![]() |
'Tanrı' kelimesi hiçbir koşulda 'Allah' kelimesinin karşılığı ol(a)maz. 'Allah' lafzı hiçbir zaman 'lar' eki almaz. Tanrı ise şekilde her tür eki alır ve tanrılar olur. Çünkü Allah birdir putların sayısı ise sayılamayacak kadar çok. Allah ile tanrı kelimesi arasındaki farkı çok iyi bildiğini düşündüğümüz kimselerin eserlerinde ve tercümelerinde Allah c.c. kelimesi yerine 'tanrı' kelimesini tercih edilmesine hep üzülürüm. Bu sehven yapılacak bir hata değildir. Allah hep vardı. Tanrılar ise insanların uydurdukları ve uydukları kimi zaman cansız kimi zaman güç-para-makam-ihtiras nefsi put, kimi zaman Allah rolü biçilme densizliğine düçar olmuş yaşayan ve ölmüş insan ve hayvanlar.
Nasıl ki Yaşar Nuri kendisini Mehdi sanıyorsa, belediye başkanlarımızın önemli bir kısmı da kendini şehrinin tanrısı sanıyor. Bakmayın bunu dillendirmediklerine. Siz onları dalkavuklarından sorun. Yahut onları itirazsız dinleyin ve notlar alın. Eskiden onlara 'şehrin hizmetçisi' denirdi şimdilerde ise 'şehrin hâkimi/tanrısı' unvanına terfi etmişler(!) Her yerel tanrıdan büyük bir milletvekili tanrı olmazsa olmaz kural. Her ikisinde de çoğu kez gelen gideni aratır cinsten. Ben tanrıların azabından ve gazabından korkanlardan değilim.
Bizim siyasetçilerin kişiliklerini genellikle seçim dönemi ve sonrası şeklinde ikiye ayırmak gerekir. Seçim dönemlerinde güler yüzlü, herkesle temas kuran, sevecen kişiler, seçim sonrasında âdeta tanrı kesiliyorlar.
Her şeyin en iyisini onlar bilir(!) Her yaptıkları koşulsuz doğru(!) olduğu için eleştiriye asla tahammül edemezler. Eleştirenler kesin hain, ajan ve düşmandır. Her işleri temizdir(!) Herkesi kendisinin başarısız olması için çalıştığını sanırlar.
Bırakınız belediye başkanlığını, il genel meclisi üyeliği, belediye meclisi üyeliği gibi birimlere herkes kendi nüfuz alanındaki kimseleri yerleştirecek ki arzu ettikleri kararlar kolay çıksın, yeni imara açılacak bölgelerden önce kendisi haberdar olabilsin, arazileri ucuza kapatabilsin, yüksek kat sağlayabilsin, ihaleler alabilsin, eş, dost ve akrabayı hiç olmazsa müteahhit işçisi olarak işe yerleştirilebilsin. Bunlarda küçük tanrıcıklar.
Küçük büyük, yeni eski tanrı ve tancıklar, geçmişte eleştirdiklerinin hatalarının kat be kat fazlasını tekrar ederek dost, arkadaş, sırdaş ortaklar üzerinden kasalarını dolduradursunlar. Mart'ta yerel seçimler olacak. Siyasi yapı ayırımı yapmaksızın bu seçim sürecinde de tamah, ihtiras, iftira, yalan, dolan gibi ne kadar olumsuzluk varsa yeniden sahnelenecektir.
Bir kişinin belediye başkanlığını maddi bir karşılık olmasa bile sadece etkinlik ve nüfuz alanlı genişletme, şöhret putu gibi nedenle arzu edebildiğini düşünelim. Lakin belediye meclis üyeliği, il genel meclis üyeliği gibi daha alt görevler için neden ahlak dışı yöntemlere tevessül ederler ki? Kimse 'hizmet için' diye kandırmaya kalkmamalı, eskiden belki ama artık tokuz.
Malum çevrelerce en çok eleştirilen isimlerden biri Bülent Arınç olsa da halk tarafından en çok sevilen kişilerden biridir. Arınç 'Bizi iki şey yaralar, para ve ahlaka aykırı şeyler. Milletvekilleri kanunla açıkça yasaklanmamış olsa da şüpheli işlerden sakınmalı, uzak durmalıdır. Dindar olan kişi şüpheliden bile sakınmalıdır' diyerek, siyasilerin akçeli işler ile kadınlardan uzak durması gerektiğini belirtmiş. Çok doğru sözleri sadece milletvekilleri ile sınırlamak haksızlık olur. Herkes için geçerli olmakla beraber yerel siyasetçiler ve tüm kamu çalışanları için geçerlidir. Sayın Arınç'ın cümlelerinin altına imza atmayanlarla aynı safta yer alacak değiliz.
Bülent Arınç, çok okuyan ve çok deneyimli bir siyasetçi olmasının yanı sıra Akif Merhum'un ifadesiyle sözü odun gibi ama hakikat olmasına gayret eden biri. Milletvekilleri, yerel siyasetçiler gibi kimselerin entrikalarına karşı kendi partisinde Bülent Arınç ve onun gibileri aktif olmalıdırlar. Aksi halde sorumluluktan kurtulamazlar.
Bal tutan parmağını yalarsa, tutmayanlar yalamayacaktır. Ancak yalamacılıkta kötü bir meslek. Bal yaladığını zannedip yetim hakkı, millet hakkı yalayanlar, kamu malını kemirenlerle dolu her yer? Dün vardılar, bugün de varlar, dileriz ki yarın olamasınlar. Yine dileriz ki kamu kaynaklarında kendi mülkün daha hassas olmayanlar bu makamlara hiç gelmesinler. Bir vesile gelmeyi başaranlarında daha makamlarında iken rezil rüsva olmasını dileriz Cenab-ı Hak c.c.'den.
Sorumluluk fert fert bizde
Toplum olarak bizler siyasetçilerden hep şikâyet ederiz. Ama seçim dönemlerinde belediye başkanı yahut milletvekili makamlarında görmek istediğimiz kimseleri siyasi partilere önermez hatta desteklemeyiz. Bizler kitlesel talepler sunabilsek, her türlü eksiklik hatta kirlenmişliğe rağmen hiçbir parti, kitlesel talepleri görmezlikten gelemez. Birini görmese diğerini görmek zorunda kalır. Görmezse sandıkta gösterirler.
Kimileri rakiplerinden çok fazla oy aldığı zaman kendini yeryüzünün ya da bölgesinin tanrısı sanıyorlar. Bu yüzden bir belediye başkanı seçimi burun farkı ile kazanmalıdır. Aksi halde dört yılınızı heba eder, son yılda da makyajlı sihirbazlık yapmaya kalkar. Yakın tarihimizi sayamayacağımız kadar örnekle doludur.
Aslında idareciler, toplumun birer parçasıdırlar. Onlar toplumun, toplum da onların aynasıdır. Allah c.c. ?Muhakkak ki bir toplum özlerini iç dünyalarını değiştirip bozmadıkça, Allah da onların durumunu değiştirip bozmaz. Allah'ın emirlerinden yüz çeviren bir kavme bir kötülük dileyince, artık onu geri çevirecek yoktur. Onlar için O'ndan başka bir veli koruyup yardım eden yoktur? buyurur Ra'd suresi 11'de. Peygamber Efendimiz s.a.v. ise ?Siz nasılsanız, öyle idare olursunuz.? buyurmuşlardır.
Bir topluluk beğenmediği idarecileri değiştirmek için çaba harcamıyorsa eleştirme hakkına da sahip değildir. Biz istesek de değişmez diyenler, gerçekten istemeyen ve mevcut durumdan razı olanlardır. Çevre şartlarını bahane ederek 'alternatif' isteyen kimseler bunu için gayret sarf eder. Bulmak için aramak gerekir. Arayansa er ya da geç bulur.
Benim de Rabbimdir
Abdullah bin Mihran anlatıyor: Hârûn Reşîd hacca gitmişti. Dönüşünde bir müddet Kûfe'de istirahat etti. Sonra yola çıkacağı zaman herkes kendisini yolcu etmek için sokağa döküldü. Behlûl-i Dânâ ise sokakta çocuklarla oyun oynayıp eğlenmektedir. Tam o sırada Hârûn Reşîd'in develer üzerindeki muhteşem kafilesi gözüktü. Çocuklar da Behlûl 'ü bırakıp kervanın seyrine koyulurlar.
Hârûn Reşîd'in geldiği sırada Behlûl yüksek sesle: 'Ey Hârûn!' diye seslenir.
Hârûn, perdeyi kaldırarak: 'Buyur Behlûl, ne istiyorsun?'
Behlûl 'Ey Müminlerin Emîri! Eymen bin Nâil, Kudame bin Abdülâmir'den bize şöyle haber verdi ve dedi ki: 'Ben Resûl-i Ekrem'i Arafat'tan dönüşte görmüştüm. Kızıl bir deveye binmişti. Yanında kimse dövülmediği gibi, kimse de kovulmazdı. 'Yol verin, yol verin!' diyen münadileri de yoktu. Sen de bu usûle riâyet eyle. Bilmiş ol ki; tevâzu ile yolculuk etmen, kibir ile seyahatinden hayırlıdır.'
Behlûl: 'Bağdât ve etrafını nûrlandırıp aydınlatacak hediyeler götürüyor musun?' dedi.
Halîfe: 'Bu hediyeler nasıl olur?' deyince Behlûl: 'İnsanlara Allah-u Teânın sevgisini, O'ndan korkmayı, onlara örnek olacak şekilde hâl ve hareketler, onlar hakkında temiz ve güzel düşüncelere sahip olmak en güzel hediyedir' dedi
Bunu dinleyen Hârûn Reşîd ağlayarak: 'Ey Behlûl, biraz daha anlat!' diye rica etti.
Behlûl:'Memleketinin bir köşesinde bir mazlum zulme uğrasa, sen memleketin diğer köşesinde bile olsan, Allah-u Teâlâ bunun hesabını senden soracak. Allah-u Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de; 'Şüphesiz ki iyiler Naîm Cenneti'ndedir. Kötüler ise Cehennem'de.' buyurdu (İnfitar sûresi 13-14). Âhiret'te, Cennet veya Cehennem dışında gidilecek üçüncü bir yer yoktur. O hâlde hazırlığını buna göre yap' dedi
Halîfe: 'Amellerimiz hakkında ne dersiniz?' diye sordu.
Behlûl: 'Allah-u Teâlâ'dan korkarak ve emrettiğine uygun olarak yapılan amel makbuldür.' buyurdu.
Halîfe: 'Peygamber Efendimizle, akrabalık olarak yakınlığımız hakkında ne dersiniz?' diye sordu.
Behlûl: 'Peygamber Efendimize akrabalıktan ziyâde, bildirdiği hükümlere bağlılıkta yakın olmak daha mühimdir.'
Halîfe: 'Peygamber efendimizin şefaatine kavuşabilecek miyiz?'
Behlûl: 'Onu Allah-u Teâlâ bilir.'
Halîfe: 'Nasıl yaşayalım?'
Behlûl: 'Allah'tan kork. Her hâlinde Muhammed s.a.v.'in sünnetine tâbi ol. Bu durumda en kârlı yolu seçmiş olursun.'
Halîfe: 'Çok güzel söylüyorsun, şu hediyemi kabûl et.'
Behlûl: 'Onu kimden aldınsa ona ver. Dünyadaki sahipleri yakana yapışmadan önce, verenin yoluna harca. Bunu burada yap. Ahirete kalırsa onlara bir şey bulup veremezsin, râzı edemezsin.'
Parayı almayınca, Hârûn Reşîd: 'Para borcun varsa onu ödeyelim.' dedi.
Behlûl: 'Kûfe'de birçok ilim sahipleri vardır. Borç ile borcun ödenmeyeceğinde ittifak etmişlerdir.' dedi.
Hârûn Reşîd: 'Bâri ihtiyacını temin edelim.' deyince,
Behlûl: 'Allah-u Teâlâ senin Rabbin olduğu gibi, benim de Rabbim'dir. Seni hatırlayıp beni unutması muhâldir.' buyurdu. Hârûn Reşîd, bu sözleri işitince ağladı.
İbret alana
Bugün şehirler, belediyenin adından çok, başkanları isim ve resimleri kaplar. Belediyelerin kaynakları başkanları reklam bütçesi olarak harcana dursun, Celâleddin Karatay'ın, meşhur kervansarayının açılışına giderken bir konak mesafe kala ?nefsime bir büyüklenme ve riya gelmesinden edişe ediyorum? diyerek yerine vekil göndererek geri dönüşü, günümüz yöneticileri için kitap sayfalarını süsleyen birer hatıran ibarettir. Bugün bir ürünün ambalajına gösterilen hassasiyet, o ürünün içeriğine, bir insana ve bir şehre maalesef gösterilmiyor.
Dünya Mimarlar Birliği Başkanı'nın 2005 yılındaki İstanbul gezisinde söylediği ?Bana kimse İstanbul'daki bu yapıları Mimar Sinan'ın torunlarının yaptığını söyleyemez? sözünü hatırladığımızda Başbakan'a ve muhalefet liderlerine, başkan adaylarını belirlerken büyük bir sorumluluk düşüyor. Çünkü vebalin ortaklarıdırlar.
Son sözü Halide Nusret Zorlutuna'nın 'Dünya bu' adlı şiirinin ilk bölümüne bırakalım. Onlar kadar güzel yazabilsek sözü bu kadar uzatmazdık affola.
Yüzüne çok gülerler yüzde yüzü yalandır
Menfaat kaygusudur hepsi filan falandır
Âlemin göz diktiği cebindeki son kalandır.
Cebin delikse eğer vermezler bir yudum su
Aldırma adam sende hepsi geçer dünya bu
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3280 | ![]() |
| Dolar | 1,7650 | ![]() |
| Altın | 97,4209 | ![]() |


















PKK, Suriyeli muhaliflere saldırıyor
Suriyeli doktorun feryatları
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon