![]() |
Zaman gazetesi yazarı Ekrem Dumanlı, “Eyvah!” adlı bir yazı yazmış. Zor zamanların zor dava adamlarının “aşkına, cehdine, gayretine” mersiyeler dökerken, kolay kazandığından kolay vazgeçen yeni neslin “dertsiz, gamsız ve ıstırapsızlığından” şikâyet etmiş.
Bir zamanlar Arapçayı ancak Çokoprens kâğıtlarında buldukları için öpüp yükseğe koyan neslin yerine, sözlükteki kelime sayısı kadar türeyen yayınevlerinden çıkan sayısız dini kitabın arasında “Mal, mülk, şöhret, makam, mansıp, yönetme şehveti, yönetilme tembelliği, tul-i emel, ucb, fahr, gurur, mal biriktirme sevdası…” gibi “şeytanın her bir okuna” kapılan nesil için “Eyvah!” demiş.
Bu nesil sizin eseriniz. Başka kimsenin değil. Nedenini anlamak için Draman’daki köhne Fatih Koleji binasıyla bugün E-5’in kenarındaki kocaman binalar dizisini karşılaştırıverin. Tıpkı Osmanlı’nın çöküşü gibi… Topkapı’yla Dolmabahçe’yi aynı kareye koyuverin, anlarsınız.
Bugün Müslümanların, Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Tunus’ta, Mısır’da ve Suriye’de ezilme nedenleri de bunun aynısı. Bakmayın, Allah bize iltimas geçiyor şimdilik, başımıza onlara verdiği gibi dertler henüz vermedi. Ama çok uzak değil. Allah adına, “insanlara hâkim olacağız”, “dünyayı yöneteceğiz”, “biz hüküm süreceğiz” demeye devam edin. En kısa sürede bize de bir imtihan sarılacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Evet, budur işte, Müslümanların sürekli kaybetmesinin nedeni. Çünkü “Ben kimsenin gönlünde 2 kalp yaratmadım” diyen bir Yaratıcıya inandığını söyleyip, dünyayı oraya “O’nun” adına soktukları için!
Kötü bir büyünün etkisiyle herkesin uyuduğu bir krallıkta şarkılarına karşılık büyüyü bozmak için anlaştıkları büyücünün tüm serçeleri birer kurbağaya çevirdiği hikâyedeki gibi, dünya ile pazarlık olmaz. Bir kez boğazınızdan aşağı indi mi dünya, iflah olmazsınız!
Dünya, bir kuş olmasa evde kalacak Hz. Süleyman zamanında dahi inanlarının tamamen hâkimiyetinde olmadı. Ondan daha mı iyisiniz, daha mı layık?
Aynı şekilde, Arap Depreşmesi’ne de İslami kılıf uyduranlar, biraz mertlik gösterip demeliler ki; “Özgürlük, Eşitlik tamamen göstermelik”, “Biz sadece hâkim olmak istiyoruz!”.
Robert Fisk’in dünkü yazısında neredeyse hiç kan dökülmeden, herkesten önce “Depreşen” Tunus’taki son durumu kaleme almış. Tunusluların giderek “Allah” adına nasıl zalimleşmeye başladığını, sırf yabancı kaset satıyor diye, dün birlikte meydanları doldurdukları insanların dükkânlarını nasıl yaktıklarını anlatmış, “Zehirlenen Bahar: Devrim Tunus’a özgürlükten çok korku getirdi” başlıklı yazısında.
Başbakanımız, Padişahımız, “dindar” nesil yetiştirmek istiyormuş. Bugün hangi nesil kendisini başbakan etmiş acep? 80 yıldır, önce dava ardından dünya aşkıyla yetiştirilen nesil değil midir sizleri seçen? Hem Allah aşkına, Allah’a iman eden ve dini dar şekilde değil de hakikatiyle bilen adamın siyasetçinin ardında ne işi olur ki!
Yine de Müslümanlara, bir kanser gibi bulaşan bu dünyevilik bendeki denge umutlarını artırıyor. Zira bunca zaman, hep bahsettiğim öteki bilgi türü, garibanlıkları nedeniyle ellerinde tutan Müslümanlardan çıkarak, artık çok daha az kişinin elinde çok daha güçlü olarak toplanıyor.
Tıpkı İsmi Azam duasını bilmesine rağmen, sırtında odun taşıyan piri fani gibi bu kişiler, hâkimiyet için değil sadece adalet için dengeyi yeniden sağlayabilirler.
Bu arada Sayın Dumanlı’ya ve cemaate geçmiş olsun. Niğde uzak değil…
Twitter
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon