Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Vazgeç gönlüm..
kasimtiryaki@timeturk.com
16.12.2011




Bu gün ne siyaset, ne de polemik yazacağım. Bunu peşinen söyleyeyim de ona göre okuyun. Ne yazacağıma gelince, onu aşağıda zaten göreceksiniz.

Dibace

Beyaz renkli otomobil modası aldı başını gidiyor. Araba almaya gücü yetenlerin hatırı sayılır kısmının, tercihi bu renkten yana oluyor. Beygir gücünün, fiyatın hiç önemi yok. Beyaz aşkı bambaşka yani. Başımdan geçen ve az sonra anlatacağım konunun içinde de bir beyazlık var ama yoğun değil. Epeydir piyasaları etkileyen, 'beyaz araba modasını' hatırlattı bana yalnızca. Onun için siz beyaza değil, genel duruma yoğunlaşın.

***

Hikaye..


Uzun zamandır aklımda olan Beyazıt'a doğru uzanma planını gerçekleştirmek bu güne nasipmiş. Daha doğrusu, o niyetle bu otobüs durağına geldim. On beş dakikadır bilmem kaç numaralı belediye körüklüsünü bekliyorum.

Uyku mahmurluğu içinde, boş mideyle dikilip dururken, kesintisiz bir korna sesi ortalığı velveleye verdi.

'Sabah sabah ne diye böyle abanırlar kornaya. Ne düşüncesiz, ne nobran insanlar var ya Rabbim!'

Bu düşünceler içinde ufak yollu rahmetler okudum.

Hal böyle olunca, yoğun korna tacizinin şahsıma yapıldığını anlamam biraz zaman aldı..

Bunu da, 'lunapark özlemi gideren hödük kim' diye bakınca fark ettim.

***

Beyaz şahin
Tam önümde beyaz bir şahin.

Emekliliğine birkaç senesi kalmış mahalleden büyüğüm, bir elini kornanın üstünde unutmuş, ötekiyle havayı olabildiğince geniş bir daireyle yelleyerek beni çağırıyor. Yüzünde Konya Ovası gibi geniş bir gülümseme! 'Eyvah', dedim ama bir yandan da orta yerde duran rezilliğin direkman ortağı durumuna geldiğimden aceleyle ön koltuğa attım kendimi.

Büyüğüm şen, şakrak; verdiği rahatsızlığın zerre kadar şuurunda değil. Direk konuya girdi zaten! İki eliyle direksiyona vurarak 'bu kuşu yeni aldım' diye mütemadiyen bağırdı.

Sonrada sevgisini izhar sadedinde 'kızım benim' diye de öptü direksiyonu.

'Hayırlı olsun, güle güle sür. Ne iyi ettin de aldın bu kızı' ve başka iyi şeyler söyledim.

Söylediklerimi, her halde o da anladı ki, bir şeyler söyledi; güzel, olumlu şeyler dediğinden adım gibi de eminim. 'Adım gibi eminim' de ne demek?

Az sabır çok şey öğretir; söyleyeceğiz..

Anlatayım. Şahinin içine düşmemle, az önceki korna vaveylası bir anda serin sular, güzel gölgelikler kadar masum ve istenir hale geldi. Bir müzik, bir damar, bir arabesk ki ne söze, ne ele gelir!

'Vazgeç gönlüm sen bu aşktan. Sana kıymet veren mi var..'

Sesi alabildiğince açmış. Düştük bir kere; ol saatten sonra ne etsek boş yani!

Bu hay huyda adamın ağzı da durmadan oynuyor. Demek ki bir şeyler söylüyor bana diye düşünüyorum.

Bende yarı ağlama, yarı gülme arası bir bakış atıyorum ona. Kafa sallıyorum.

Arada bir, her türlü yoruma açık sayhalar çıkarıyorum. Olsun.

Zaten şarkının tesiriyle üç beş dakika sonra bende havaya girer gibi oldum.

Bir hoş oldum.

***

Arabeskin dönüştürücü etkisi


'Biz buyuz işte' dedim içimden yalnızca.

Bendeki bu hâl, birkaç kilometre gittikten sonra oldu.

Arabesk, damarlarımı bir gerip bir bıraktı. Sinirlerimin laçkalaşmaya başladığını, içimden bir şeylerin koptuğunu, alttan alta galeyana gelmeye başladığımı duyumsadım.

Memleketim! Güzel, üzgün ve yalnız yurdum.

'Dertler benim, çile benim, hayat senin, senin olsun..'

Efsunlu bir mayi ile tütsülenmiş gibiydim.

Ülkemin coğrafyası ve bu coğrafya da yaşayan yüce gönüllü milletin büyüklüğü tüllendi gözlerimin önünde.

'Ey halkım, canlarım benim' diye gürlemedimse, direksiyon başındaki büyüğüme saygımdandır.

Sözü uzatıp, dallandırmanın alemi yok. Müziği dinledikçe dünya gözüme çöp kadar değersiz göründü. Ömrümün nasıl boşa geçtiği, bir an önce yapmam gereken büyük işler hızla zihnime doldu. Daha yolu yarılamadan müziğin sesi az bile geldi bana. Oysa işin başında büyüğüme bakıp, 'zalimin zulmü varsa sevenin Allah'ı var' mısrasını

terennüm edip durmuştum. Müzik ve tabii Beyaz Şahin birlikte ruhumu altüst etmişti. Beyaz Şahin beni kuş gibi hedefime ulaştırdı.

Bu günün çok şeylere gebe olduğunu düşünüyorum. Beyazıt'tan Cağaloğlu'na kadar yarı sersem vaziyette yürüdüm. Kitapçıları gezmeye koyuldum. Hangi yayınevine girsem, ilgili şahıslar şüpheli biri gibi beni süzüyor. Bende mi bir tuhaflık var, onlar mı garipleşti anlamadım.

Umurunda da değil!

..

Hamiş: Unutmadan söyleyeyim. Her ne kadar, yıllar önce TRT 1 de gösterilen filme istinaden “Kara Şimşek” nam oturgaçlıgötürgeç revaç bulmuş olsa da, benim favorim her zaman 'beyaz' olanıdır.

Bu toprakların insanını 'beyaz' çeker.

Kim ne derse desin böyledir. Atta da, arabada da böyledir, başka başka şeylerde de.

*Küçük değişikliklerle ikinci defa yayınlanıyor.
enderun
Can sıkıcı bi yazı üstad ya...
20.12.2011 10:16:33
raskolnikov
adam öksürse ne müthiş öksürdü deyip öveceksiniz... yandaş mısınız yoksa
19.12.2011 18:43:36
levent
bu kadarda matrak olunmaz. gerçekse harbi müthiş bi şey
16.12.2011 19:37:05
müjdat
Ben böyle yazılar istiyorum. Sık, sık bu tür yazılar yazrsanız seviniriz.
16.12.2011 18:44:07
Hasan Gül
anladımsa arap olayım.....
16.12.2011 14:56:11
raskolnikov
konu bolamadın yani
16.12.2011 13:05:13
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook