27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
Operasyon işgale dönüşürse olayların seyri değişir
kocak6@hotmail.com
Libya’daki Kaddafi karşıtı protestoların silahlı bir isyana dönüşeceğini, Kaddafi’nin şiddet dışında hiçbir seçenek şansı bırakmamasının; Libya’ya bir müdahaleyi gerektireceğini, müdahale için fırsat bekleyen emperyal güçlerin var olduğunu, ayrıca bu ihtimalin Kaddafi’nin izlemiş olduğu baştan sona yanlış politikalar yüzünden pek de uzak olmadığını çok öncelerden yazmıştım.
Maalesef zaman, benim gibi düşünen milyonları haklı çıkardı ve korkulan oldu. Libya, “İnsani müdahale ve Demokrasi getirme” bahanesiyle acımasızca yakılıp yıkılırken; Libya halkı resmen ikiye bölünmüş oldu ve bir iç savaşa doğru ilerliyor. Kabilecilik yapısına dayalı Libya’da şimdiye kadar ülke gelirlerinden aslan payını bölüşen Kaddafi ve taraftarları mevcut yapıyı koruma mücadelesi verirken, halkın bir diğer kesimi de demokrasi ve özgürlük uğruna canları ve mallarıyla ağır bedeller ödüyor.
İşgale zemin hazırlamak için Kaddafi’ye bir süre daha ihtiyaçları var. ABD Başkanı Obama yaptığı açıklamasında hedeflerinin Kaddafi olmadığını söylemişti. Kaddafi ve yönetimi değilse; o zaman bu operasyonların sebebi Libya’yı yakıp yıkmak ve petrollerini sömürmek için bir ‘işgal planı’ mı sorusu akla gelmektedir.
Operasyonların seyrine baktığınız zaman bu konuda birçok gerçeği fark edebiliyoruz. Operasyonda Kaddafi ve yönetimi değil aslında ülkenin alt yapısı yok ediliyor. Ülkenin, ulaşım, haberleşme ve diğer teknik altyapısı bombalanıyor. Libya Milli serveti ve savunmasız insanlar da bu operasyonlarda zarar görüyor.
Nedeni açık..Eğer Kaddafi yok edilirse işgal gerçekleşmesi zorlaşır ve meşruluğu olmaz. İç savaş sürmez ve ülke yakılıp yıkılmaz. Kısacası ekonomik çıkarlar ve menfaatlere dayalı hesaplar tutmaz…
Elbette şu anlık bu ülkelerin Kaddafi’ ye işgale zemin hazırlamak için bir süre daha ihtiyaçları var. Çünkü Kaddafi, yanlışlarıyla Batı emperyalistlerine yeni bir sömürü dönemine hazırlanma şansını veriyor. Onun çılgınlıklarından, ihtiras ve deliliklerinden istifade etmek için onun yok edilmesi veya kısa zaman içinde kadrosuyla birlikte bertaraf edilmesi şimdilik söz konusu değildir.
Türkiye olarak Arap dünyasındaki diğer ülkelerde olduğu gibi Libya’da da despotçu diktatör ve kadrolarının devre dışı bırakılarak, bu ülkenin de özgürlükçü ve hukukun üstünlüğünü esas kabul eden bir rejime kavuşturulması ortak arzumuzdur.
Ancak Amerika ve Batılılar kağıt üzerinde kalan ve her fırsatta tekrar ettikleri bu arzularında samimi değiller. Çünkü icraatlarından da anlaşıldığı gibi bu değerler üzerinden esas amaçları işgal etmek ve sömürmek niyetinde oldukları açıkça görülmektedir. Geçmişte birçok örneğinde olduğu gibi, demokrasi bu ülkeler için bir değer, bir amaç değil, saldırı ve işgal için bir araç, bir kılıf ve bir bahanedir.
BM, kararlarının Fransa öncülüğünde ki uygulama şekli ile bölgeye yönelik politik tavırlar incelendiğinde bu gerçekleri anlıyor ve görüyoruz.
Sözün özü şudur; BM’nin aldığı bu kararla başlatılan operasyonların hedefi, demokrasi getirmek vs değil açıkça Batılı güçlerin Ortadoğu’ya yeniden dönüş planlarının bir parçasıdır.
Türkiye’nin tavrı Osmanlı politikasının devamıdır
Türkiye’de başta AK Parti iktidarı olmak üzere çok geniş bir kitle Libya’ya müdahaleye karşı çıkıyor. Çünkü Batı’ya karşı kuşku dolu ortak bir eleştirel bakış var. Artık herkes çok iyi biliyor ki; Batı kendi çıkar ve menfaatleri olmadan harekete geçmez. Unutulmasın ki; ikiyüzlülük, sadırı ve işgal gibi kara lekeler Batılı emperyalistlerin tarihinde mevcuttur.
Türk Hükümeti’nin meydana gelen gelişmelere yaklaşımının bölgeye yönelik Osmanlı devlet politikalarının bir devamı niteliğindedir. Türkiye, halkının istek ve beklentilerine kulak vermeyen diktatör Kaddafi’nin yanında olmadığı gibi BM’nin Libya halkının korunması yönünde aldığı ‘İnsani müdahale’ kararını istismar ederek Libya’ya saldıran güçlerin de yanında olmamıştır.
Türkiye NATO içindeki sorumluluğunun bilincinde olduğu kadar teslimiyetçi bir ruh içinde her emredileni yapan ve verilen görevler ile rolleri üslenen bir ülkede olmamıştır. Her fırsatta Libya’nın egemenliğini, toprak bütünlüğünü savunmuş, işgal planlarına karşı sesini yükseltmiştir.
Başbakan Sayın Erdoğan’ın Cidde Ekonomik Formu’nda “İşgaline asla müsaade etmeyiz. Birileri gibi bu ülkenin petrol başta olmak üzere yer altı ve yer üstü zenginliklerine hiçbir zaman gözümüz olmamıştır, Ancak birilerinin de bu bölgeye yönelik gizli hesaplarına sessiz kalmayız. Hiç kimse unutmasın ki; Libya Libyalılarındır” şeklindeki konuşması Türkiye’nin bu konudaki niyet ve politikalarını açıkça ortaya koymuştur.
Ortak inançtan doğan kardeşlik ruhu, tarihi, kültürel ve İnsani değerleri hiçe sayarak, işgalcı ağzıyla zırvalayan siyasilerimiz yok değil. “Yanlış politikalarla Libya’daki petrol ve yeniden inşasında ki paylarımızı batılılara kaptırıyoruz. Mutlaka Batılıların cephesinde yer alıp Libya’nın paylaşımından büyük bir pay almalıyız” şeklinde bir eleştirel tavır alınsa da; insanlık onurunu ayaklar altına alan Batılılara rağmen şahsiyetli ve onurlu bir duruş sergileyerek kendi doğrularında ısrarcı tavrını sürdüren Türk hükümeti bu tavrı ile sadece Türkiye’de değil tüm dünyada takdir edilmektedir.
Çünkü Türkiye bu anlamda, fırsat kollamamakta, çıkar peşinde koşma yerine insanı değerler üzerinde ve beynelmilel hukuku esas alarak hareket etmektedir. Bazı kayıplarımız olacak olsa bile tarihte olduğu gibi biz, emperyalistler gibi sömürgeci ve işgalci bir davranışın içinde olamayacağımız gibi, yaltakçıları ve destekçileri de asla olamayız.
Yüce meclisin desteğiyle onaylanan ‘Tezkere’nin verdiği yetkiyle hukukun üstünlüğü ve halkların özgürlüğüne destek amacıyla NATO çerçevesinde insani yardım ve ambargonun denetlemesi görevlerinin üslenilmesi politikalarımıza ve bölge insanının menfaatine uygundur. Bu girişimleriyle Türkiye tüm dünyaya, kendi hassasiyetlerini dünyaya duyurduğu gibi geçmişte olduğu gibi biçilen her rolü kabullenmeyeceği mesajını vermiş oldu.
mahmut
Mehmet bey Allah aşkına sizden ne zaman kendinize özgü doğru analizlerle dolu bir yazı okuyacağız. Siyasi konjektör ve şartalardan arınarak iktidarı övmeden ne zaman yazı yazacaksınız bilmiyorum. Şahsen ben yazılarınızı değerlendirmenizi ve Timeturk ün diğer yazarlarının son aylarda özellikle ortadoğu meseleleri hakkında yakalamış olduğu havayı koklamanızı beklerim
26.03.2011 11:48:41
mahmut
Yazınızda Libya konusunda batnın esasi hedefinin libyaya demokrasi getirmek olmadığını, aksine petrolü elde etmek olduğunu söylüyorsunuz. Sonra da bütün bunlardan türkiyeyi ayrı tutarak izlediği pozisyonu yere göğe sığdıramıyorsunuz. Allah aşkına siz Erdoğanın BM kararı öncesi ve sonrası yaptığı birbiri ile çelişen iki açıklamasını okumadınızmı duymadınızmı?Erdoğan libyaya demokrasi isterken batının gözleri libya petrollerinde idi.Yoksa başbakan batının bu kastınıda mı göremedi? Tabi basiret ile bakmak ve görmek için bakış zaviyesi gerekir.
26.03.2011 11:43:29
mahmut
Mehmet bey, 'Ben libyadaki durumun bu şekilde olacağını söylemiştim vede oldu' demiş. bu öngörünüzü başbakanlada paylaşsa idiniz ya!!! En azından libyadan türklerin tahkiyesinden başka bir şey düşünmeyen başbakanı uyandırmış olurdunuz. Olacak şey değil Siz sıradan bir insan bir yorumcu yazar olarak libya hakkında öngörüde bulunuyorsunuz. Ama Başbakan ve iktidar böyle bir öngörüyü kestiremiyor. ne kadar komik. Ve Mehmet bey siz bu yazınızda meseleye ne kadar yanlı baktığınızı apaçık okuyucunun gözleri önüne seriyorsunuz.
26.03.2011 10:02:51
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook
































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon