Mısır'da seçime itiraz
Mısır'da seçime itiraz
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İslam coğrafya’sındaki sancılı değişim ve Türkiye’nin hamleleri
kocak6@hotmail.com
02.04.2011




Arap dünyasındaki tansiyon bir türlü düşmek bilmiyor. Protesto sesleri ile silah sesleri birbirine karıştı. Yaşanan üzücü olaylardan; siyasal düşünce yoksunu, eğitimsiz, mantıksal ve zihinsel öngörüden yoksun, despotçu diktatörler sorumludur. Çünkü ülkelerinin ve halklarının birliğinin bir numaralı sorumlusu olarak, onların endişelerini, beklentilerini anlamaları ve kavramaları gereken bizatihi kendileridir de ondan.

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Arap ülkeleri ile gerçekleşen karşılıklı resmi ve özel ziyaretler esnasında bu ülkelerin liderlerine ve onlara bağlı kadrolarına önemli uyarılarda bulunmuştu. Başbakanımız ayrıca çağın gelişmelerini dikkate almak, değişim ve yeniden yapılanma konularında halkların beklentileri yönünde reformların başlatılmasını önermişti. Ayrıca muhalefeti dış mihraklı görme ve güç kullanarak sindirme yerine sokaklardan yükselen seslere kulak verilmesinin en doğru yol olacağı yönünde tavsiyelerde de bulunmuştu. Nefsinin esiri olmuş bu despotlar ve yandaşları, tatmin olmayan iktidar hırsları, gurur ve kibirlilikleri yüzünden bu uyarı ve tavsiyelerin önemi ve ne anlam taşıdığını maalesef anlayamadılar veya anlamak istemediler.Bu konuda Başbakan Erdoğan’ın defalarca uyardığı kişi olan Kaddafi’nin ve ülkesi Libya’nın durumu ise ortadadır.

Bu diktatörler; keşke ötekini suçlamak yerine sorunların sebebi olan aynadaki kendi zorbalarını görebilselerdi. Keşke bu çağrı ve uyarıları ciddiye alıp anlamış olsalardı. Ve yine keşke; Ülkesinin işgaline hazırlananlara bu fırsatı veren girişimlere tevessül etmemiş olsaydı.

TÜRKİYE, AKTİF SORUMLULUK ÜSLENEN BİR ÜLKE


Değişen ve yeniden yapılanan dünya ve bölgesel siyasi gelişmeler doğrultusunda dış politikasının rotasını yeniden belirleyen Türkiye, beynelmilel hukuk çerçevesinde sürdürülebilinir bir istikrar, milletlerin barış ve huzurunu temel esas kabul etmektedir.

Türkiye, dış politikasına yön veren yeni vizyonuyla küresel olaylarda fikrine baş vurulan, çözüm önerileri üretme kabiliyeti olan ve sözü dinlenen akil ülkeler arasındadır. Geçmişte olduğu gibi kendisine verilen rolleri kayıtsız şartsın kabul eden bir ülke olmak yerine teslimiyetçi olmayan ve kendi inandığı doğrularında ısrarlı, ağırlığı kabul edilen bir ülke konumundadır.

AK Parti iktidarı döneminde ve bilhassa Dışişleri Bakanımız Davutoğlu’nun öncülük ettiği Türk dış politikası, yeniden formatlanarak bir vizyona kavuşturulmuştur. Bu sayede Türkiye, uluslar arası meşruiyeti olan projelerde, Uluslararası sistem içinde aktif sorumluluklar üslenebilmektedir.

Arap dünyasının istikrar ve güvenliğinin yeniden sağlanması için Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu' nun Londra'da, MİT Müsteşarı Hakan Fidan Suriye’de ve Başbakan Erdoğan Irak’ta uluslar arası düzeyde eş zamanlı olarak temaslar gerçekleştirmeleri bu konudaki samimi gayretlerinin bir göstergesidir.

Şu bir gerçek ki; Türkiye izolasyonlardan sıyrılarak yakın tarihin hiçbir döneminde İslam Dünyası başta olmak üzere tüm dünya ile bu kadar bütünleşmemiştir. Bu bütünleşmenin; birilerinin emperyal plan ve uygulamalarına yamanarak değil, kendi inanç, kültür ve değerlerimiz doğrultusunda, beynelmilel hukuku esas alan ilkeli duruş yönünde gerçekleşmesi bizim acımızdan onur ve gurur verici bir gelişmedir. Türkiye bu sayede, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan olaylar ve yeniden yapılandırma konusunda da bölgede barış kurucu, çatışma önleyicisi bir rol üslenerek, emperyal güçlerin işgal oyunları bozulmuştur.

ERDOĞAN, KARDEŞLİK RUHUN ÖNCÜSÜ

İslam dünyasının en çok sevilen ve sayılan lideri olan Başbakan Sayın Erdoğan’a Türkiye sınırları ötesinde duyulan bu sevgi seli ve ilginin bir kaç sebebi var; Bu sebeplerden biri tarihin derinliklerinde bıraktığımız ortak değerlerin temsilcisi olan medeniyet izlerini sürmesi; diğeri ise, emperyalist güçlerin İslam dünyasına yönelik saldırı, işgal ve sömürü planlarına karşı onun barışçı ve uzlaşmacı tavrına duyulan güvendir. Kısacası Başbakan Sayın Erdoğan tüm İslam dünyasında, kardeşlik ruhun öncüsü olan kabul edilmektedir.

Gittiği diğer İslam ülkelerinde olduğu gibi Irak’ta da büyük bir coşku ve ilgiyle karşılanması ve Arap, Kürt, Türkmen ayrıca Suni ve Şii mezhepsel ve etnik köken gibi farklılıklar yerine ortak değer olan İslam kardeşliği rüzgarlarının esmesinin sebebi de budur.
Bağdat’da Arap kardeşlerimizin Başbakan Erdoğan’a gösterdiği ilgi ve sevginin aynısı Erbil’de Kürt kardeşlerimiz tarafından gösterildi. Başbakan Erdoğan lehine sloganlar atıldı. Ellerde taşınan Türk bayrağı, bölgesel Kürt yönetimi bayrağı ve Irak bayrakları yan yana dalgalandı. Arapça, Türkçe ve Kürtçe “Kardeşliğin öncüsü Erdoğan hoş geldin” pankartlar taşındı. Necef’te Şii kesimin önderlerinden Ayetullah Ali Sistani ile gerçekleşen görüşme ve Hz. Ali’nin mezarı ziyareti çıkışında Şii kardeşlerimiz o coşkulu ve sıcak ilgisi aynı şekilde Kazımiye ve İmam-ı Azam Ebu Hanife türbeleri ziyareti sırasında yaşandı.

Bütün bu gerçeklerden de anlaşıldığı üzere Başbakan Erdoğan’ın ziyaretleri sırasında, attığı her adımda, yaptığı her görüşmede sürekli olarak dile getirdiği gibi, İslam Coğrafyasının barış ve huzuru; demokrasi ve özgürlükler çerçevesinde, işbirliği, kardeşlik ve dayanışma gibi değerlerden geçmektedir. Bugün İslam Dünyasında yaşanan olaylardan bunu daha da iyi anlamaktayız.

Bugün bu değerlerin yaşanması ve yaşatılması için başta Türkiye olmak üzere, İslam Dünyasının öncülerine önemli görevler ve sorumluklar düşmektedir.


mahmut
2011 Haziran genel seçimlerinde AKP den adaylık koyma düşüncenizmi var yoksa?
03.04.2011 18:27:54
mahmut
Genelde bir çok köşe yazarı ortadoğudaki ayaklanmalar sürecinde Türkiyenin bölgesel aktör rolünü pratikte ortaya koyamadığını, ABD ye bağımlı kaldığını, Erdoğan ın Obama ile tel. görüşmesi yapmadan açıklama yapmadığını söylerlerken siz niçin bu kadar İktidar ve Erdoğan pofpoflamacılığı yapıyorsunuz?
03.04.2011 18:26:51
mahmut
Başbakan ERDOĞAN eğer ortadoğuda demokrasiye geçiş istiyor ise diktatörlerin yıkılmasını istiyor ise Niçin SURİYE rejimi baas cı ESAD ın da koltuğunu bırakmasını ondan istemiyor? Siz galiba suriyede esad ın işlediği katliamlardan bihabersiniz.
03.04.2011 18:23:55
mahmut
Başbakan Erdoğan, Tunus ve Mısırda başlayan ayaklanmaları islami bir alana yayılmaması için Batının istediği kontrollü geçiş formülü(Kokuşmuş demokrasiye geçiş)nü üstlenerek lider rolünü yürütürken libyada niçin bu rolünü yürütemedi? Ve neden binlerce masum müslümanın kanı üzerinden NATO ile pazarlık yaptı. Neden Onlarla işbirliği yaptı?
03.04.2011 18:21:42
mahmut
Mehmet bey bir kaç sorumun cevabını sizden rica edeceğim.
Soru1: Türkiyenin ve sizin deyiminizle AKP İktidarının ortadoğudaki tunusla başlayıp suriye ile hala devam eden gelişmelere, Batının ve ABD nin maslahatının dışında ümmetin maslahatına, girişimde bulunarak gerçekleştirdiği bir siyasi hamle söyleyiniz?
03.04.2011 18:17:38
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook