![]() |
'Muhafazakarlar doğum günü kutlar mı, muhafazakarlar âşık olur mu?'
Böyle bir soru sordu 'muhafazakar' medyanın janjanlı yazarlarından biri. İki soruya da, baştan sona olumlu cevap verdikten sonra, '2011 yılındayız' diye başlayıp Allah ne verdiyse verdi veriştirdi aksi düşünenlere.
'Muhafazakarı' geçiyorum ama 'Müslüman' için bir iki söz etmesek olmaz.
***
Aşktan başlayalım..
Âşık olandır Müslüman. Dahası, en iyi Müslüman âşık olur. Hatta dahanın dahası, gerçek âşık Müslüman'dır. Buna karşın, janjanlı arkadaş 'Müslüman âşıkta olur' diyor/diyebiliyor; ne demek istiyorsa. Serapa âşktır zaten o.
Aşkın yanına, oksimoron gibi, bir gıcıklık, hastalık gibi sokuşturduğu 'doğum günü kutlamasına' gelince..
Müslüman Peygamberinin (sav) doğduğuna sevinir. O doğduğu için şükreder Rabbine. Kendi doğumunu es geçerde, Hz. Muhammed (sav) doğmuş diye içinde geniş, masmavi rüzgarlar eser.
Sanki kendisine dünyalar, cennetler bağışlanmış gibi hafifler hatırladıkça Rasullulah'ı. Ama asla ağzından 'Happy Birthday Peygamberim' çıkmaz. Bin kere hatim indirir, on bin mevlit okur, ama bir kere 'happy birthday' demez.
Yanlışlık ya da büyük bir sersemlik hali olmadıkça demez.
Bilir ki içki içmekle, kumar oynamakla ve daha bir düzine farzı terk etmekle günahkar olur ama Resullullah'a bilerek muhalif olmak, yeter onun bahçesinden ebedi olarak uzak kalmaya.
***
Son numara..
Son numaranız bu demek. Peygamber (sav) efendimizi 'pey akçesi' gibi ileri sürüp, doğum günü kutlamalarını meşrulaştırmak!
Oysa daha az bir zaman önce,'yaş günü kutlamalarını camilerde yapalım' teklifine karşılık 'Doğum günlerini değil camilere taşımak, evlerden bile kaldırarak parlak bir adım atılabilir..' diye bir öneride bulunmuştum.
Çünkü bize, üstüne basa basa 'Yahudi'ye, Hıristiyan'a, putpereste benzemeyin' diye öğrettiler.
Son Peygamber'in (sav), 'Kim kendini bir kavme benzetirse, o da onlardandır.' uyarısını, 'bende Müslümanlardanım' diyen biri unutabilir mi?
Onlar gibi giyinmemek, onlar gibi yememek..
Onlar gibi dua etmemek...
Onlar gibi yaşamamak...
Biz öyle öğrendik.
İmanımızdı bu bizim..
'Bizden olmayanlara benzememek', dinimizi algılamada ki en temel prensibimizdi.
'Kimin umurunda?' diyeceksin.
Öyle ya, yıl 2011. 'Happy birthday' varken kim neyler Yasin'i Şerif okumayı (haşa)!
2011'de inziva mı olurmuş!
Yak mumları, kes pastayı, bekle Noel babayı.
***
Kitaplara iman..
İmana da, gayrete de ara verilmez bizde.
Ölülerimiz içinde, dirilerimiz içinde Yasin, okuruz, Bakara okuruz; bütün ayetleri tek, tek okuruz.
Dört dörtlük yaşayamazsak da, hayalimiz hep 'yeşil sarıklı ulu hocalarla' beraber olmaktır.
İhlas okur, Kevser okur, yeşil sarıklı ulu hocaları dinleriz. 2011 'de de, 2111'de de Fatiha yine Fatiha'dır bizim için.
Takvimlerin hangi ayı veya yılı gösterdiğine bakmadan, 6666 ayete iman etmeye (şüphesiz) devam edeceğiz.
Beş vakit namaz, hep beş vakit kalacak.
Yıl kaç olursa olsun, son Peygamber olarak Hz. Muhammed'i (sav), Hak din olarak hep İslam'ı bileceğiz.
Hangi yüzyılda, hangi coğrafyada olursak olalım değişmeyecek bu.
İstersek zil zurna sarhoş olalım, istersek Hallacı Mansur'un ruhaniyetiyle meşk yapalım, 'happy birthday' ile işimiz olmayacak.
Biz hep aşık olur ama asla doğum günü kutlamayız.
Bu günde, kıyamete beş kala da bu böyle olacak.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon