Mısır'da seçime itiraz
Mısır'da seçime itiraz
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
Despotlar yerine ‘Uysal Diktatörler’ projesi
kocak6@hotmail.com
29.01.2011




Dünya gündemine oturan ve aylardır tartışılan kitlesel halk hareketleri “Arap dünyasında diktatörlük dönemi son mu buluyor?” sorusunu akla getiriyor.

Bu soruya EVET, demek henüz erken olsa da “Zor, ancak mümkün” cevabının daha doğru olacağı kanaatindeyim.


Çünkü;


Arap dünyasında büyük bir heyecan ve hareketlilik yaşanırken, içine özgürlük ateşi düşen Arap halkı kabına sığmıyor.


Tunus’ta patlak veren, beklenmedik halk hareketleri Mağrip olarak bilinen Kuzey Afrika ülkelerine dalga dalga yayılıyor.


Görünen o ki; diktatörler ve onların köhne düzenlerinin kalıntıları yok olana kadar bu isyanlar bitmeyecek.


Bu değişim girişimleri karşısında büyük bir korkuya kapılan despot diktatörlerin, kolluk kuvvetlerini kullanarak bu hak arayışlarını bastırmak için acımasız ve insafsız davrandıklarına şahit oluyoruz.


Ancak tüm sertlikler ve zalimlikler sokaklardaki coşkuyu ve hak arayışını durduramıyor.


Rejimi ve diktatörü koruma adına polis ve askeri güçlerin kural tanımaz sertlikte halka saldırması ve o derece inatlaşan kitlelerin direnişi maalesef kanla, ateşle ve şiddetle yoğruluyor.


Ülkelerinin yer altı ve yer üstü zenginliklerinin diktatörler üzerinden emperyalist güçler tarafından sömürülmesine “Yeter bu topraklar bizim, artık zengin topraklarımız üzerinde aç ve esir yaşamak istemiyoruz” diyerek sokaklara dökülen halkın başlattığı isyan karşısında emperyalist güçler de şaşkın.


Kaçan ve koltukları sallanan despotların yerine Arap dünyasındaki bu isyan ateşini düşürmek için “uysal diktatörler” öneriyorlar.


Tunus’ta geç kalan bu güçler Mısır’da fırsatı kaza etmemek için harekete geçtiler.


Mısır’da en büyük siyasi güç olan ‘İhvan Hareketi’nin, diktatör Hüsnü Mübarek sonrası doğacak boşluğu dolduracağı korkusuyla ‘uysal diktatör’ olarak el altında tuttukları ve Nobel Barış Ödülü ile de taçlandırdıkları Baradey’in Mısır’a dönmesini sağladılar.


ABD ve Batılı ülkeler bir yandan Baradey’i hazırlarken diğer yandan ‘İhvan Hareketi’ öncüleri ile de temaslarını sürdürüyorlar. Eğer Baradey tutmaz ise ihtimaline karşı ‘İhvan Hareketi’ni de elde tutmaya uğraşıyorlar.


Sömürgeciler iki yüzlü


Fansızların kuklası Zeynel Abidin Bin Ali diktatörü, ülkesinden kaçarken ilk sığınmak istediği ülke Fransa olmuştur. Yıllarca kullandıkları ve onun üzerinden geçmişteki işgal ve sömürülerini sürdüren Fransa, zalim diktatöre siyasi sığınma hakkını vermediği gibi Fransa’ya kaçırdığı 12 milyar dolarlık servete de tedbir koymuştur.


Çünkü onlar için önemli olan dostluk ve vefa değil, menfaat ve çıkardır.


Diğer bir deyişle “limon sıkıldıkça limondur, suyu bitince çöptür” anlayışı hâkimdir.


Sadece Fransa mı?


Hayır...


Tüm işgalci ve sömürgeci güçlerin temel politikaları ve anlayışları budur.


Bu durum; onlara sadakatle bağlı ve saltanatları uğruna onların ülkelerini sömürmelerine taşeronluk yapan diktatörlere örnek olsun...


¥


Bir uyarı!


Dünya siyasi tarihini yakinen ilgilendiren bu olaylar ve bu değişim sürecinde Türkiye neler yapıyor?.


Millet ve devlet olarak burada yaşananları görmezlikten gelemeyiz.


Çünkü bu coğrafyaya beş asrı aşkın hükmeden Büyük Osmanlı Devleti bu ülkeleri birer vilayet kabul ederek valiler tayin ederdi. Valilerle idare edilen bu ülkelerde farklılıklara rağmen Osmanlı devlet otoritesi ve adaletli siyaseti sayesinde huzur ve sükûn hâkimdi. Çünkü sömürü değil, adilane paylaşım ve insanlara hizmet vardı.


Bu topraklar bizden koparıldıktan sonraki süreçte, işgal ve sömürüden kurtulamadılar. Emperyalist güçlerin fitne ve fesat oyunlarıyla buralarda hep iktidar kavgaları yaşanmış ve işbirlikçi despotlar iş başına getirilmiş.


Şimdilerde ise başlayan isyanlar hak ve adalet arayışı olduğu kadar sömürgecilere duyulan bir nefrettir.


Hani bir laf vardır. “Ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir” veya “bekleyelim görelim” beklentisi içinde olmak bize yakışmaz.


Devlet olarak, hükümet ve millet olarak aynı ruh ve aynı inancı paylaştığımız kardeş devlet ve milletlere bu zor günlerinde destek vermeliyiz. Despot zalimler ve onların köhne düzenlerine karşı kardeşlerimizin haklı davalarını ve zulme karşı isyanlarını desteklemeliyiz.


Kısacası: Türkiye, sarayların değil sokakların sesine kulak vermeli


Unutulmasın ki;


Bu bir insanlık ve kardeşlik vazifesidir...


Osman Ergün
Aynen Kadirov katili gibi mi?
03.02.2011 12:46:00
Eyüp YILDIRIM
Yazının başlığı ile içeriği çelişkili. Proje nedir? Bir proje yapıldı da ondan sonra halk mı ayaklandırıldı? Durum bu mu? Değil. Ayaklanan halkın oluşturduğu ortamdan faydalanma proje değildir. Dolayısıyla yazının başlığı tamamen yanlıştır. Bu yazıdan bağımsız olarak şunu söylemek istiyorum. Hemen hemen bu konuda yazı kaleme alan insanlar, lider yokluğundan yakınıyorlar. Bu ne lider fetişzmidir anlayamadım. Lider halkın bizzat kendisidir. Şaşırmaya gerek yok.
31.01.2011 00:19:23
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook