27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
“Nurculuk iflâs etmek üzere!” için isteksizce bir tavzih...
huseyinyilmaz@timeturk.com
Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da gerçekleştirilen “Risâle-i Nur ve Sanat Çalıştayı” güzel bir toplantıydı. Her şeyden önce iyi niyetle tertiplenmişti. Maksat, Risale-i Nurlardaki san’at ve bediiyata “akademisyen”lerin gözüyle baktırmak ve dikkatleri çekmekti. İlim adamlarının tesbitleri dikkat ve takdire şâyândı; tartışılıp tekemmül ettirilmeleri için iyi bir adım atılmıştı...
Toplantı ile ilgili haberler, neredeyse canlı yayın sür’atıyla Risalehaber’de yer almış, tebliğlerin de ilk fırsatta neşredilecekleri müjdelenmişti. Yâni neticeleri itibariyle umumî efkâra açık bir toplantı idi...
Yazılarımı tâkib edenler veya benimle temas hâlinde olanlar, çok kişiye mübalâğalı gelebilecek ölçülerde uydurukçaya karşı durduğumu, Risâle-i Nurların dilinin hıfzı noktasından hassasiyet gösterdiğimi bilirler. Sebeb olarak da, Türkçe’ye yönelmiş Cumhuriyet devri dil tahribkârlığının hedefinin bu milletin evladlarını bin yıllık irfân ve mefâhirinden, bilhassa da dinlerinden koparmak olduğunu izaha çalıştığımın da farkındalar. Yine bu nokta-i nazardan harf inkılâbının asıl hedefinin dilsizleştirmek ve dinsizleştirmek olduğunu defalarca yazdığım mâlûmdur.
Harf inkılabı ve dil tahribkârlığının önünde yıkılmamış tek hisarın Risale-i Nur külliyatı olduğunu, onun da yıkılması durumunda dâvânın bütünüyle kaybedileceğini feryad-ü figânlarla anlatmaya çalışıyorum. Hazindir ki, son yıllarda Nur câmiası da dil noktasından hassasiyetlerini büyük ölçüde kaybetmiş, hangi zarurete dayanırsa dayansın, hiç olmaması gerektiği şekilde uydurukçaya teslim olmaya başlamıştır. Bu gidişatın durdurulması gerektiği inancıyla, böyle gitmesi durumunda bir kaç yıl sonra kimsenin Risale-i Nurları anlayamaması gibi elim bir netice ile karşılaşılacağını ve bu neticenin sadeleştirme düşüncelerine bir nevi meşruiyet kazandıracağını, elem ve ızdırab içinde anlatıp duruyorum. Böylesi bir durumun da Nurculuğun iflâsını netice vereceğini, uydurukçanın Risale-i Nur’un tefekkür ve ilmini taşıyamayacağını söylüyorum...
Bahis mevzuu toplantıda hatiblerin bol miktarda, âdeta sözleşmiş gibi uydurukçayı kullanmaları bu husustaki efkâr ve hissiyatımı kamçıladı. Toplantı, sadece bu noktadan “Nurculuk iflâs etmek üzere!” başlıklı yazıya zemin teşkil etti. Yâni,yazının toplantı ile yegâne münasebeti kullanılan dil ile sınırlıydı.
Yazık ki, bu çok hayatî mevzuda, ne söylediğimi anlamak istemeyen, toplantı ile şu veya bu şeklide temasları olanların bir kısmı, gurub ve gayretlerinin hedef alındığı zehabıyla, havsalamın almadığı bir şiddetle ve maalesef edebsizce taarruza geçtiler. Taarruza geçenler cihâna edeb dersi veren Nur talebeleri değil de, cemiyetin en sefil sınıflarından kişilerdi sanki. İdrâk seviyelerindeki zayıflığa mı yanayım, kırmızı görmüş boğa tavrı içindeki hücumlarına mı, cidden kestiremedim.
Bu yazı, isteksizce bir tavzihtir... Ruh ve gönül dünyamda yeri çok yüksek olan ve kırk yıldır emek verdiğim bu câmiayı bu zelil unsurlarının şahsında gölgelemek istemem. Ama derin bir hayâl kırıklığı yaşadığımı söylemeye mecburum: Çok üzüldüm...
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook

































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon