'Egeliler Çetesi'
kasimtiryaki@timeturk.com
07.08.2010




'Yaz' yazılarından bıktık.

Hususen, 'yaz' ve 'Ege' yazılarından. 

Yaz, Ege ve deniz yazılarından.

Yaz, Ege, deniz ve Nişantaşı merkezli tekmil sabuklamalardan.

O yazılar yüzünden neredeyse güneşten ve denizden ikrah gelecek.

O yazılar yüzünden üç vakte kadar yaz'ı, Ege'yi duyunca yüreğim kalkmaya başlayacak diye endişelenmeye başladım.

Ulusal medyadaki her üç yazardan biri bu konular üzerinde yazıyor.

Ekip halinde gezip, aynı anda yazmaya başlıyorlar.

Haziranın başından, eylül sonlarına kadar, köşelerini malum konularla kapatıyorlar.

Yüz binler satan gazetelerin köşecileri bunlar.

O gazeteleri okuyanlar yazla yatıp, denizle, safariyle kalkan insanlarmış gibi. Akşam Alaçatı'da, sabah Bodrum'da, Fethiye'de gününü gün eden, tuzu kuru binlerce okuyucu!

Öyle ya da böyle, adamlar bir 'Ege edebiyatı', 'gün batımı edebiyatı' tutturmuş gidiyor.

Tabi, bu arada 'çok nezih yer' dolmasıyla, bazı şanslı restoran ve cafelerin reklâmı gırla gidiyor.

Fakır fukara milletin önünde kaprilerini giyip, nereleri gezip, neler yediklerini anlatıyorlar.

Hangi restoranın, hangi taamı nefis, sündüre sündüre ondan bahsediyorlar.

Bilmem ne şarabının yanında, hangi mezenin makbul olduğunu ayrıntısıyla servis ediyorlar.  

İşte, neredeyse her Allah'ın günü böyle yazanlar var.

Tamam, ay da bir olur. Hadi hafta da bir olsun..

Ama her gün olur mu?

Maalesef oluyor ve aç bilaç 'ortadirek' de onları bir güzel okuyor.

Merdiven altında çalışanlar onları okuyor!

Tere bulanmış bedenler, parmak arası terlikli, şortlu insanları seyredip duruyor magazin sayfalarında.

'Müşterisiz mal zayidir' prensibinden hareketle, demek ki bu malzemeye talep var.

Bu durumda aklıma gelen, toplumun silme 'mazoşist' olma ihtimali.

Karşısına geçip fakirliğiyle, çaresizliğiyle dalga geçer gibi yazanları okumaktan zevk aldıklarına göre var bir şey!

Tatil ve 'yeme içme' yazarları arasında bir grup var ki onlar daha sinir bozucu. Çünkü onlar suret-i Haktan görünme sevdasındalar aynı zamanda. Bu gruptakiler, yazılarına iki üç günde bir 'yoksulluk edebiyatı' sokuşturuyor.

Dinden, imandan mevzulara kaçıyor. Koyda batan güneşe karşı şarabını yudumlarken 'ne olacak bu fakirlerin hali' tripleri yapıyor.

En çok dikkat edilmesi gerekenler bunlar.

Durduk yerde, yazılanlardan etkilenip ağzından sular akan okuyucuya 'OS' diyorlar..

Os olsun size.

OS..

..

Şimdi yaz geldi, geçiyor.

Tatili, denizi, dereyi, güzel beldeleri yazanlar daha bir azdı. En çokta, başta da belirttiğim üzere 'Egeliler Çetesi'.

Önceden, böyle pervasız ve açıktan yazmazdılar.

Artık neyine güveniyorlarsa hiç kollamadan, her şeyi pata küte yazıveriyorlar.

Mabatlarında olmadık güçler mi vehmettiler, yoksa Aziz Nesin'in 'bu milletin yüzde yetmişi salaktır' sözünden mi gidiyorlar bilmiyorum.

Egeliler taifesi, yalnızca Egelilerden de oluşmuyor ha..

Egeli olmayanlar daha beter.

'Zerafet düşkünlüğü beterdir' derler ya, bunların durumu da öyle.

'Allah kurtarsın' demekten başka yapacak bir şey yok.

 

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3300
Dolar 1,7540
Altın 98,4532
Röportaj
Gazeteler
Facebook

Copyright © 2007 TIMETURK
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz