İlnur Çevik'ten şok açıklamalar
İlnur Çevik'ten şok açıklamalar
İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
İnsanlık vicdanının imtihan edildiği bir coğrafya
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
Uzungöl
kasimtiryaki@timeturk.com
03.08.2010




Dağların arasında ki bu küçük göl, beldeyi resmen abat ediyor.

Çok şükür.

On binlerce insan, sırf bu gölün yüzü suyu hürmetine, binlerce dağ ve vadi arasından burayı tercih edip, gelmiş.

Küçücük belde resmen ana baba günü.

Burası güzel olmasına güzel ama yine de gösterilen teveccühte bir abartı olduğu kesin.

Ama olsun, alış veriş yapanlar sebepleniyor.

İşletmeler hâlâ daha profesyonelleşemediğinden ortam rahat.

Kimi ızgarasını yakmakla meşgul, kimi hazır yemeği yemekle.

Biz hazırcılardandık..

 

Uzungöl'ü dağlardan, yaylalardan gelen buz gibi dere besliyor. Fakat bu yaz gününde, buraya gelenlerin dereyle, yüzmekle uzaktan yakından alakası yok. Suya dokunmak yasakmış gibi uzak duruyorlar.

Allah, Allah demeden; suya bu kadar mesafeli insanlarda, bu göl sevgisi de nerden geliyor diye şaşırmadan edemiyor insan.

Tamam, manzaraya geliniyor da, billur dere de kıvrım kıvrım devam edip gidiyor yukarılara doğru.

Serinlikse serinlik..

Duruluksa duruluk..

Yüzsene..

Hadi yüzmedin, elini, ayağını soksana suya.

İmkânı yok!

Sanırsınız ki insanların suya; suyunda, özellikle 'billur gibi olanına' alerjisi var.

Burada geçirdiğim yarım günde, benden başka yüzeni görmedim.

Çokta güzel oldu..

Uygun bir yer buldum önce.

Uygun yer: Şöyle, iki metreye yakın derinlik..

Nispeten düşük debi (durgun su)..

Yakın çevrede ev veya mangal yakmış bir ailenin bulunmaması.

Hepsi bu.

Beş dakika da buldum uygun yeri. Önce suyun soğuğundan biraz tırstım ama sonra su mu ısındı, ben mi his kaybına uğradım, gayet ılık geldi bana.

Yarım saat kadar yüzdüm.

İki arkadaşımda kenardan kâh gülerek, kâh imrenerek seyrettiler.

En az elli defa 'Su nasıl? Soğuk mu?' diye sordular.

Her seferinde 'fena değil' dedim.

Yine de yüzmediler.

Elli küsur yaşlarında, yöresel kıyafetini modernle birleştirmiş Feride Teyzenin göle sıfır kamelyasında çay içtik.

Çayı mükemmeldi.

En az beşer bardak içtik.

Her bardaktan sonra çayın güzelliği hakkında konuştuk.

Giderken de olup biteni teyzeye özetledik.

O da çayını övdü.

O da bize 'kapak çayı' oldu.

 

Yaz ve Uzungöl

 

Uzun göl yazları pek çekilmiyor artık.

Önceleri İsraillilerin uğrak yeri olan bu yer, şimdilerde, İranlıların ve tekmil Arabaların ilgisine mazhar olmuş.

Çoluk çocuk, Ortadoğu burada.

Öyle gruplar halinde gördükçe, 'maşallah' diyorum.

Kimine selam verdim, kimine merhaba dedim. Gayet içten, gülerek mukabele ettiler.

Suratsız, kibirli İsraillilerden sonra bu arkadaşlar iyi geldi.

Ama buraya gelenlere, yerli, yabancı ayırmadan, bir numaralı tavsiyem hafta sonu gelmemeleridir.

Pazar günü buraya geleceğine, gidin bir lunaparkın en gürültülü yerinde oturun, gününüz daha iyi geçer.  

Ne yapın, edin hafta içi uğrayın.

Sizde memnun kalın, çalışanlarda kafayı yemesin.

 

Devletlü geldiii!

Birden sirenler çaldı.

O asude ören yerinde herkes iğne batırılmış gibi irkildi.

Çifte minareli caminin orada iki polis otosu göründü. Arkasından üç dört tane siyah araba. Onların arkasından yine polis otoları. Yine siren sesleri..

Çayını içen, yemeğini yiyen, yaşlısı, bebesi dikkat kesildi.

Ne oldu acaba?

Bu dağın doruğunda, yitmiş gitmiş bu vadide, bu sirenler de ne ola ki?

Yabancılar böyle düşündü tahminim. Sadece yabancılar.

Cehaletten..

Türkiye'deki kamu saltanatından bîhaber olduklarından..

Ama biz Türkler anladık. Bir bürokratın veya hükümet adamının ya da ne bileyim bir vekilin yolunun buralara düştüğünü anında idrak ettik.

Yan masada ki bir gencin ifadesiyle 'büyük başlardan biri' gelmişti.

Aman Allah'ım o ne tantana. Yol açmalar, sirenler, zırıltılar ortalığı velveleye vermeler.

Teheeey ki teheeey; hem de kaç kere..

Keyfim tarumar oldu. Gün boyu koruduğum sükûnette keyifle birlikte uçtu gitti.

'Yazık' dedim.

'Bin defa yazık.'

Hâlâ, devlet imkânlarıyla hava atma sevdasında olanlara bin kere yazık.

Nasıl üzüldüm. 

Nasıl içim içimi yedi.

Hükümet, 'sivilleşeceğiz' diye diye kulak zarımıza zeval getirdi.

Tayyip Erdoğan, iki günde bir, valiye, bakana 'millete tepeden bakmayın aralarına karışın' diye çıkışıp duruyor ama anlaşılan, buraya teşrif edenler, bu çağrıdan vareste kılınmış.

Hâlâ bir devletlû şehirde de turlasa, dağa da çıksa alay-ı vâlâ ile yapıyor bunu.

Velhasıl, bir veya iki kişi yüzünden onca ailenin huzurunu kaçırmak hiç yakışmadı.

Başbakan'ın bu işe daha bir derinden el atması lazım.

Birebir uygulamalı göstermeli belki de.

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook