![]() |
İçişleri Bakanı Prof. Beşir Atalay'ın dün yaptığı ve 'demokratik açılım' girişiminin ilk tedbirler paketini açıkladığı basın toplantısında en önemli husus neydi dersiniz? Kürtçe'nin önündeki en son kısıtlamaların da kaldırılacağı müjdesi mi? Gösterilerde taş atan çocukların çocuk mahkemelerinde yargılanacakları haberi mi? İnsan hakları ihlâllerini takip edecek kurulun oluşacağı, yol denetimlerinin azaltılacağı ayrıntıları mı?
Hangisi, hangisi?
Bence dünkü basın toplantısının en önemli yönü, böyle bir açıklamanın yapılmış olması, hükümetin 'demokratik açılım' konusundaki kararlılığını bir kez daha vurgulamasıdır.
Türkiye süreçlere pek alışık değil; hemen her değişikliğin derhal gerçekleşmesini bekliyor insanlarımız. Bu biraz da bütün köklü altüst oluşların hep olağanüstü dönemlerde, ya da tepeden dayatılarak gerçekleştiği bir coğrafyada yaşamamız yüzünden; halkın kendi iradesiyle değişim ve dönüşümü zorladığı kaç kazanım var?
Oysa 'demokrasi açılımı' da denilen girişim bir süreç. Öyle de olmak zorunda. Bütün süreçler gibi, bir çırpıda gerçekleşecek bir tedbirler paketinden oluşmuyor. Süreçler zamana yayılır ve 'sınama-yanılma' yöntemini de içerir. Açılımın tarafları süreç içerisinde birbirlerine güvenmeyi de öğrenirler. Değişim veya dönüşüm bundan sonra başlar.
Çeyrek yüzyılı boşu boşuna heba etmiş, barışçıl yöntemlerle de pekâlâ talep edilebilecek ve ısrar edilirse demokratik yollardan da elde edilebilecek haklar yüzünden 30 binden fazla insan kaybetmişiz. Şimdi bir taraf “Zorla bu noktaya getirdim, daha fazlası hakkım benim” diye kostaklanır, öteki taraf da “İstersem vermeyebilirim” diye huysuzlanırsa nereye varabiliriz?
'Açmaz' halidir bu ve tarafların konumlarında sabit kadem olması bugüne kadar yaşananları çok aşan çirkinlikte yeni gelişmelere yol açabilir.
Süreçlerin bir iyi tarafı, 'sınama-yanılma' özelliği sebebiyle, yapılan yanlışlardan ders çıkartmaya izin vermesidir. Dağdan inenlerin Habur kapısından geçtikten sonra başlayan gösteriler bir hataydı; tıpkı KCK operasyonu sırasında elleri plastik kelepçeli tek sıra halinde dizdirilmiş siyasiler görüntüsü gibi...
“Zafer kazandık” arsızlığı ile “Ben devletim, güçlüyüm, istersem bak neler yaparım” çocuksuluğu, süreci hiçbir yere götürmez. Barışa gidilen yolda savaşa dair sözcükler (zafer gibi) ile vaktiyle yanlış kullanılmış gücü hatırlatan görüntülere yer yoktur. Birarada yaşama iradesi ancak geçmişi unutma kararlılığıyla hayata geçebilir.
Prof. Atalay'ın dünkü basın toplantısı, süreci başlatan hükümet tarafının devam ettirme kararlılığının ilânıydı; paketin içerik analizini yapmaya hiç gerek yok, süreç devam ederse paketler de sürecek ve içerik de zenginleşecektir. Şimdi olması gereken, aynı türden bir kararlılığı, terör örgütünü silâhları bırakmaya kadar yönlendirecek tarafın göstermesidir.
Kulağımız, açıklanan paketle ilgili görüşü kimin, hangi üslupla yapacağında...
Sürecin doğal muhatabı yakınlarda kapatılan DTP'ydi; ama her birlikte gördük, DTP liderliği kendilerini tam muhatap olarak görmedi ve hep başkalarından gelecek talimatı beklediği izlenimini verdi. Bu defa kim 'taraf' olarak ortaya atılacaksa, elinde vekâletnâme varmış gibi davranmalı. Vekâleti kimden almış olursa olsun, vekiline danışma ihtiyacını da duyabilir; ancak ağzından çıkan kendi sesi ve cümlesi olmalı.
Barış ve Demokrasi Partisi? Kapatılan DTP'nin siyasi yasak yemiş iki lideri? Seçilmiş bir belediye başkanı? Hangisi muhatap olacaksa olsun ve görevini yerine getirsin.
Değişim ve dönüşümü uzun zamana yaymaya alışmamış bir ülkede yaşıyoruz ve dünya konjonktürü bizi bir ve bütün olarak önemli görevler üstlenmeye zorluyor.
Niye geç kalalım ki?
Yenişafak
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3210 | ![]() |
| Dolar | 1,8435 | ![]() |
| Altın | 93,3793 | ![]() |






























Bermuda şeytan üçgeni gerçek mi?
Çöpçüye kemer sallayan ergenin sonu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon