Mısır'da seçime itiraz
Mısır'da seçime itiraz
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İran'ı doğru algılamak
mehmettepe76@gmail.com
23.08.2011




İran bizim için sempati duyulan esaslı ve hakiki bir muamma. Bu bilinçsiz sempatinin nedeni laik-seküler devletçi günler yaşadığımız dönemlerde kendi devrimini yaparak laik-seküler, ulusçu ve Amerikancı denilen şah dönemini kapatmasıdır. Bizde sempati duyanların göremediği nokta bu devrimin kendi kodları üzerine inşa olmuş bir devrim olduğuydu. İran daha sonra ümmetçi tavırdan daha çok Şii yapılanmaya özen gösterse de bir Müslüman için sempati duyulmasını sağlayacak çok nedenleri var. Hem İran üzerine yazılan metinleri okuma hem de başta üstadım diyebileceğim (bazı özellikleriyle) ve ilk okumalarımın göz ağrısı Şeriati ve Mutahhari'yi, Abdülkerim Suruş'u, S. Hüseyin Nasr'ı, Shayegan'ı İran'lı entelektüelleri okumaktan zevk aldım. Mecid Mecidi'nin filmlerini izlemek ise benim için ayrı bir zevk olmuştur. M. Hatemi'nin "Dalga Korkusu, Din ve Demokrasi ve Şehrin Dünyasından - Dünyanın Şehrine" kitaplarında ise günümüz dünyasını anlama çabasını görürsünüz.

İran mümbittir. Söz konusu bu mümbitliği Persliliğinden ya da Zerdüşt dinine inanmanın kökenlerinden gelmez.
İslam'la müşerref olduktan sonra bu mümbitlik artmıştır. Ama bu mümbitlik tıpkı Şeriati'de olduğu gibi çoğu zaman kafa karışıklığıdır.

Öğrencilik yıllarımda İrancılık modası vardı. Bu durum bazen moda olmaktan çok benim gibi tipler için can sıkıcı durum oluşturabiliyordu. Mevcut cemaat, misyon ya da yaklaşımların dışında farklı bir şey düşünüyorsanız 'İrancı' olmakla yaftalanabilme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirdiniz. Hele elinizde Mutahhari veya Şeriati'nin kitapları varsa suçüstü delilli ispatlı 'İrancı'sınızdır.

Bir de bizim gibi tiplerin dışında Şeriaiti bile okumayan Suruş'u ve Nasr'ı hain olarak gören katıksız bu süzme İrancılar vardı. Humeyni'ye biat etmemeyi kafirlik düzeyinde gören bir zihin ve ufukla yaşıyorlardı. Bu ufuk hem İran'ı hem Türkiye'yi hem de dolaysıyla dünyayı ıskalıyor, nostaljik bir devrim hezeyanıyla nefes alıp veriyordu.
Bazen aklıma gelir "Halen bu ülkede -katıksız- İrancı var mı?" diye.

Bunun anlaşılabilmesi için her halde Suriye'deki olayların patlak vermesi ve Yusuf Kaplan'ın İran'la ilgili yazılar yazması gerekiyordu.

Aslında yıllardır özellikle 11 Eylül'den sonra İran'ın uygulamış olduğu politikalar entelektüel ve meseleyi anlama çabası içinde bulunduranlar için düşündürücü ve sorunluydu.

Yusuf Kaplan yazılarıyla hem biriken öfkeyi dillendirmiş hem de sorunlu politikaları deşifre etmiştir. "Suriye'den önce İran'ı durdurmalı' adlı ilk yazıyı okuduğumda şaşırmıştım.

Suriye'de kan dökülmesine itiraz etmeyen bilakis göz yuman ve destekleyen İran'ı lanetlemesi benim de tuhafıma gitmişti. Ama bunu masum insanların öldürülmesine tahammül edemeyen bir yüreğin hassasiyetine yorumlamıştım. Zaten sonraki yazılarda bu kısma dair bir özür beyan etti. Kaplan, İran'ın tarihsel hastalıklarına ve İran'ın

11 Eylül'den sonraki İran'ın stratejik ve siyasal konumuna değinen yazılar kral'ın çıplak olduğu gerçeğini dile getiren yazılardı.
Krallarının çıplak olduğunu duyan İrancılar ya da Kralcılar nasırına basılmış adam gibi davranmaktadır. İran'ın özellikle Suriye politikasını ve Esad'ın zulmünü desteklemesine sahip çıkmak Müslüman'a yakışır mı. Haksızlık varsa şeytanlık yapmanın alemi nedir? İran'la ümmetçi bir çizgide buluşmanın yolları aranmalıdır.

Humeyni'den bize geriye kalan seccade, tespih ve Kuran'dır. Devrim Humeyni'den sonra bitmiştir. Hatemi'ye tahammül edemeyen İran ne kadar Müslüman'dır? İkbal'in dediği gibi 'İran'da İslam İranlılaşmış mıdır?' İran bir hakikat'mi yoksa bir simülasyon'mudur? Hala İran'ı entelektüel zeminde anlamak ya da algılamak çabası içinde olmayanlar hakiki İran'la değil Baudrillard'ın kavramıyla 'simülatif' İran'la ömür tüketecekler.
ilhan güngör
İman etmek için önce faşizmi terk etmek gerekir ?! Birileri hâla, allanıp pullanmış müslüman türklük , türk müslümanlığı vb. gibi faşizan tavırlarla dünyaya bakacaksa , görecekleri yalnızca bu faşizan-mezhepçi yaklaşımlardır .... İran'ın İslam Dünyası'nın lideri olmasını çekemiyorlar işte gerçek bu !! İran'ı eleştiriyorsunuz evet eleştirin ,ama önce içinde yaşadığınız ülkeye bir bakın ; 2008 de Gazze için toplanan yardım paralarının nerde olduğu sorun !!!!! Sonra liderinize bakın !!!!!!!
07.10.2011 22:59:42
mesut
Tersini bir de düşünün Suriye halkı da Esad rejiminin İsrail uşağı olduğunu ve bundan dolayı yıllardır içindeki İslami hareketleri bastırdığını düşünüyor. İran'ın baktığı gözle bakarsan hangi din, hangi vicdan hangi insan sözde komplolardan dolayı 3 bin kadın, çocuk ve insanın katline izin verir? Esad rejimin İsrail ve ABD uşağıdır ve tarihin çöplüğüne girmesine az kalmıştır.
29.08.2011 01:51:50
Mustafa Çamran
İran'ın siyaseti elbette ki eleştirilebilir. Yalnız burada dikkat edilecek husus İran'daki karar vericilerin Suriye'ye baktıklarında meseleyi yalnızca bir hak arama meselesi olarak görüp görmedikleri hususudur. Anladığım kadarıyla İran, suriye'deki hareketleri masum bir halk hareketi olarak değil, abd'nin İsrail'in güvenliğini sağlama ve ortadoğuyu dizayn etme cabasının bir parçası olarak değerlendirmekte. Ve bunda da hiç haksız değil bence.
28.08.2011 15:19:25
ahnmet
güzel yazı, hemen yorumlarda yusuf kaplanın işaret ettiği komünist, yahudi cephesine bağlı iran-şii lobisinin maaşlı yorumcularının yazdıkları görülüyor! boşuna çırpınışlar,timeturk'ün gerçekten takdire şayan duruşu, tavrı ve suriye olayları takiyye perdesini yırttı arttı! şiilerin pragmatist, irancı ve gayri ahlaki katil yanlısı tavırları ortyaa çıktı.
26.08.2011 15:03:46
muhammed yusuf
Doğrusu, sorunun iran olmadığını, yusuf Kaplan'ın malum İsmet ÖZEL üstadından aldığı son TÜRKİYECİLİK derslerinin bir birikimi olduğunu sizde biliyorsunuz, bizde biliyoruz. Biz türk müslümanlar önceleri türkçü müslümanlardık ta ki kavmiyetçiliğin ilkelliği deşifre olana kadar.. Yani iran İslam devrimi bizim zihniyetimizde bu türk milliyetçiliği izlerini ciddi anlamda temizlemeye vesile oldu. Şimdi Türkiye milliyetçiliği başladı. Hepsi bu ! İran bahane!
25.08.2011 11:23:40
Hüseyin Belgi
Yeşil kuşak İslamcıları yada mezhebi ve milli çizgileri aşamayanlar,Liberalleşip sekülerleşenler için İran herzaman iyi bir turnusol kağıdı olmuştur.Realitedeki stratejileri anlayamayanlar İranı nerden anlasınlar.Hatemiye tahammül edemiyorlarmış.2 dönem Cumhurbaşkanı değilmiydi.3.sefer seçilmesinin imkanı yoktu zatende seçilemezdi..el insaf....Eğer bugün ABD ve yandaşlarının Ortadoğudaki stratejileri tutmadıysa bunun tek sorumlusu İrandır.Amerika Poker,İran Satranç oynamaktadır..Ya sizler TAVLA
25.08.2011 06:37:51
Hüseyin Belgi
İran bir devlettir.Yani her devlet gibi kurumsal bir yapısı vardır.Öylede olmak zorundadır.Devletler arası ilişkilerde stratejik amaçlar ve çıkar ilişkileri ön plana çıkar.Daha önceleride Afganistanda kurulan hükümetlere karşı İranın çekinceli davranması eleştiriliyordu..Dahada önceleri Irak savaşıyla ilgili İran yerden yere vurulunuyordu..O zamanda gördük şimdide göreceğiz İranın stratejik doğrularını.
25.08.2011 06:30:32
Bilal
İslam tarihi İran'la ümmetçi bir çizgide buluşmanın mümkün olmadığını göstermiştir. Suriye olayları, İran gerçeğini ve Türkiye'deki İrancıları deşifre etmesi bakımından turnusol kağıdı olmuştur.
Bizim gibi zamanında İran'a sempati duyanlar dumura uğradık, olanlara anlam veremedik. Ne kadar körmüşüz.
24.08.2011 12:08:49
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook