27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
İnfaz Yasası'nda 'refakatçi' bahsi var mı?
kbumin@yenisafak.com.tr
"Vardır belki" diyerek cezaların infazı hakkındaki kanuna hızla göz attım ama bulamadım. Belki de vardır da gözümden kaçmıştır.
Bu arada haberini okuduğum bir toplantı dolayısıyla aklıma geldi: Acaba Cumhurbaşkanı'nın ("geleneksel olarak" deniyor) davetiyle Çankaya'da bir araya gelen Yasama, Yürütme ve Yargı organlarının başkanları ile yaptığı toplantıda bu konu da gözden geçirildi mi?
Bu "üç kuvvet"in başlarını ve başkanlarını bir araya getiren toplantıda çoğunluğun"yargı organlarının başkanları"nda olduğunu da görüyoruz. İki yürütme organı başı (cumhurbaşkanı ve başbakan) ve bir yasama organı başkanına (TBMM Başkanı) karşılık tam sekiz yargı organı başkanı...
Toplantıdan sonra yapılan açıklamada "Toplantıda yasama, yürütme ve yargı ile ilgili temel konular ele alınmış ve karşılıklı görüşler paylaşılmıştır. Hukuk sistemimizin evrensel normlar ve değerler ışığında geliştirilmesi, demokrasi ve insan hakları alanlarındaki standartlarımızın daha da ileriye taşınmasının önemi vurgulanmıştır" deniliyor.
Açıklamanın şu bölümü de ilgimi çekti: "Toplantıda ayrıca, yargı organları başkanları tarafından, kamuoyundaki yargıya yönelik açıklama ve tartışmalarla ilgili hassasiyet dile getirilmiştir."
Açıklamanın bu faslı önemli, çünkü anlaşılıyor ki, kamuoyunun yargı kararlarına yönelik dile getirdiği hassasiyet, yargı organları başkanlarının hassasiyetine yol açıyor...
Merak ediyorum doğrusu; Toplantıda bulunan AYM Başkanı Haşim Kılıç, yürütmenin iki başını ve yasama organının başkanını hazır karşısında bulmuşken, "İstifa etmiş memurların emekli ikramiyelerinin ödenebilmesi için Emekli Sandığı Kanunu'nun ikidir Anayasa'ya aykırı bulduğumuz maddesini niçin yine aynı şekilde ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyorsunuz?" diye sormuş mudur? Sormuş ise ne cevap almıştır? Madem ki hukuk sistemimizin "evrensel normlar ve değerler ışığında" daha da ileriye taşımak için bir aradayız, bu durumda AYM-yürütme-yasama- yürütme (cumhurbaşkanlığı) arasında işleyen bu trafik yoksa kimsenin haberdar olmadığı, sadece yürütmenin bir üyesi olan Faruk Çelik'in bir marifeti midir?
Yargı organları başkanlarının tamamı hazır ordayken, toplantıya katılan HSYK Başkanı ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin, tam da toplantı günü Malatya'dan gelen bir ağır mahkûmiyet kararının değerlendirmesinin yapılmasını karşısındaki organ başkanlarından rica etmiş midir? Herkes gibi toplantıya katılanlar da duymuştur muhakkak; "Grup Yorum'un konser biletlerini satmak, Kadınlar Günü etkinliklerine katılmak" ve benzer etkinliklerde yer almak suçundan 6 üniversite öğrencisinin 13 yıla varan hapis cezalarına ("özel yetkili" tabii ki) çarptırıldı. Bu karar hukuk sistemimizin "evrensel normlar ve değerler ışığında geliştirilmesi" açısından nasıl bir katkı sağlayacaktır acaba?
Bilmiyorum ve tabii ki yine tahminde bulunuyorum: Acaba Cumhurbaşkanı, masanın etrafındaki heyetin tamamına (özellikle de gözlerini Adalet Bakanı'na çevirerek) "Isparta Cezaevi'de bedeninin tamamı felçli bir mahkûmun hizmetini özel izinle erkek kardeşi görüyormuş; doğru mudur bu olay, infaz yasasında bu gibi durumlarda 'refakatçi' bulundurmaya ilişkin bir düzenleme var mıdır?" diye sormuş mudur acaba? Sormuştur inşallah, çünkü Adalet Bakanı'nın her halde olumsuz nitelikte olacak olan cevabı karşısında bu durumdaki mahkûmları salıverme yetkisi sadece kendi elinde olduğundan, sorunu belki de hemen o saat çözüvermiştir bile...
Bu ve benzer haberlerin bir ülkenin medyasında yer alması, bu haberlerin yapılmasına neden olan bir yargı-infaz sisteminin bir ülkede var olması bir demokrasi için utanç nedeni değil midir?
Özgür Uygun, 19 yaşında işlediği ağır bir suçtan dolayı (haberde, "polise mukavemet ve Ağır Ceza Hakimliğine hakaret suçları" deniyor) beş yıl önce 17 yıl hapis cezasına mahkûm olmuş. Beş yılını Manisa Cezaevi'nde geçirdikten sonra Isparta'ya nakledilmiş. Nakil sonrası ilk günlerde bir biçimde (ailesi kavga ettiği üç mahkûm tarafından boşluğa itildiğini; cezaevi ise intihar girişiminde bulunulduğunu söylemekteymiş) merdiven boşluğuna düşmüş. Hastaneye kaldırılmış ve iki beyin ameliyatı geçirmiş. 2+2=4 ay da hastanede yattıktan sonra doğru tekrar Isparta Cezaevi'ne... Kardeşi, "Fakat kardeşim nefes almak dışında hiçbir işini kendi yapamıyor. Vücudunun tamamı felçli" diyor...
Merak etmeyin, her şeyin bir çaresi bulunuyor... Ağabey Soner Uygun, savcılıktan alınan özel izinle almış bavulunu girmiş Isparta Cezaevi'ne. "Şimdi kardeşimin yemeğini yedirmek, altını değiştirmek gibi ihtiyaçlarını karşılamak için diğer 26 yaşındaki bir diğer kardeşim refakatçi olarak cezaevine girdi. Kardeşlerim için ayrı bir koğuş açmışlar orada kalıyorlar" diyor en büyük ağabey.
Arkasından şu isteğini yetkililere duyurmak istiyor: "Kardeşimi felçli olarak cezaevinde yatırmak yerine iyileşinceye ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir hale gelinceye kadar tedavisinin tam teşekkül bir hastanede devam ettirilmesini ve cezasının bu sürede ertelenmesini rica ediyoruz."
"Ağabey"in isteğinin ne derece haklı olduğunu görüyorsunuz. Bu talepte beni rahatsız eden tek sözcük "rica" oldu. Kardeşlerini cezaevinde bile yalnız bırakmayan fedakâr ağabeyler, "rica" etmeyin! Vatandaşı olduğunuz devlet isteğinizi yerine getirmeye mecbur! "Rica" etmeyin, hakkınızı isteyin!
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook
































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon