Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Millet payını istiyor
cevdettellioglu@timeturk.com
15.11.2010




Çağımızın nüksetmiş hastalığı; Bireysellik ve bireyselliğin doğal sonucu; “Benim olsun” anlayışı…
Hatta mümkünse; “Sadece benim olsun” anlayışı, ortalığı kasıp kavurmakta.
Oluşan bu talebi karşılamak için sistemler kurulmakta, çarklar birbirine eklenerek büyük çarkın dönmesi ve asla durmaması için ortamlar hazırlanmakta.
Bu talep, ölümcül bir virüs gibi her yeri sarmış durumda.
İslam ahlakı ,Protestan ahlaki gibi kavramlar, dünya üzerinde çekiştirilmeye, çoktan başladı bile….
Şimdi mesele şu; Bu virüs insanların beynine bukağı vurabildiğine göre, ne yapmalı ki, bireyselliğin oluşturduğu olumsuzlukları ters çevirebilelim. Karanlığın anlaşılamaması için, doğumdan hemen sonra gözleri bağlanmış bir fare gibi, karanlığı bilmeden karanlığa mahkûm edilmişliğin gerçeğini ortaya serebilelim.
Hem o virüsle birlikte yaşamı fark edelim, hem de fark ettirelim.
Yeni değilse bile yeniden, geliştirdiğimiz metotlarla; “sadece benim olsun, gerisinden bana ne” virüsünü, minimum etkili hale, zorunluluklarla getirelim.
Olumlu sonuçlar için maksimum, olumsuz sonuçlar için minimum etkiler, bireysel doyum talebinin neticesi ile, bireysel kazanç ve toplumsal kalkınmayı getirsin.
İşte bu noktada kilitlenen, ya da kilitlenmesi sağlanan kapitalizm, bu virüsün etkisi ile zeminlediği çalışmalarında, “toplumsal kazanın bireyden realize edilerek gerçekleşmesi” yerine, “ortalamada toplumsal kazanç” tanımını önceliyor ve onaylıyor.
Yani toplam geliri birey sayısına böldüğünüzde, ortalamada bireylerin zenginleştiği gibi bir matematiksel ama varsayımsal, gerçekte ise paylaşımı olmayan bir göstergeyi onaylıyor.
Hâlbuki bu gösterge bireylerin üzerine tutulduğunda, sistemin zamanla kastlar oluşturduğunu ve bu kastlar arasında uçurumlar gerçekleştirdiğini gördük. Bu uçurumların neticesi ile de, köleleştirmenin kolaycılığı ile, sadakaya mahkumlaştırılmış ekonomik düzenin, ya da düzensizliğin sağlandığı gerçeği artık saklanamıyor.
Halbuki kağıt üzerinde; Toplam 10 pulu, 10 kişiye bölüyor ve toplumsal kalkınma açıklarken herkese 1 pul düşecek milli gelirimiz var diyorlar ama, asla 10 pulu eşit şartlarda kazandırmıyor, eşit şartlarda dağıtmıyorlar.
Çünkü sistem buna müsaade etmiyor.
Yani; “bir kişiye 9 pul, 9 kişiye 1 pul” düzeni yıkılmasın diye herkes, göle su taşıyan gönüllülere dönüştürülmüş durumda. 
Bu düzen değişmeli….
Bu düzen, dünyada değişmeli.
İnsanların beynine bukağı vuran bu virüsten, fıtrat itibarı ile kurtuluş çok zor olduğuna göre, yeni yöntemler, yeni modellerle; “reel bireysel kazancın oluşturduğu, reel toplumsal kalkınma”, hemen hayat bulmalı.
İnsanlar, eşit şartlarda eşit paylaşım temelinde birleşerek, bireysel kazancın oluşturduğu toplumsal kalkınma modeli ile bir büyük aile olma dönemi başlamalıdır. Halkın, cebi için istediği gelir, devletin kaynaklarının eşit şartlarda sunumu ve dağıtımı ile gerçekleştirilmelidir.
Millet artık, kendi devletinin sahip olduklarına fiilen ortak olarak, geleceğini varlıkta ve yoklukta milleti ve devleti ile birlikteliğe bağlamalıdır. Çağın hastalığı bireysellik bu kez,tüm halk için zorunlu birlikteliği,zorunlu üretimi,zorunlu dürüstlüğü ve zorunlu refahı sağlayabilmek için yeniden sahne alacaktır.
Çünkü millet diyor ki; “devletin sahip olduklarından, bireysel olarak, payımı istiyorum.”
Bunun olabileceği bilgisinin hacmi, genişleyerek her an köpürmeye, aktarılmaya ve gönülleri fethetmeye başlamıştır.
Ve zaman gelmiştir.
Bu düzen değişecek.

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook