![]() |
Kar yağdığı müddetçe nedense kendimi daha bir güvende hissettim. Sanki Yaratıcıdan; bir kez daha hayatın, bereketli ve güvenli yaşamın devamına dair sıcak bir güvence almış gibi oldum.
Karda yürümek, yağarken seyretmek, üşümek hep aynı ontolojik güveni hissettirdi bana.
En çokta karı, kışı unuttuğum anlarda birden bire karşımda bulduğum beyazlıkta yaşadım bu duygusal metaforu. Mesela, pencereye gidip sokağa baktığımda, sabah karşılaştığım bembeyaz sokaklarda.. O, ilk anda ki duygu yoğunluğu yıllarca yetebilir insana.
"Allah (cc) her zaman bizimle. O kuluna şahdamarından daha yakın."
Amenna.
Kar, aciz kullar için bir müjde olduğu kadar, bu bilgiyi teyit sadedinde bir hediye de oluyor her seferinde.
Günlerdir dudaklarımdan, Peygamberimizin (sav), mağarada Hz. Ebubekir'e (ra) söyledikleri dökülüyor.
"Üzülme, şüphesiz ki Allah bizimle berâberdir!"
Korkmamıza gerek yok. Allah bizimle.
Allah, hâlâ ve hep bizimle.
Rabbim bütün günahlara, pisliklere, rağmen merhametini en yoğun ve keskin haliyle gönderiyor.
Her yağışı bir ayet, her tanesi bir mucize gibi dokunuyor bize karın.
Elbette güneşte, yağmurda rahmettir. Elbette her bir çiçek, yaprak, doğum ölüm sonsuz hikmetlerle iç içedir. Ama karın hissettirdikleri çok daha yoğun. Bunun bir tek benim için değil, herkes için böyle olduğunu düşünüyorum.
Bütün anlatmak istediğim bu.
Bu günkü yazım burada bitiyor.
*Bir kış daha.. (Kış)
Çok uzun yıllar oldu ki karsız akşamlarda yatıp, her yeri bembeyaz bulduğum sabahlar yok hayatımda. Böyle bir manzaraya en son yine köyde şahitlik etmiştim. Evler, ağaçlar, dere, tepe, her şey kar altındaydı. Fındık ağaçlarının üzerine yığılan karın ağırlığından, ince dalların bazıları kırılmış, dayanabilenlerse tevazuuyla eğildikçe eğilmişti.
Nazarımda hiçbir zarafet, karın incecik fındık dalının üzerinde beş, on santim boyunda yükseldiği görüntü kadar zarif olamaz. Böyle beyaz bir sabahta, fındık ağaçlarının arasında dolaşmak, incecik dalların üzerinde ki kar tepelerini seyretmek ve onlara dokunmak ömre bedeldir.
Bildiğim bir şey var ki beyaz örtünün çocukta yaptığı çağrışımla, yetişkinlerde yaptığı çağrışımın farklı olduğudur. Bunda, yaşla birlikte duyguların, yüreklerin kalınlaşıp nasırlaşmasının da etkisi var muhakkak.
Karla uyandığım bütün sabahlar içim patlayacak kadar sevinçle dolardı. Sanki yola, ağaca, dağa, dereye ve görmediğim tekmil yerlere yağan karlar yalnızca bana gönderilmiş bir hediye, bir oyuncaktı.
Karın beni üşüttüğünü bilmem desem yeridir. Elimin ayağımın buz kestiği, sağımın solumun hissedilmez olduğu anlar çok olmuştur ama bu durum rahatsızlık veren bir şey değildi benim için. Her yanımız buz kesse de, ne beni, ne öteki çocuklardan birini patırtısız, zırıltısız alamazlardı eve. Zaten bir süre sonra hakikaten üşümez olurduk. Gerçeklik algısından kopuş, çocuk aklı (veya akılsızlığı/kalbi), donmanın kenarlarında tehlikeli pikeler; ne derseniz deyin.
Bulduğumuz naylon kâğıtların, plastik tekne parçalarının, tenekelerin üzerine binip kayar, uçurum gibi yerlerden yuvarlanır giderdik. İçimiz dışımız kar olurdu. Kar biz olurdu, biz de o; bunun neresinden şikâyet edebilirdik. Bana öyle gelirdi ki, çocuk seslerimizden cezbeye gelirdi şita. An olurdu bağrışmalarımıza katılırdı. Karda yuvarlanmanın, üşüme(me)nin inanılmaz zevkiydi bize bunları hissettiren.
Bütün bu hengâme, eğlenti ve arkadaşlıktan sonra, karın yavaş yavaş kapıdan bacadan el etek çekmesi, özüme ait bir şey elimden alınıyormuş gibi inkisara uğratırdı beni. Belki ağlamazdım ama ağladığım birçok zamandan daha meyus olduğum su götürmezdi.
*Tarihini hatırlamadığım bir geçmişte yazdığım 'kış' başlıklı yazı.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon