![]() |
Ne zaman yazının başına otursam, o gün veya günlerde ne olmuşsa onu yazıyorum.
Millet neyi uygun görmüş veya siyasetçiler ne için kavga etmiş onun peşine takılıyorum.
Siyasi, içtimai fark etmiyor; tekmil konularda bu böyle.
Temsil; son üç yazım güncel siyasetle alakalı. Gündemde ki mevzu neyse onu ele almışım. Onlarca, yüzlerce köşe yazarı ne yazmışsa, bende bir benzerini karalamışım.
Tamam, kendi açımdan, farklı bir tınıyla yazıyorum ama kaçınılmaz olarak birbirlerine benziyorlar.
Benzesede, benzemesede değişmeyen bir şey var; elde kağıt, kalem, gündemin peşinde koşarak ya da sürünerek geçip giden bir yaşam.
'Gündem beygiri' olma durumları mevzubahis.
Gündem bekçisi, noteri, münadisi ve nihayet gündem sarhoşu veya sersemi.
Hepsi ayrı ayrı uyar.
Gündemin dışına çıkmamaya yeminli gibi yazanlar vardır. Yazarlar alemini tanımazdan öncede, şimdide onlara hep acıdım. Çünkü tartışmasız gülünecek bir durum vardı orta yerde ve gülünecek duruma düşmüş birisine de acınılabilir demektir. Ben de onlara gülmez, acırdım.
Tamam. Olağanüstü vukufiyet sahibi yazarlar, kulağı kesikler, şunlar bunlar, bu acıma işinden istisna edilebilir. Onların da hepsi bir elin parmağını geçmez.
Onlarda gündem yazarlar ama yinede gündemi aşan bir şeyler vardır metinlerinde.
Benim ağlanası veya gülünesi diye fora ettiğim kriterlere en çok 'başyazarlar' uyar. Onlarda görülen cinste gündem takipçiliği 'berbat üstüdür'. Aslında bu halleriyle sadece 'acınası' değil 'iğrençtirler' de.
Anlattığı dersin kitabını, olduğu gibi, öğrencilerine okuyan öğretmenden bile beterdirler. Artık anlayın!
Çok sinir bozucu ve sinsice insanı tüketen bir durum.
Gündem üzerine yazmaktan bu yüzden korkuyorum.
Ve ben o noktaya, 'başyazarlar' noktasına gelmeden sağlam bir muhasebe yapmam gerektiğine iyice inandım.
Yarın çok geç olabilir.
Buraya kadar sabredip okuyanlar 'Bize ne sızlanıyorsun. Sana biz mi yaz dedik?' diye kolayca ve ana sütü gibi helal bir gerekçeyle çıkışabilirler bana. Ama bu çıkışın onlara bir faydası olmadığı gibi benim içinde pek anlamlı ve moral verici bir atraksiyon olmaz.
Açıklayayım.
Birincisi; sızlanmıyorum.
Yani, kendi kendime sızlanıyorum ve sizde kulak misafiri oluyorsunuz en fazla.
Çözüm bende.
Gündem yazarı olmamanın bin bir yolunu bulmalıyım. Kaldı ki, bu bin bir yoldan biri bana yetecek.
İşim o kadar da zor değil yani.
Size nasıl geldiği (zor-kolay) beni bağlamaz. Çözüm için bin bir yol varsa, işim kolay demektir.
İkincisi; ki bu önemsiz ve hatta boş gibi görünen 'önemli' bir gerekçedir.
Aslında gündem üzerine yazmak, yukarıda yazdıklarıma karşın, çokta berbat değil. Bu güne kadar bir sürü gündem yazısı yazdım ve bu işin öcü bir şey olmadığını oradan biliyorum.
Ama...
İpler elinde olduğu ve, kontrolü elinde tuttuğun müddetçe öyle.
Kontrolü hala kontrolü kaybetmiş değilim.
Biraz daha açayım: bütün endişem ilerisi için.
Daha anlamsız, içeriksiz ve ultra hafif yazılar yazmak mümkünse, neden gündemin yağlı, ağır ve uyumsuz renkleri arasında çırpınayım? Velev ki gündem hafif olsun.
Gündem, en hafif üslupla yazılsa bile insanı gerer. Acayip taraf pozisyona iter, fanatikleştirir, fikirsizleştirir.
Yetmez mi?
Bunları kendimi deşifre etmek için yazmıyorum. Kaldı ki yazmasam ne fark edecek; bunun böyle olduğunu kanıtlayan onlarca kalemşor var plazalarda.
Fikir sahibi olmadan görüş sahibi olan, taraf olmadığı işlerde bile taraf olabilen yüzlerce kalem erbabıyla dolu gazeteler.
Tarafı baştan belli bir 'yığın' adam.
'Kim ne yazacak, kim neyi savunup neyi tukaka ilan edecek' gün gibi ortada.
Gündemi yazmaktan soğumama sebep olan ve zihnimi kezzap gibi delip geçen 'Bende bunlardan biri mi olacağım?' sorusudur işte.
Beni zorlayan (en zoru) üçüncü sebep; sözcüklerin büyülü gücüdür.
En mahir yazarda olsa, sözcükler, geme vurulmuş bir at kadar bile kontrol edilemez.
Çünkü insan, yazdıklarıyla sadece anlatmak istediklerini değil ve belki de daha çok anlatmak istemediklerini anlatır hep.
Her seferinde böyle oluyor.
Her gün aynı çileyi yaşamak dayanılır gibi değil.
Gündem yazarı, bu anlamda bir Prometeus'tur.
'Sözcükleri nasıl dizeyim ki, sadece ve sadece ne demek istiyorsam onu diyeyim.'
Yazarlar aleminde çözümü olmayan mevzu budur işte.
Konu dışı gibi görünen ama konunun asıl odağı olan nokta anlaşıldı sanırım.
Neyse! Bir yolunu bulursam ve de becerebilirsem gündemden kaçan konulara ağırlık vereceğim. Arada gündem takılsam da, hedef, ağırlık merkezini gündem dışı tutmaktır.
Açılım, Dersim tartışması ve kafes gibi velut onlarca sıcak mevzu havada uçuşurken bu tartışmayı nereden çıkardın derseniz..
Bütün bunları bana, Marguerite Duras'ın 'Parkta' isimli kitabı ilham etti.
Aslında ilham etmedi de, aylardır zihnimde yoğrulup giden bir yaranın kabuğunu usulca ama kararlılıkla kaldırdı.
Bu işi, bu kesinlikte bir tek Duras yapabilirdi.
Çünkü o, ilk gençlik yıllarımda bütün kitaplarını soluksuz okuduğum ve adının üstüne başka bir yazarın adını asla koyamadığım, kara sevdalısı olduğum bir fenomendi.
Dinlemezlik edemezdim onu.
'Baykal mı yazsam, Erdoğan mı?' diye ağır, çekilmez bir yükün altında debelenirken, Duras bana fısıldadı.
'Başka işin mi yok çocuk? Görmüyor musun herkes gündem yazıyor. Ya onların yaptığından başka bir şey yap ya da -ki bu daha iyidir- git bir yerden at kendini. O da olmazsa git yat.'
Sustu.
Bir kaç dakika sonra, az önce söylediklerine yakın şeyler söyledi.
En sonunda da, buraya katiyen yazamayacağım etkili tavsiye ve tekdirlerde bulundu.
'Yazmak' isimli kitabının üzerinde ki o çizgili ihtiyar yüzüyle, bilge, kural tanımaz ve saygısız bir tonda söyledi bütün bunları.
'Tamam, Marguerite.' dedim.
'Tamam. Dediğini yapacağım. En azından bundan böyle gündem diye bir takıntım olmayacak. Güncele takıldığımda bile, içimden gelmişse takılmış olacağım.'
İşte böyle karar verdim, Duras'ın fısıltısına kulak veren çizgide olmaya.
En azından bu akşam böyle düşünüyorum.
Yarın mı?
Gün doğmadan neler doğar.
Bu kendi kendime sayıklamalarımı ciddiye alıyorum elbette ama sizin için bağlayıcı bir tarafı yok.
Onun için dert etmenize gerek de yok.
Hiç olmazsa gündemi, gündem dışı yazmanın bir yolunu bulacağım.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3075 | ![]() |
| Dolar | 1,8435 | ![]() |
| Altın | 92,7679 | ![]() |






























Vatikan gizli arşivleri
80 yaşındaki kadın havada dehşet saçtı
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon