SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKATÜRKİYEDÜNYAYAŞAMEKONOMİSPORFETVAİSLAMÇEVİRİSAĞLIKTEKNOLOJİFOTOVİDEO

Bizim televizyondan ‘bal’ akıyor! Ya sizinki…

18.01.2012

Kemal Özer

Bizim televizyon eskiden ‘bal’ vermezdi. Ne olduysa anlayamadık, ‘bal’ vermeye başladı. Sorduk soruşturduk ‘bu ne hâldir’ diye…

Alilere sorduk, Velilere sorduk, sormadık kimse bırakmadık… Kimseden derde derman, yaraya merhem bir cevap çıkmadı. İşin garibi tek bizim ki değil, onların televizyonu da ‘bal’ üretiyormuş… Lakin onlar bunun hikmetini sual etmek şöyle dursun, ‘ne güzel oldu, reçel yiyeceğimize bal yeriz’ diye yumulmuşlar…

Sorup soruştururken bir ‘dost’ dedi ki: ‘Ayıp be kardeşim! Çok sorunlu birisin, televizyonun bal üretmeye başlamış, bunu bile sorguluyorsun. Zaten senin gibi adamlara iyilik haram, bal verirlerse ye, dayak atarlarsa kaç…’

Bir başka ‘dost’ ise; ‘Kardeşim, sen ‘Helal haram ver Allah’ım, bu ‘mazlum’ kulun yer Allah’ım!’ tekerlemesini hiç duymadın mı?’ diye sordu.

Ben de kendisine, ‘sen bu tekerlemenin sıfatını değiştirmişsin, onun aslı; ‘Helal haram ver Allah’ım, bu ‘hıyar’ kulun yer Allah’ım!’ olacaktı’ dedim.

Hazır cevap arkadaşım, ‘hıyar mıyar beni ilgilendirmez kardeşim’ demez mi? Anlayacağınız, ne yaptıysam anlatamadım derdimi.

Temiz dönemlerde arılar, insan onu bir kovana koysa da koymasa da, kendilerine bir sığınak bulur. Bahar gelip çiçekler açınca yola revan olur, en erken açandan başlayarak, hem bitkiler arası döllenmeye aracılık ederek tabiattaki yaşamın devamını sağlarlar, hem de yaptıkları bu muhteşem hizmetin karşılığında -çiçeklerden- ödül olarak haklarını alırlardı. Sonra o ödülü, kendi yaptığı mimarı bir şaheser olan peteğe taşır ve bala dönüştürürlerdi.

Kış yaklaşana dek devam eden bu mücadele sonrasında, ürettiği ilacın/balın bir bölümünü kışlık erzak olarak ayırır, bir bölümünden oğul çıkarır, bir bölümünü de insan dâhil kurda kuşa armağan ederdi.

Çiçekler arılardan, arılar çiçeklerden memnun, dost hatta kardeşçe yaşayıp giderlerken, gel zaman git zaman binlerce yıl birbirini kovalar.

Ardından milattan sonra 20. asır denilen bir çağa gelinir. ‘Emperyalist endüstri’de denilen bu yeniçağda, iri yapılı, tuttuğunu koparan, el attığı her şeyi mundar eden ‘arı eşeği’ veya ‘eşek arısı’ lakaplı bir el uzanır kovana…

Derken bir haris karanlık el aç gözlülüğü nedeniyle, arının önüne petrolden ürettiği bir petek koyarak, onu sınar. Oyuna gelen arı önünde hazır bulduğu yapay peteği tamamlayıp doldurunca, sıra yeni sınamalardadır. Bu kez de şeker ve glikoz denilen kimyasallar koyarlar önüne. Ve oda, yenik düşer nefsine…

Hâsılı kelam; çiçekler arısız, rençper meyvesiz, toprak bitkisiz kalır...

Fıtratı bozarlar, -bazı- bitkiler ve tabiî ki hayvanlarda yok olur. Sonra para babaları uçsuz bucaksız tarlalarda tek tip bitkiler yetiştirmeye başlarlar Bu “mono ve nano dünya”ya uyum sağlayamayan arılar, temiz yerler ararlar kendilerine… Kaçabilenler kurtulup, hızla azalan kırlara, dağlara çekilirler…

Bu karanlık kapitalist el, ne yapıp ne edip orada da bulur onları. Kimini avlar, kimini kandırır, kimini zorlar, kimini de tehdit edip yine hapse mahkûm eder. Arı denilen ilaç üreticisinin, 60 güncük ömründe başına gelmedik kalmaz…

Onun ürettiği ilaçtır ilaç olmasına, fakat insanlar onu ilaç niyetine değil, haz için tüketmeye başlar... Hem artık o muhteşem ilacın yerini, emperyalist endüstrinin kimyasalları almıştır. Gerçek olan balsa bozulmuş, bozulmuş, bozulmuş, glikoza dönüştürülmüştür...

Arıların sarayı kovanların önüne, iri yapılı tankerler, mısırdan, pancardan elde edilen glikozlar taşır olmuş... Ve artık ‘bal’ tarihte kalmış olmuş…

* * *

Aslında bizim televizyondan akan da bal değil, glikozmuş... ‘Konvansiyonel bal’ denilen ve kilosunu 25 liraya sattıkları sündürmeli süzmeler, toptancılarda 26 kiloluk tenekelerde 180 liraya yani kilosu 7 liraya satılıyormuş… Bunların kimileri Çin’den, kimileri Rusya’dan gelir olmuş…

Kavanoza bir etiket, kerameti kendinden menkul birkaç ekran yüzü, 7 liralık glikozlu konvansiyonelin kilosunu 25 liradan akıtır olmuş…

Yanında verilen yıkama topları, pekmezler, polenler yani sair zerzevat ise büyük kârdan yapılan indirimmiş…

O günlerde ‘devrim’ diye sunulan tersine evrim mevzuat ise, öyle değerlerle hazırlanmış ki; ‘bal’ adıyla satılan aromalı kıvamlı şerbetleri de, glikozdan mündemiç olanını da bal sayıyormuş. İşin ehli gerçek bal üreticileri ise bu aymazlığı durdurmak için yırtınıyormuş...

Rivayet odur ki; onları duyacak, görecek, hissedecek ne kulak, ne göz, ne de vicdan kalmış…

Kimi uyanıklar ise organik sertifikaları olmadığı ve organik üretim yapmadıkları halde, markalarına “organik” kelimesini ekleyip tescil alarak, organik-morganik ayağıyla pazarlıyorlarmış…

Yine rivayet odur ki; bu işten iyi para kaldıran medya da bu işi görmemek, duymamak için körleşmiş, sağırlaşmış…

Bu masal ülkesinde bir de, Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü varmış…  Yayınladıkları 2010 verilerine göre; yılda sadececik 209 toncuk ‘organik bal’ üretiliyormuş ve bunun çoğunluğu da ihraç ediliyormuş…

Anlayacağınız şimdilerde gezegende emperyalist kimyasal endüstri çağı yaşandığından, masal ülkesi bakiyeyi Osmanlı da; bal, bal çağında kalmış…

Onlar yermiş glikozu, biz çıkacakmışız kerevetine!




    YORUM YAZ

YORUMLAR

Abrek İsabey / 21.01.2012 16:28:38
Arkadaşlarım saf (şeker vermeden, glikozsuz -) bal üretiyorlar. Çevrede hangi hastaya verdiysek bir şekilde faydası oldu. Satışa gelince toptan kilosu altmış liradan aşağı kurtarmıyo diyorlar. şimdi yok 4-5 kilosu 5 liradan sözde süper bal satanlar bundan nasıl parakazanıyor? En ucuz yenebilecek 'az şekerli' kahvaltılık balın toptan kilosu 15 liradan aşağı değilken bunlar nasıl para kazanıyor? Gelde devlete güven
ayşe ileri / 20.01.2012 12:37:33
...Medyada reklam üstüne reklamı çıkan bir firmadan, 100 liraya 1 kilosu bedavaya 5 kavanoz aldım.en azından bu aldatmacılığı,medya yoluyla yapmalarına fırsat verilmese...
mehmet kamil / 20.01.2012 11:20:15
Eyvallah Kemal abi.
Reklamı yayan pazarlamaya yardım eden radyolarımız tvlerimiz basın yayın araçlarımız............. Dikkat!
samet / 19.01.2012 12:19:21
''Bal'' üzerinden emparyalizm :) Süper maşallah
Abdallah / 18.01.2012 17:16:44
Sahtekarligi eskiden sahtekarlar pazarlardi,Simdi sözüm ona sözde müslümanlar pazarliyor.Allah hayir eylesin. Paranin tatliligi bizi perisan etti
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR