![]() |
Başkan gerçekten de Husilerin küçük bir topluluk olduğunu mu zannediyor diye kendime ve arkadaşlarıma çok sormuşumdur.
Onlar isyancı mıdır?! Başkan Husilere böyle aptalca davranmaya devam mı edecek? Yoksa gerçeği biliyor da itiraf etmesi zor ve tehlikeli olduğun için bu gerçeği görmezden mi geliyor?
Başkan yalancı basına inanıyor mu yoksa bu, göze toz serpmek ve insanların gerçeği bilmemesi için kamuoyundan gerçeği gizlemek midir?
Gerçeği bilmiyor, görmezden geliyor ya da toplumun hâlâ gerçeği bilmediğini zannediyorsa ben buradan cumhurbaşkanına gözündeki sis perdesini kaldır ve senin önünde hatalı ya da yenik çıkmak istemeyen açgözlülerin raporları olmaksızın gerçeğe çıplak gözle bak diyorum. Gerçeğe bak ve askeri liderlerin, sonunu getirmek ve bu yıkıcı savaşın adlandırmaları altında Saada’da adını yok etmek ve kimliğini düşürmek istediklerini bil.
Sayın başkan dinlemeye ve raporlarını okumaya alıştığın bu insanları bir kenara bırakarak gerçeği bilmen gerekiyor. Bugün gerçeği vatandaşlardan özellikle de Saada halkından dinle. Sayın başkan Husiler hayal değil gerçektir. Onlar kültürleri, İslami ve Kurani mirasları olan başlı başına bir millettir. Onların dini, toplumsal ve hatta savunma alanlarında varlıkları ve tesirleri vardır. Ateşli basınınızın gösterdiği gibi küçük bir topluluk değillerdir.
Senin bugüne kadar Husileri tam ve doğru bir şekilde tanımadığın yönünde bende şüphe oluştu. Çünkü onları tanıyor olsaydın savaş açmaz, bir kurşun bile sıkmazdın. Ama ne yazık ki hâlâ bilmiyorsun ya da bilmek istemiyorsun. Belki de sen durumu gerçekten bilmiyorsun. Sen nereden bileceksin bunu; Husilerin varlıkları, kültürleri ve milletleri olduğunu. Eğer hâlâ savunma ve dışişleri bakanlığının savaşın başladığı ilk günden bugüne kadar bize vaad ettiği askeri zaferi bekliyorsan –zaferden, sonlandırma, kuşatma ve Husilerin kalelerini yıkmaya kadar bazı lafızlarda ihtilaf olsa da- sana diyorum ki sayın başkan bunlar birer hülya ve kuruntudur.
Saada’daki savaşta olanları anlama kapasiten buysa sen sürünün dışında ötüyor ve senin için hazırlanmış bir vehim ve örülmüş bir hayalde yaşıyorsun demektir. Ama her şeyi ya da bazı şeyleri biliyorsan musibet daha da büyüktür.
Sayın başkan bugün 5. savaşı açıyorsun. Yaklaşık 40 gündür devam eden bu savaşta kazanılan başarılar nelerdir? Yıldırım operasyonunda belirlenen hangi hedef gerçekleşti? Dayandığın güçler ve sırtını dayadığın dış makamlar gerçekleştirmek istediğin şeyi başarman için ne yaptı?
Gerçeği bilesin diye; senin şimdi sıralayacağım şeylerden başka bir şeyi gerçekleştirmediğinin kesin bilgisi içinde olduğumu söylüyorum:
-Saçma bir savaş (5.) başlattın ve ülkeyi sonuçları acı olacak yıkım, helak ve yitmişlik girdabına soktun.
-Onlarca evi içinde çocuk, kadın, dul ve yaşlı olduğu halde başlarına yıktın.
-Kuvvetlerin hiçbir Husi mevziini ya da hedefi vuramadı.
-Savaşın başında askeri saldırı korkunç bir katliamla (Dahyan katliamı) taçlandırıldı. Utanç verici bu olay zamanın silemeyeceği ve tarihin unutamayacağı tarihi suçlar listesine eklenecek. Bu, savaşın adını soykırım ve ülkeyi yıkma savaşı olarak yazan ilk suç oldu.
-5. savaşında, ister Sufyan’da ister Saada, Umran ve Sanaa’da olsun zarar gören ve mazlum insanlar yüzünden Husilere karşı daha fazla sempati oluşturdun. Husilerin sayı ve donanımları muhayyilenin kavrayamayacağı kadar büyük oranda artış gösterdi.
Ey başkan! Saada’ya bağlı idarelerde işler yolundaydı. 6 ay süren ve hiçbir hedefi gerçekleştirmeyip hiçbir dağı kurtaramayan 4. savaştan sonra Husiler Doha anlaşması gereğince oradan çekildi, altından bir kasede sana orayı ve birçok dağı teslim ettiler.
5. savaştan sonra bugün o mevziileri yeniden ele geçirdiler ve geri kalanı da kuşattılar.
Bazı bölgelerde yoğunlaşan askeri mekanizmaların vardı. Ama savaşın başlamasıyla birlikte bu bölgeler Husilerin eline geçti, ordunun kaçarken arkasında bıraktığı bir çok şeye hakim oldular. Ve bu bölgede kuşatma altındaki (hala devam eden) iki üç mevzii dışında size ait bir şey kalmadı.
Dahyan şehrine bakan bütün dağlar ve ordunun yoğun olduğu kışlalara kadar her yer askerlerin kaçışından sonra arkalarında bıraktıkları erzak, donanım ve diğer gereçlerle birlikte Husilerin oldu. Bu yoğunluktan sonra birkaç yer dışında buralarda ordunun etkisi kalmadı.
Sana ve orduna hakimiyet, heybet ve tedbir kırıntıları kaldı. Sen ve ordun örümcek ağından bile daha değersiz oldunuz. Ordu Saada’dan tek tek değil bölükler halinde kaçtı. Her şeyi ardında bıraktı. Bu güçle bu heykel (senin ordun) eskilerin haberleri oldu. (Yardımcı bakımından en zayıf, asker bakımından en az olan ordu.)
Sanaa’da sakin ve kendinden emindin. Bu kişilerden hiç korkmuyordun. Onların tarafından gelecek hiçbir hareket seni endişelendirmiyordu. 5. savaştan sonra bugün Husiler Sanaa’nın kapısına dayandılar. Senin güçlerin onları zayıflatamadı ya da yerinden kımıldatamadı.
5. savaştan önce Saada-Sanaa yolu gidiş gelişe açıktı. 100 bin ya da daha fazla askere yapılacak mühimmat takviyesi bu yoldan geçiyordu. Savaştan sonra bu yol onların kontrolüne geçti, ateş hatları oldu. Onların teftiş, hareketleri gözetleme, emir ve nehy noktaları var. Yardımları ulaştırmak için size kalan tek yol gökyüzü oldu.
Saada kısmen sakindi istikrar ve güven vardı. Bugün ise orduna ve askerlerine büyük bir hapishanesi oldu. Oradan çıkamıyorlar ve ayrılamıyorlar. Buradan çıkmak için gökyüzünü, (ama normal değil çok yüksek irtifada) –muhtemel tehlikeler altında- kullanmaları gerekiyor. Bu büyük askeri varlıktan ötürü Saada halkını korku kapladı. Başarısız olan ve bu başarısızlıklarını halka göz dağı vererek kapatmaya çalışan askeri güçlerin dayattığı ambargo çok kötü bir aşamaya geldi. Tüp gazların fiyatı yeterli miktarda bulunmasına rağmen 2000 riyali, bir varil benzinin fiyatı (bu ise mevcut değildir) 25000 riyali, 20 litrelik petrol tüpü (bu da yoktur) 2500 riyali geçmiştir. Bölgedeki insanlar 5 gündür karanlıkta yaşamaktadırlar.
Bu eserler sizin ferasetsiz politikalarınız sebebiyle vuku bulmuştur. Saada eyaletindeki herkesin ona savaş açana felaket kükreyecek aslanlara dönüşmesini uzak bir ihtimal olarak görmüyorum. Yardımlar Husilere gidiyor bahanesiyle toplu bir ceza olarak Saada’yı yıktınız, hayatı güçleştirdiniz, çiftliklerin gelirini zayi ettiniz, besin maddesi ve yakıt girmesini engelleyen askeri noktalar oluşturdunuz.
Sayın başkan hâlâ yandaşın olan basın zafer anının yaklaştığını söylüyor. Keşke bilsen hangisinin zafere daha yakın olduğunu; yenilen, kaçan, çöken ve kuşatan mı yoksa ilerleyen ve zafer kazanan mı?
Sayın başkan! Ülkenin içinde bulunduğu trajedik durum, tehlikeli dönemeç ve çökmüş ekonomiyle 5. savaşı açmaya gerek yoktu. Yıkım ve savaşı değil güven ve istikrarı garanti edecek kararlara; kalkınma ve gelişme kararlarına son derece ihtiyacın vardı.
Keşke (ben de dahil) herkes bu yanlış, zıt ve pervasız kararların daha fazla yıkım, çöküş, ve zayıflatmadan başka Yemen halkına ne kazandıracağını bilse.
Sayın başkan Allah’a yemin ederim ki; çıkardığın bu savaş, yankıları açıkça görülmeye başlayan en çirkin suç ve en kötü karardır. Çünkü sen bu kararla eceline yaklaşıyor, halkı uçuruma sürüklüyor, vatanı böyle kararları ve savaşları, Yemen kanı hesabına kendi hedeflerini ve isteklerini gerçekleştirmek için ülkenin işlerine karışmayı uygun zaman olarak gören pusuda bekleyenlere yem ediyorsun. Suud’un savaş fitilini yakmaya çalıştığını gördük. Hatta iş, Yemen halkından ve topraklarından mesulmüş gibi açıklama yapma ve Yemen’e has fetvalar çıkarmaya kadar vardı. Bu, dış güçlerin hedefinin değerli ülkemizde savaş çıkarmak olduğunu gösteriyor. Ne yazık ki sen de onlara gelişigüzel ve etüt edilmemiş kararlarınla yardım ediyorsun. Biraz tedbir ve hikmet, savaşın çözüm olmayacağını bilmeye yeterdi. Savaşlar bu tarz meseleleri asla çözmez. Mümin bir delikten iki kere sokulmaz sen ise 4 kere sokuldun ve hâlâ anlamıyorsun.
Sayın başkan olumsuz sonuçlardan başka bu kanlı savaşın hangi hedefini gerçekleştirdin? Savaş tüccarları ve Saada’daki liderlere harcadığın ve hala harcamakta olduğun paraların dörtte birini vatana tahsis etmiş olsaydın güçlü, birbirine kenetlenmiş, büyük bir vatan inşa ederdin ve şuan içinde bulunulan duruma gelinmemiş olurdu.
Ey başkan!... Bilmiyorum savaş liderlerinin seni zayıflatmaya, düşürmeye, adını karalamaya çalıştığını biliyor musun? Gerçekten de Irak’ın kuvvetlerinden fazla olan Saada’daki kuvvetlerin ve donanımın –sanki büyük bir devletle savaşıyormuşsun gibi- bugün Saada halkı için hiçbir şey ifade etmiyor. Seni bu seviyeye düşecek kadar seni zayıflattılar.
Artık arada sırada bize sevimli görünmeye çalıştığın yankı yapan konuşmalarının alaycılardan başka dinleyicisi yok. Husilerle savaş bahanesi altında Saada davasıyla ekonomik, askeri ve siyasi isteklerini gerçekleştirmek için çalışan askeri liderler için her şeyi gerçekleştirdin.
Sayın başkan senin donuk basının, kültüründen ya da tezlerinden hiçbir şey değiştirmedi. Yalan haber aktarıyor, halkı kandırıyor, başlıkları ve bazı ifadeleri değiştiriyor. Her gün bize savaşın sonunun geldiğini ve isyankarların son nefeslerini vermek üzere olduğunu söyleyen konuşma ve açıklamalardan başka Saada’da hangi zaferden bahsedebilir?!
5. savaşın çıkmasının sebebinin Bin Salman camisinin bombalanması olduğunu farz edelim. Size verilen bütün araçlarla bu olayda Husilerin parmağı olduğu suçlamasında bulundunuz. Elinizde deliller olduğunu söylediniz. Burada size bir soru sormak istiyorum. Deliliniz varsa söyleyin: Bin Salman camisini kim bombaladı ve bunun arkasında Husilerin olduğunu iddia ettiğiniz deliller nerede?
Sayın başkan sen uçuruma ve sona doğru hızlıca yürüyorsun. Keşke insanın aceleci yaratıldığını bilsen. Ben sana doğruyu söyleyeceğim ve bilmen gereken gerçeği eline sunacağım. Yalancılara lanet olsun. Senin ordun ve Saada’daki savaş liderleri büyün eyaleti yıkıyorlar. Kadınları, çocukları öldürüyorlar, evleri bombalıyorlar, masum insanları tutukluyorlar. Basında yer alan haberler kesinlikle doğru değil ve yalandan ibaret. Senin basınının alışkın olduğu pervasızlık ve acelecilik metodunu anlatacağım.
Askeri gazeteler kanalıyla defalarca Abdulmelik Husi’nin öldürüldüğü bir defasında da yaralı olduğu bildirildi. Sizinle onun tutuklanması arasında sayfalardaki satırlardan başka bir şey yoktur. Bu gerçek değildir. Size yemin ederim ki Husi sağlık ve afiyet içerisindedir. Artık söyleyenlerin utanmadığı ve yalan, kandırmaca ve insanları batıla sevk etmekten yılmadığı bu yalanları herkes biliyor.
Geçenlerde size ait bütün basın organlarında resmi olarak Beni Haşiş bölgesinin Husilerden tamamen temizlendiği, diğer Husilerin de ele geçirildiği ve bölgenin silahlı güçlerle güvenlik güçlerinin hakimiyetine geçtiği bildirildi.
Birkaç gün geçmeden iddia ettiğiniz şeyin tersi ortaya çıktı. Ve savaş başlangıçta olduğu gibi yeniden başladı. Bilmiyorum bunu meydanda gerçekleştiremediniz de açıklamalarla mı gerçekleştirmek istediniz? Yoksa bu korkunuzun dinmesi ve sakinleşmeniz için adamlarınızdan birinin size sunduğu hayallerden biri midir? Ya da milyonlarca kişi basının iddia ve iftiralarının yalan olduğunu anlasın diye Allah başarısızlık ve utancı birleştirmiş midir?
Silahlı kuvvetlerin Sanaa ve Saada arasındaki anayola hakim olduğu yönündeki haberler de yalan ve kuru iftiradır.
Silahlı kuvvetlerin Husilerin son kalesini kuşattığı yönünde yazılan haberler. Bunun Husilerin nasıl son kalesi olduğunu bilmiyorum? Bu trajikomedidir. Keşke siz savaş coğrafyasını, cepheleri ve iddia ettiğiniz kaleleri tanısaydınız.
Bundan sonra Husilerin silahlı kuvvetlerin Saada ve Maran’daki son kale ve mevziilerini kuşattıkları ve yerle bir ettiklerini söyleme hakkım doğuyor. Bunun delili ise onların eyaletin 4 ana hattına hakim olmalarıdır. Bu 4 hat şunlardır:
1-Eyaletin kuzey yönünde Suud’la sınırına bağlanan Saada-Alb hattı. Husiler burada 100 km’den fazla bir mesafede yoğunlaşmış durumdalar ve buraya bakan birçok nokta ve mevzileri var.
2-Saada-Sufyan-Umran- Sanaa hattı. Husiler burada birkaç kavşakta yoğunlaşıyor. Bu kavşaklar Al-Mahadhir, Al-Ammar, Al-Amshiya, Al-Hayra ve Ayyan’dır. Ayrıca bir çok teftiş noktasına da sahipler.
3-Eyaletin kuzeydoğu yönünde yeşil Suud’la olan sınıra giden Saada- Al-Bakaa hattı. Husiler buradaki en büyük kavşakta (Vadi al-Cabbarah) yoğunlaşıyorlar ve yine burada da teftiş noktaları var.
4-Saada-Sakeen-Haydan-Maran-Malahit hattı. Husiler bu hattın tamamında yoğunlaşıyorlar. Burada Sakeen’den Malahit’e kadar onlarca nokta ve teftiş merkezi bulunuyor. Bölgenin hakimiyeti onların elinde.
O halde sayın başkan kaleleri kim kuşatıyor ve yıkıyor? Herkes ana hatlardaki Husilerin hakimiyeti altındayken ne kuşatması ve ne yıkımından bahsediyorsunuz? Ayrıntılı olarak açıklamak ya da basının hayali zafer açıklamalarına cevap vermek isteseydim söz çok uzardı. Ama özet olarak diyorum ki bu haberler yalandır ve gerçekten uzaktır.
Basında savaş liderlerinin savaş meydanında bocalamaları, yenilgiyi tatmaları ve bunu telafi etmek için basın organlarını kullanmalarından başka bu barbar saldırı hakkında doğru bir ifade geçmiyor.
Abdulmelik Husi bütün bu iddialara “iddia ettiğiniz şeyler doğruysa tarafsız basın organlarına izin verin de dünyaya gerçekleri aktarsınlar” diyerek meydan okumuştu. Ben de diyorum ki; ordunuz çok az da olsa ilerleme kaydetmişse basın bu ilerlemeyi aktarsın. Ama ordu hiçbir başarı kaydedemediği için onların savaş haberlerini aktaran yerel ve hatta dış basın organlarını tehdit edip ikaz ettiklerini görüyorsunuz.
Son olarak sayın başkan benden bu nasihati kabul ediniz. Nasihat malla sayın alınmaz ondan daha değerlidir. “Ülkeyi ve içindekileri yok eden bu savaşı durdur. Saada’daki askeri liderliklerden savaş tüccarlarını çıkar. Hepiniz; siz ve Husiler diyalog masasına oturun. Aranızda Doha’da imzalanmış bir anlaşma var. Yitirdiğiniz güvene bir şans daha tanıyın, birbirinize güvenin. Sorumluluk sahibi olun ki başarı gerçekleşsin. Yemen halkını bu felaketten sakındırın. Husilerle muameleniz düzgün olsun, onlar da Yemenliler. Dışardan gelmediler.Onlara haklarının verilmesi normal bir iştir bazılarının sana göstermeye çalıştığı gibi başarısızlık ya da yenilgi değildir. Aksine cesaret ve insaflılıktır.
Son olarak Suud liderliğinin hükümeti çökertmek, zayıf düşürmek ve Yemen halkını parçalamak için çalıştığını bilin.
Kabul ederseniz nasihatim budur.
* Husi Hareketi sözcüsü Muhammed Abdusselam'ın Saada şehrideki beşinci savaşı anlattığı bu yazı, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3075 | ![]() |
| Dolar | 1,8435 | ![]() |
| Altın | 92,7679 | ![]() |































Vatikan gizli arşivleri
80 yaşındaki kadın havada dehşet saçtı
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon