrarlamak istiyor fakat kendisi eylül ayında CIA'in başına geçmek üzere Afganistan'dan ayrılacak.

Bu farklı görüşler Washington'da ve ABD'nin müttefikleri arasındaki mevcut tartışmaları yansıtıyor. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen bu tartışmada güçlü seslerden biri ve Amerika'nın bulundurduğu gücü azaltmasına karşı çıkıyor. 31 Mayıs günü Financial Times'a verdiği röportajda "Güçleri azaltmak bir hata olur, arkamızda bir güvenlik boşluğu bırakmak istemeyiz." demişti. '[Taliban üzerinde] askerî baskıyı devam ettirmenin uzlaşma sürecini kolaylaştıracağı' yönünde bir iddiası var. Birçok uzmana göre bu çok şüpheli bir çıkarım. Rasmussen'in motifleri de şüpheli. En temel kaygısı NATO'nun prestijini korumak gibi gözüküyor.

Diğer uzmanlar ise ABD'nin dikkatini terörizm karşıtı operasyonlara çevirmesi gerektiğini, zira Üsame bin Ladin'i öldüren operasyonda da görüldüğü üzere bu tip çatışmaların sadece küçük ama etkili birlikler gerektirdiğini düşünüyorlar.

Bazıları da Amerika'nın Afganistan'da Taliban üyelerini arayıp bulup öldürmesinin tam bir aptallık olduğunu iddia ediyorlar. Çünkü eninde sonunda müzakere sürecinde siyasî bir çözüme giderken bu insanlarla masaya oturulacak. Bu görüş açısından bakıldığında pilotsuz uçakların füze saldırıları, meskûn mahallerdeki hava saldırıları ve gece baskınları azaltılmalı zira bu saldırıların hepsi kaçınılmaz olarak sivilleri öldürüyor. Böylece barış konuşmalarına uygun bir ortam hazırlanmalı. 28 Mayıs günü gerçekleştirilen bir NATO hava saldırısı 14 Afgan sivili öldürdü, bunların 11'i 2 ile 7 yaşı arasında çocuklardı. Çok kızan Afgan Başkanı Hamid Karzai NATO'ya bu tür saldırılara son vermesi için 'son' uyarısını yaptı. NATO özür dilediyse de olan olmuştu.

Eski BM Afganistan özel temsilcisi Lakhdar Brahimi ve eski ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Thomas Pickering 24 Mart'ta International Herald Tribune'da yayımlanan yazılarında çatışmaya müzakerelerle son verme ihtimalini tüm ilgili taraflarla araştırmak üzere bir 'bağımsız uluslararası müzakereci' atanmasını önerdiler. "Bu pozisyon bir kişi, bir grup, bir uluslararası örgüt, bir devlet ya da devletler grubu tarafından doldurulabilir." diye de eklediler.

Bir anlaşmaya ulaşmak için merkez hükümette ve eyalet hükümetlerinde Taliban temsilcilerine yer açılması ve dış güçlerin tamamen çekileceğinin garantisinin verilmesi gerektiğinin altını çizdiler. Malî yardım da gerekecekse de hiç şüphesiz savaşın maliyetinin ancak küçük bir kısmı olacaktır. Ayrıca uluslararası toplumun barışı koruması ve varılan anlaşmayı uygulatması için bir yol bulunmalı.

Bu öneri bilgece bir öneri gerçekten de. Fakat şu ana kadar Obama, danışmanları arasında barış yanlılarından ziyade daha çok savaş çığırtkanlarının sesini dinliyor gibi gözüküyor. Araplar ve İsrail arasında barışı sağlayamadı. Afganistan'da da başarısız mı olacak?

 

Gulf News 10 Haziran 2011 / Zaman

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook