27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
Golan Tepeleri’nde özgürlüğün bedeli
Haaretz
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın rejimi her gün düzinelerce silahsız Suriyeli göstericiyi katlediyor. İsrail’de, şok içinde dilimizi şaklatıyor ve “kendi insanlarını öldürdüğünü” söylüyoruz; fakat İsrail Güvenlik Güçleri bir günde 23 silahsız Suriyeli göstericiyi öldürdüğünde, “kendilerini kısıtlayarak hareket ettikleri” için böbürlenmiştik.
Suriye’nin Hama şehrindeki göstericiler ve Golan sınırındaki protestocular, sadece ölümcül olmayan araçlarıyla değil amaçlarıyla da benzeşiyorlar. Her ikisi de kurulu düzeni değiştirmeye çalışıyor. Ve iki yerde de otoritenin buna yanıtı şaşırtıcı biçimde benzer: Göstericilere gerçek kurşunlarla ateş açmak. İsrail’de insanlar hemen, İsrail Güvenlik Güçleri’nin göstericileri öldürmemek için her çabayı gösterdiğini ifade edecekler ve gerçekten de Suriye’de ölü sayısı çok daha yüksek; fakat araç aynı: Silahsız göstericiler üzerine gerçek mermilerle ateş açmak. Ve Tanrı korusun eğer Golan göstericileri ayaklanmadan vazgeçmezlerse, ölü sayısı kıyaslanabilir hale bile gelebilir. İsrail kamuoyunun tabii ki bununla bir problemi olmayacaktır. Suriye’ye benzesek de kendimizi o şekilde görmüyoruz.
Golan Tepeleri’nde, sınırdaki tel örgüler boyunca İsrail, kendini korumak ve özellikle sınırdaki göstericilerin varlığına dair farkındalığını bloke etmek için, daha sağlam ek güvenlik tel örgüleri dikti. Bu örgüler vasıtasıyla kendi dünyamızı, hayallerimizdeki dünyayı yarattık; kendimize söylediğimiz aldatıcı aykırı yalan.
Hama’dakiler özgürlük savaşçıları. Golan Tepeleri’nde, sınırdakiler ise kiralık göstericiler, kışkırtılmış çeteler ve teröristler. Golan Tepeleri’ne doğru sınırı geçmek (dünyadaki tek bir ülke bile Golan Tepeleri’nde böyle bir egemenliği tanımıyor olsa da) İsrail’in egemenliğine bir tehdit içeriyor. Golan sınırındaki göstericiler, politik bilinçleri olmayan ve buna kışkırtılmış genç insanlar. Suriye rejimine karşı gösteri yapan emsalleri ise demokrasi algısına sahip, Facebook ve Twitter ayaklanmasıyla aydınlanmış, eğitimli genç insanlar.
Golan Tepeleri’nde, Esad onları ölümlerine otobüsle yolladı ve suç tamamen onların. İsrail Güvenlik Güçleri kurbanların çoğunun kendi ölüm veya yaralanmalarından sorumlu olduklarını ispatlamanın bir yolunu buldu. Golan’daki bu kararlı genç insanların, Suriye şehirlerinde Esad’ın rejimine karşı ayaklanan muadillerini motive edenle tam olarak aynı olan demokratik ve politik bilinci taşıyarak kendi hayatlarını tehlikeye attıkları düşüncesi bir türlü aklımıza gelmiyor.
Bizim sınırımızda onlar isyancılar. Suriye şehirlerinde ise göstericiler. Orada bu hayranlık duyulacak şiddetsiz bir protestoyken, bu mücadele bizim sınırımızda başlatıldığında şiddet sayılıyor ve bu suçu işleyenler ölümü hakediyorlar.
Kendimiz için bir dünya icat ettik: Esad dikkat dağıtmak için bu genç Filistinlileri yolladı. Fakat doğrusunu söylemek gerekirse, dikkatimiz bir dereceye kadar dağılıyor ve dinlemek bile istemediğimiz aynı genç insanların amaçlarından uzaklaşıyoruz.
Burada hiç kimse, Filistinli-Suriyeli bir genç adamın sınırı geçip Yafa’ya giderek, ailesinin atalarından kalma evini ziyaret etmek için çıktığı İsrail’e yaptığı köken yolculuğu üzerine düşünüyor mu? Belki İsrailli okuyucuya, onların mültecilerin çocukları olduklarını, bazılarının atalarının 1948’de ya İsrail’den kaçtıklarını ya da sınırdışı edildiklerini ve geri dönmelerine izin verilmediğini hatırlatmaya çalışabiliriz. Ve diğerleri 1967’de Golan Tepeleri’nden sınırdışı edildiler veya kaçtılar ve onlar da geri dönüş hakkından mahrum bırakıldılar.
Belki İsrail’in Golan’ı 1967’de büyük ölçüde kendi girişimiyle işgal ettiğini söylemek mümkündür. Belki mültecilerin ailelelerinin üç nesildir mülteci kamplarında insanlık dışı şartlarda yaşadıklarını dile getirmek mümkündür. Bunun Suriye rejiminin hatası olduğu doğru; fakat İsrail de onların kaderlerinin sorumluluğunu taşıyor. Belki aynı zamanda, tıpkı emsallerinin Suriye’deki rejim karşıtı mücadelelerinin meşru olması gibi, onların mücadelelerinin de bir derece meşruiyet taşıdığını söylemek mümkündür. İki taraf da özgür ve haysiyetli bir yaşam istiyor. Ve ikisi de bundan yoksun.
Gözlerimizin önünde şekillenen yeni Arap dünyasında, bir noktada hem Suriye’deki hem de Golan sınırındaki bu genç insanların sesleri duyulmak zorunda olacak ve özellikle silahsız mücadelelerinde direnirlerse, bazı taleplerinin ele alınması gerekecek. Fakat bunun ilerisine geçtik. Kafamızı kuma gömeceğiz. Sınıra bir tane ve bir tane daha tel örgü dikeceğiz. Gündüze gece, geceye gündüz diyecek ve sonsuza kadar kendimize kısıtlayarak hareket ettiğimizi söyleyeceğiz: hakiki kurşunlarla, tek bir el bile ateş etmemiş 23 genç insanı öldürerek. Onları ve liderlerini, ölümlerinden sorumlu olmakla itham edeceğiz. Önemli olan ellerimizin temiz, kulaklarımızın ve gözlerimizin kapalı olması.
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook

































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon