![]() |
İroni yapmak, tuhaf ayaklarına yatmak iyide, nereye kadar!
Gazetenin alnına 'Türkiye Türklerindir' lejantı atmakla olmuyor bütünlüğü korumak. Ya da işin başında, eşkıyayı 'üç beş çapulcu' diyerek görmezden gelmekle de.
İnsanların en doğal hakkını vermemek için direnmekle de olmuyor.
Afili laflarla olmuyor bir arada yaşamak.
Nutuk atmakla, şarap guruluğu yapmakla birlik gemisi yürümüyor.
Zaten bu milletin başına ne geldiyse, bu vatan için ölenlerden değil, nutuk atanlardan geldi.
Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Boşnaklar ve Türkler bir arada yaşamaya devam edecek.
Birileri 'Türkiye Türklerindir' dese de yaşayacak, demese de.
Malum şahsın işi zor.
Bu ülkenin birliğini tartışmaya açabilmesi için en başta Hasip Kaplanı çiğnemesi gerekecek.
Sonrasını varın siz hesap edin.
Onun için böyle olmayacak işlerde şansını zorlama İzmirli arkadaş.
Git badem çitle.
Eşle, dostla balkondan balkona yarenlik et.
Ergenekon'dan yırtanlarla eski günleri an.
Şaraba, denize yoğunlaş.
Ne işin var Türkiye'yi, bölmekle, toplamakla.
Buraya kadarmış…
Adam paso ironi yapıyor!
'Ben İmralı'ya, Apo dışarı' diyerek süret-i haktan görünmeye çalışıyor.
Hasip Kaplan'ın üstünde iğreti duran 'birlik ve bütünlük' sözlerine 'Ergenekoncu, ulusalcı bir ağızla' verip veriştiriyor.
Bir çırpıda 'bölmeye yeltendiği' Türkiye'nin bütünlüğünü, lafla da olsa, BDP'li birisi savununca ağrına gidiyor.
Hasip kaplan 'Tartışılmayacak bir şey varsa o da ülkenin birlik beraberliğidir.' diye bir çerçeve çizdi. Tartışmaya, Partisi adına, üniter yapıdan yana olduklarına dair nokta koydu.
BDP'li vekil, bu sözü 'az mı inanarak söyledi, çok mu inanarak söyledi' o ayrı mevzu..
En azından 'Birlikte yaşamak zorunda mıyız?' diye sorup genç veya yaşlı dimağları zehirlemedi.
'Adını koyalım' gibi gizemli ifadelerle 'Hadi artık; ülkeyi bölmenin vakti geldi.' demeye getirmedi.
Tam burada yazıya noktalı virgül koyarak, 'Büyük Gazetenin' kendimi bildim bileli dikkatimi çeken 'lejantına' zıplamak istiyorum.
Zihnime, yüzyıl düşünsem gelmeyecek soruları üşüştüren malum 'Türkiye Türklerindir' sloganına.
O lejantın gölgesinde yıllarca kaptanlık yapmış birisinin, pattadanak 'Birlikte yaşamak zorunda mıyız?' diye ortaya fırlaması çok manidar değil mi?
Hani 'Türkiye Türklerindi' diye sormazlar mı?
'Bu topraklar, Türkün mü yoksa Kürtün mü!' diye bir düşünce, bir soru kimsenin aklından geçmemesine rağmen, yıllarca afişe ettiğiniz, Lazın, Arnavut'un, Kürt'ün, Çerkesin gözüne soktuğunuz mottodan bahsediyorum.
Eee, şimdi ne oldu da 'Birlikte yaşamak zorunda mıyız.' diye soruyorsun?
Yoksa 'Doğuyu ve Güneydoğuyu' Türkiye'den saymıyor musun?
O kadar da 'açılma'...
Son yazısında, açılıma nasıl bir destek verdiği, dahası 'açılımdan' ne anladığı gayet net okunuyor.
Her fırsatta açılıma destek verdiğini söylüyor ama 'Birlikte yaşayacaksak, ana dilde eğitim talebinden vazgeçeceksin.' diye buyuruyor muarızına.
Kürtlerle hem birlikte yaşasak, hem de ana dillerinde eğitim görseler kime ne?
Bak, Hindistan'da yetmiş iki millet hem bir arada yaşıyor, hem de herkes ana dilinde eğitim görüyor.
Böyle bir arada yaşayıp, ana dilinde eğitim gören sürüyle örnek ülke var.
'Hitler benzetmesine' alınıyorsun ama anadilde eğitim talebini de ayrılma tartışmasını başlatmak için yeterli görüyorsun.
Açılımdan yanasın ama adamları konuştuğu dilden bile rahatsızsın.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
































İlginç tasarımlar
Cumhurbaşkanı Gül, Sosyal Medya'da
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon