![]() |
Üç 'tenzihle' başlayalım.
Bir: Fatih Erbakan'ın ipe sapa gelmez sözleri..
Bu sözleri akıl terazisine koyma şansımız yok.
Çünkü bir adamın, ağzından çıkan sözü kulağı duymuyorsa o kişi mazurdur. Bana göre öyle. 'Bırakın rahvan gitsin' demek en iyisi.
İki: Bu hengâmede, Erbakan'a olan kinlerini faş edip, bel altı vurma çabasında olanlar var.
Onlarda akıllarıyla konuşmuyor. Tamamen Hocanın şahsını karalamaya odaklanmış durumdalar. İslami camiada mebzul miktarda var bu arkadaşlardan.
Onlarda mazurdur ama onlar, rahvan değil 'tırıs' gitsin derim..
Üç: İkinci madde, Numan Kurtulmuş içinde aynen geçerlidir. Ona yapılan eleştirilerde haddi aşmış durumda.
Gömlek yırtıldı..
Hocayla yollarını ayıran önceki ekip, 'gömlek' çıkararak yola devam etme kararı almıştı.
Yeni gömlekleriyle de kısa zamanda hedeflerine ulaştılar.
Hükümet oldular..
Cumhurbaşkanı seçtiler..
Bir sürü başarılı icraata imza attılar..
Bir aksilik olmazsa Cumhuriyet Tarihinin en büyük hukuk reformunu da o ekip gerçekleştirecek.
Lakin mevcut durum biraz daha farklı...
Şimdiki halde, bir 'gömlek giyme, çıkarma' durumu mevzu bahis değil. Hele işler bu gerginlikte ve sertlikte devam ederse ortada gömlek mömlek kalmayacak.
Bir parçası Erbakan'ın elinde, bir parçası Kurtulmuş'un elinde heba olur gider.
Aslında Kurtulmuş, Erdoğan, Gül ve Arınç'ın başını çektiği grubun yolunu takip edebilir.
Böyle yapıp, kendi gömleğini kendi dikerse iki tarafa da derin bir nefes alır.
Olacağı da budur ya!
Herkesin gömleği kendine...
Ben gençleri anlamıyorum asıl.
Siz Hocayı ve siyasetini beğenmiyorsunuz ama gömlek ille de bizim olacak diyorsunuz.
Bırakın adamın gömleğini!
O gömleğin kıymeti sahibiyledir.
Sayın Kurtulmuş'un, bütün rükünleri ile beraber, o gömleği giyebileceğine inanmıyorum.
Numan Kurtulmuş, klasik 'Milli Görüş şablonuna' uymaz.
E, öyleyse, üstüne oturmayacak gömleği ne yapsın?
'Alın, gömleğiniz de, partiniz de sizin olsun!' diyebilir mesela. Ki en doğrusu da bu olurdu
Kongre süreci iyi idare edilemedi..
Bu süreçte, Numan Kurtulmuş ve ekibi partideki bir kaç ailenin hegemonyasını kırmaya yoğunlaştılar.
Bu konuda ki aceleci tavra da 'kendilerine duydukları aşırı güven' sebep oldu.
Ve maalesef, tam yol ilerleyen bir gemiye 'tornistan' yaptırmış oldular.
Oysa biraz daha sabredilebilseydi doğal süreç 'beyaz listeyi' zaten onaylayacaktı.
Bu görüşümü söylediğim bir arkadaşım, 'bunların toprağı sağlam' diyerek fikrime hiç yüz vermedi.
Bu arada Şevket Kazan'a ve Oğuzhan Asıltürk'e fazla yükleniliyor.
Ölçüyü aşmamak lazım.
Hem adamların sırtındaki kırk yıllık gömleği almaya yelteneceksin, hem de 'niye gömleği bırakmıyorsun' diye kızacaksın..
Bu kadarı da fazla olmuyor mu?
Göze çarpan artı ve eksiler
- Numan Kurtulmuş, bu güne kadar ki duruşuyla, ses tonuyla, sözleriyle, boyuyla, posuyla hep güven verdi.
- Eski tüfeklerin, savaş tamtamlarına karşılık, itidalli açıklamalar yaparak, 'aksakallıları' mahcup etti. (Olmuşlardır herhalde!).
- 'İhtiyarlar' söylemi o kadar abartıldı ki, artık 'kabak tadı' vermeye başladı.
- Aynı şekilde, 'Hocanızı da alın gidin..' şişinmesiyle ortalıkta fink atanların durumları da 'kabak tadı' tarifesine giriyor.
- Birilerine 'Yaşlandınız, hadi naş naş evinize.' demeye getirmek, en ağır adamda bile 'hafif' duruyor.
- Fakat Kurtulmuş'un, partisinde birliği sağlayıp, 'ağır abilikten' liderliğe terfi edememesi ciddi bir sorun.
- Durduk yerde olağanüstü kongre çağrısı yaparak, tekere çomak soktu.
..
İşler karışık..
Sonu hayır olur İnşallah.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
































İlginç tasarımlar
Cumhurbaşkanı Gül, Sosyal Medya'da
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon