27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
Sevgililer Günü veya Şartlı Refleks
kasimtiryaki@timeturk.com
Sevgililer Günü aleyhine yazılanlara, bir hücum var ki, sanki dinlerine dahletmişiz. 'Sen kim oluyorsun da böyle kutlu bir güne laf ediyorsun?'
Saldırının, hor görmenin, galiz hakaretin bini bir para. Her kesimden yazar çizer var yüklenenler içinde. Liberali, solcusu, muhafazakârı Sevgililer Günü'nün namusunu kurtarma noktasında neredeyse birleşmiş. 'Hakan Fidan olayında' olduğu kadar büyük bir bölünme, kafa karışıklığı yok bir kere. Büyük çoğunluk 'Aziz Valentine'nin yolu üzere amel etmede ittifak halinde.
Hezeyan boyutuna ulaşan ve hatta o çizgiyi aşanları şifona havale edip, aklı başında eleştiriler üzerinden gidelim. Şimdi o notların hepsini ortaya dökecek değilim elbette.
Yalnız bu işin Türkiye'de öncüsü, duayeni kabul edilen bir yazar, malum güne 'kapitalizm cihetiyle' karşı çıkanlara içerlemiş ve mealen demiş ki; 'Bu günü kapitalistlerin tuzağı olarak görenler yanılıyor. Sevgililer Günü dolayısı ile nice insan ekmek yiyor. Piyasa canlanıyor. Öyle ya çiçek yetiştirenler para kazanıyor. Taksim'de veya başka bir yerdeki çiçekçi kız da nasipleniyor bu günden.'
Öyle mi gerçekten?
Yani fakır fukaraya mı yarıyor bu günler?
Hangi dünyanın/anlayışın insanıyız?
Bir karar vermemiz lazım. Biz hangi kültürün, medeniyetin insanıyız?
'Tüketim, daha fazla tüketim' diyen anlayışın mı, yoksa 'gereğinden fazla harcamak, her istediğini almak israftır, haramdır' diyen anlayışın mı?
Amiyane tabirle 'bana laga luga yapmayın' diyorum. Ne, 'zaman değişti' klişesiyle midemi bulandırın, ne de 'dünyaya diyalektiğin penceresinden bakmak' gibi moda söylemlerle, inancımla dalga geçmeye yeltenin.
Gül satan kızı dert ediyorsun yani!
Onun aç hali, soğuktan tir tir titreyen hali gitmiyor gözünün önünden öyle mi?
Ve bunları gözümüze sokarak, 'Sevgililer Günü mubahtır' diyorsun.
'Hem kel, hem de fodul' musun sen?
O kızı görüyorsun da, o çiçeği ona üç liraya, beş liraya sattıran kapital baronları niye görmüyorsun. Akşama kadar toprakla boğuşup, envai çeşit güller yetiştiren asgari ücretlileri, Sevgililer Gününde kazandı diye yutturmaya çalışıyorsun utanmadan. Sanki o çiçekleri herkes arka bahçesinde yetiştirip getirmiş gibi.
Tıksırıncaya kadar yerken düşün, o aç bilac insanları. Hadi, git ekmeğini paylaş onlarla. On lira, yirmi lira vererek, o sabilerin adını bile duymadığı içecekleri yuvarlarken hatırla onları. Eğer gerçekten derdin kağıt toplayan insanlarsa, sokakta yatanlarsa bu güne kadar ne yaptın onlar için onu anlat.
Çiçek satan kızdan önce, gardırobunda hiç giymediğin onlarca gömleği, dönüp tarafına bile bakmadığın marka pantolonları gör.
'Çiçekçi kız para kazandı işte' deyip ucuz, duygusal ajitasyon yapma.
Tamam Sevgililer Günü sizin bayramınız, ayininiz olabilir. Dahası, çiçek tüccarı arkadaşınız olabilir; hatta bizzat kendiniz de bu işe girmiş olabilirsiniz. Ama rica ediyorum, bu güne karşı çıkanlara muhalefet ederken biraz daha tutarlı olun.
İkrarımız, imanımız hediyeleşmek ve karşılıksız vermekken niye masal okuyorsun bize?
'Sabah hanıma veya sevgiliye gül verip, akşam tekme tokat dövmek değil iş. İş, anneye karşı en mürüvvetli evlat, hanıma karşı en hayırlı koca, nişanlıya veya kız kardeşe karşı en güzel insan olabilmekte.' dememe mi gücendin yoksa?
Annelerimizi ne zaman göreceğimizi, hanımlarımıza, kızlarımıza ne zaman gül alacağımızı kapital baronlar veya köleler çağının tüccarları dikte ettirmeyecek bize. Çok şükür, 'Pavlov'un Köpeklerine öykünmek' gibi bir derdimiz de yok, ucuz satış numaralarına gelecek hamakatımız da.
İşin bir başka yönü
Yakın arkadaşlarımdan birisi, Sevgililer Gününün ertesinde kolundaki saati gösterdi. 'Hanımım aldı diyor. Alt yüz liraya.'
Bir gömlek, bir de kravat almış. Onlar da yüz elli lira. Kendine de almış bir şeyler ama onlar daha ucuz. Toplam bin liranın üzerinde bir miktar tutmuş hepsi. Zor zamanlar için sakladığı sıfır kredi kartını kullanarak yapmış bütün alışverişi.
'Benim için yaptı diyor. Buna eminim.'
Nasıl dertli anlatamam. Bin beş yüz liraya çalışan birisi arkadaş. Sağa sola epeyi bir borcu da var.
Başı dumanlı. Durmadan gözü saatte. Aklı ödenemeyen borçlarda belli ki. Şimdi saat piyasası, gömlek kravat piyasası canlandı diye sevinelim mi?
Sevinelim de, sonra insanlar borç yüzünden birbirlerini niye kesiyor onu da düşünelim mi?
Hay sizin bilmem ne gününüz şey olsun..
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook
































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon
dünya sanki oddan bir denizdir/kendini ana atmaktır adı aşk
....
var Eşrefoğlu Rumi bil hakikat/cihanı fani yapmaktır adı aşk.
biz hangi dinin mensuplarıyı, hangi neslin devamıyız bunları bilmemiz ve dikkate almamız gerekir.
doğru gören kardeşle rasko kardeşe diyeceğim var. sizler bir kendi-nci bir başkasınız. anlayamadım. ehli sünnet sizi kesmezken ismet özel dersiniz sonra ötekisi buna dua eder. anlayamadım. hadi hayırlısı