Amerikalı yetkililere göre İran, müttefiklerine para gönderek ve başka yardımlarda bulunarak gelecek ayki Irak seçimlerini etkilemek için kapsamlı, ama gizli bir kampanya yürütüyor. Yetkililer de bu saldırıya karşı koymanın en iyi yolunun, yaşananları ifşa etmek olduğuna karar verdi.
İran’ın Irak’a karışması konusundaki en açık eleştiriyi, Irak’taki ABD güçlerinin komutanı Ray Odierno dile getirdi. Odierno geçen hafta Washington’da gazetecilerle görüştüğünde Ahmed Çelebi’nin rolüne odaklandı; Bush yönetimine Irak’ı işgal etmesi için 2003’te lobi yapan Çelebi’nin, bugün İran’ın Devrim Muhafızları’yla yakın işbirliği içinde çalıştığı iddia ediliyor.
Her yol Çelebi’ye çıkıyor
Odierno Bağdat’taki üst düzey Iraklı liderlere Amerika’nın İran’ın kampanyası konusundaki istihbarat hakkında da brifing verdi. Bir kaynağım sayesinde Odierno’nun brifinginin özetini elde ettim. Özette şu iddialar yer alıyor:
* “İran Irak’taki çeşitli adaylara ve siyasi partilere para, kampanya malzemesi ve siyasi eğitim veriyor.
* “İran kendisini destekleyen partileri güçlendirme çabası kapsamında, Iraklı siyasetçilerin bir kısmınca onaylamayan ittifakları teşvik ederek siyasi sürece müdahale ediyor. Sözgelimi... Çelebi kasımda, İran destekli iki Şii adayın seçim listelerinin birleştirilmesi meselesini ele almak için Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün komutanı Kasım Süleymani ve İran Dışişleri Bakanı Mahuçehr Muttaki’yle görüştü.
* Tahran, Çelebi’nin İran nüfuzuna karşı potansiyel engelleri ortadan kaldırma amacıyla tasarladığı Baas’tan arındırma çabalarını destekliyor.
Çelebi aynı zamanda, başbakanlık koltuğuna oturmasını garanti altına almak için İran’ın kendisine yardım etmesiyle de ilgileniyor.
* İstihbarata göre, Çelebi geçen yıldan bu yana İran’ı en az üç kere ziyaret etti. Dahası, Irak’ta da en az beş defa kilit önemdeki İranlı liderlerle görüştü.”
Bu tür istihbaratın alışılmadık biçimde açıklanması, İran’ın Irak’ta 7 Mart’taki oylamayı şekillendirme yönündeki baskısı konusunda ABD tarafından duyulan endişeyi yansıtıyor. ABD İranlılara karşı koymak için Irak’ta ‘bilgi operasyonları’ yapıyor ve başka faaliyetlerde bulunuyor. Fakat görünüşe göre kendi gizli ve kapsamlı faaliyet kampanyasına girişmemiş. Bunun bir sebebi de, Amerika’nın bizzat kendisinin yaratılmasına yardım ettiği bir demokrasiyi yönlendirmeme isteği.
Üst düzey bir yetkili, “İran’ın peşine gizlice düşmek için çok geç kaldık. Yapabileceğimiz tek şey ifşa etmek” diyor. E-postayla ulaştığımız Çelebi’yse, İran ajanı olarak faaliyet gösterdiği iddiasını reddetti: “Ne zaman ABD’nin siyasi gündemine aykırı bir harekette bulunsak bu tür suçlamalar ortaya çıkıyor...
Fakat General Odierno’yu affediyoruz çünkü o Saddam Hüseyin’i yakaladı.”
İran’ın Irak’taki operasyonlarını Süleymani yönlendiriyor; Kudüs Gücü’nün komutanıyla tanışanlar, onu John le Carre’nin usta casusu Karla’nın tatlı dilli bir Fars versiyonu olarak tarif ediyorlar. Süleymani, Ebu Mehdi Mühendis diye tanınan Irak’taki vekilinden yardım alıyor ki, Amerikalı yetkililer bu adamın Kuveyt’teki ABD elçiliğinin 1983’te bombalanmasına karıştığını söylüyor.
İranlıların, Irak parlamentosunda en çok koltuk sahibi olan Şii partisi Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi’ne her ay gizlice 9 milyon dolar, Mukteda Sadr’ın militan Şii hareketine de 8 milyon dolar verdiği iddia ediliyor. Irak Başbakanı Nuri Maliki’nin, bazı adımlarına karşı çıktığı ve bazı adımlarını kabul ettiği İran’la hassas bir dengeleme oyunu oynadığı söyleniyor. Amerikan istihbaratına göre, Maliki’nin ekibinin bir üyesi hassas belgeleri Tahran’dan kendi eliyle getiriyor ve böylece takibe takılabilecek elektronik iletişimden kaçınılıyor.
Umutlar Irak halkına bağlı
İranlılar ve özellikle de 1980’lerdeki Irak-İran savaşını yaşayan nesil için, Bağdat’ta itaatkâr bir hükümetin bulun-ması hayati önemde bir ulusal güvenlik meselesi. Tahran bu ihtilafla ilgili hesabını hâlâ görmüş değil. Amerikan istihbaratına göre, İranlılar iki ay önce, bu savaştaki rollerinden dolayı suikast hedefi olacak 600 Iraklı yetkilinin listesini dağıttı. Bu cinayetleri önlemek için ABD’nin ne yaptığı sorulan bir komutan, “Listedekilere haber veriyoruz” diyor.
Irak’ı yakından izlyen bir Beyaz Saray yetkilisiyse, “İranlılar, açık veya gizli yollardan her yerde” diye konuşuyor. Amerikalı yetkililer, İran’ın bu mekanizmalarına karşı harekete geçirilebilecek en iyi denetimin Iraklıların vatanseverliği olduğuna inanıyor. Anketler Iraklıların, İran’a ABD’ye güvendiklerinden bile daha az güvendiğini ortaya koyuyor. Yetkililer İran’ın Irak’a karışmasının geçmişte geri teptiğini söylüyor ve aynısının Iraklılar seçim sandığına gittiğinde de tekrarlanmasını umuyorlar. (THe Washington Times; 25 Şubat 2009) Radikal