Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
'Yolsuzluğun dedikodusu bitti'
cevdettellioglu@timeturk.com
20.09.2011





“Eskiden... İhalelerde yolsuzluk yapılabildiği dönemlerde, insanlar ya iftiraya uğrardı ve yapanlar ciddi bir günah yumağı ile karşı karşıya kalırdı, ya da gıybet etmekten milletin var olan sevapları da, tehlikeye girerdi.”
 
Bu tür bir konuşmaya; “Eskiden” diye başlamak,

Düzenin çarkı içerisinde; “zorunlu olarak dürüstlükten uzaklaşmış” kişiler gündem olurken ; “şimdi öyle mi ya? Diyebilmek ; “zorunlu dürüstlük dönemi başladı, artık insanlar, cebine şeytan koyarak dolaşmak zorunda kalmıyor. Hatta istese de yolsuzluk yapamıyor, sistem müsaade etmiyor.” Diyebilmek, ne kadar hoş olurdu değil mi?

Peki; “yolsuzluğun dedikodusu bile bitti” diyebilmenin bir yolu var mı?

“kapitalizmin, insanları böylesine, yorduğu, makineleştirdiği, duyguları,metanın arkasına attığı böylesi bir dünyayı yaşarken, yolsuzluğu dedikodusu ile birlikte ortadan kaldırmak,zorunlu bir dürüstlük sistemi geliştirmek,uygulamak mümkün mü?
Cevabını; “insanı düzeltirseniz tabi ki mümkün” diye verdiğinizi duyar gibiyim. Ardından da, insanın ilk aklına gelen; “insan ne kadar düzgün olursa olsun, makam, mevki, kariyer, zorunluluklar, yeni alışkanlıklar, iktidar ya da iktidara yakın olmak, nimetlerin cazibesi, giydirilmiş imana rağmen bu zoru bozuyor.” Düşüncesi olması, ikrarı olmasa da, herkesin bildiği bir sır olarak zihinlerdeki yerini inatla muhafaza ediyor.

Şöyle bir düşünsel gezinti yapalım.
Yolsuzluk ağırlıklı olarak; iktidarla, varlıkla, güçle, rahatlıkla, çevre ile, yaşam biçimi değişimi ile evriliyor.
İyi de, o zaman, iktidar mı olmayalım?
Varlık sahibi, güç ve mevki sahibi mi olmayalım?
Çevremizi yok mu sayalım?

Neden olmasın diyenler olsa da, bu günkü kapitalist düzenin, ailelerin hücrelerine kadar işlemesi sebebi ile, çok kısa vadede çözüm adına, pek realist bir söylem gibi durmuyor.

İnsani değerleri, inancın getirilerini aktaracağımız uzun süreli kalıcı; “gönüllü dürüstlük” için eğitim, süreç içerisinde, tabiî ki başvurulacak en önemli yoldur. Günlük yaşamın akışı içerisinde ve çok kısa sürede, medya ve çevre faktörü bunu ya çok zorlaştırmakta ya da sürecin çok uzun olmasına sebep olmaktadır.

Öyle ise geriye düşünebildiğimiz bir yol olarak ; “sistemsel zorunlu dürüstlük modelinin” oluşturulması kalmaktadır.
Özellikle ülkelerde, devletin en önemli sermaye sahibi ve işveren olduğu düşünülürse, bu sistemin de bu yapı içerisinde başlaması ve geliştirilmesi gerekliliği ortadadır.

Nedir bu sistem?

Kısaca; il ve ilçelerdeki en büyük işveren durumundaki belediyeyi baz aldığımızda, zorunlu dürüstlük yapısını oluşturma adına;
“şeffaf süreç yönetimi-denetimi” çalışmasının hayat bulması demektir.  Dünyada şeffaf yönetim kavramının sıklıkla kullanıldığını biliyor ve biraz farklı olarak, şeffaf süreç yönetimi kavramını kasıtlı olarak kullanıyoruz.

Yani; Yapılacak olan herhangi bir işte, son aşamanın ya da ilk aşamanın şeffaflaştırılması,muhataplara gösterilmesi değil, halkı ilgilendiren her konunun, her karar ve iş aşamasının, süreçleri ile birlikte, “müdahale kapıları açık olarak” halkın, (daha önce belirttiğimiz; Halkın, belediyesi ile ortak olduğu – HD – şirketi vasıtası ile ve)  bizzat yönetime/denetime, yüzde yüz katılmasıdır.
Bunun için ilk yapılacak olan da; 

İhalelere katılacakların, on-line olarak, tekliflerini herkesin gözü önünde olacak şekilde, (ihale mekanına gelmek zorunda olmadan) ,bilgisayar üzerinden, anlık olarak  verebilecekleri, dev ekranların meydanlara dikilmesidir.

Herkesin teklifinin anında görüleceği, halkın da anlık olarak denetlemek zorunluluğunda olacağı  – çünkü; İhaleyi alan kuruluş ile hareket edecek ve yüzde 10-20 gibi bir miktar halkın şirketi yolu ile vatandaşın cebine gidecek – açık arttırma ya da açık eskitme usulü, “zorunlu dürüstlüğün” kapısından içeri girmemizi sağlayacaktır.

Hele hele , ihalenin karar aşaması itibarı ile, belediye iş ortakları durumunda olan halkın “şeffaf süreç denetimine “ açılması; sahibine bildirilmeden mülk imarının değiştirilmesi veya satış sonrası değiştirilen imar ile haksızlıkların oluşturulması, ihalelerde oluşan iftirayı ve gıybeti de ortadan kaldırabilecek ve bugün için hayal gibi görünen;

“Yolsuzluğun dedikodusu bitti”  sözünü gerçekle buluşturan, “zorunlu dürüstlük dönemi başlamış olacaktır.
Hele bir de, sivil toplum  kuruluşları platformu oluşturarak; ” STK’lar, yetkili denetçi hüvviyeti kazandı” diyebildiğimizde,
zihin devrimi başlamış demektir.
Necdet Cemal Ocak
Üstadım haklısınız.Şeffaflık zorunlu dürüstlüğü getirir.Dürüst olmayanlar bu yüzden şeffaflığı istemezler.Ancak şu bir gerçek ki,rüşvet ve fahişelik tarihin ilk dönemlerinden beri var olan iki hastalıktır.Onun için yok olması da en az onun kadar tarihi bir süreç gerektirir.
20.09.2011 10:12:57
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook