Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İftira da, vacibin yolunu çoktan tutmuş
cevdettellioglu@timeturk.com
25.07.2010




Allah resulü (sav) hanımı ile otururken sahabeden bir kadın gelmiş.

Sorusunu sormuş, cevabını almış.  Giderken de Resullullah (sav)’in

eşi; Ayşe anamız "ne kadar kısa boylu bir kadın" deyince, Allah

Resulü onu hemen uyarmış; "eğer ölmüş kardeşinin etini yemek

istemiyorsan hemen git ve helallik iste" demiş.

Hz. Ayşe; "ey Allahın Resulü ben, olmayan bir şeyi söylemedim ki,

olanı söyledim" deyince.

Allah Resulü ( sav) "eğer olmayanı söyleseydin, gıybet değil, iftira

etmiş olurdun, onun için koş ve helallik iste" demesi üzerine, Hz.

Ayşe validemiz koşarak helallik istemiş.

 

Ne kadar güncel değil mi, sanki bu günün ışığı, o günden elimize tutuşturulmuş.

 

İnançlı insanların, saklana gizlene de olsa, el altı kampanyaları

meyvesini verdi. Önce gönüller birleşti, sonra oylar.

 

Ve iktidar oluştu.

 

Nimetleri de...

İşte sıkıntının oluştuğu nokta da, burada başladı.

 

Bir sandalyenin nelere kadir olduğunu anlamamızın zor olmadığı günler

hemen geliverdi.

Koltuk için olanları da, varın siz hesap edin...

 

Birbirinin ardından konuşanlar, hatta hesap yapanlar mı ararsınız...,

Derecesini bir nebze yükseltebilmek için, yerlere kadar eğildikten

sonra, eğildiklerinin hakkında konuşanlar mı...,

Hiç hak etmediği yerlerde olmak için, hak edenleri alaşağı edip de bu

dünya ölçeğinde haklı olmak için,  güçlü kalmaya devam edenler mi...

 

Artık herkes, birbirinin kuyusunu kazmakta, özgür sanki.

 

Makam sahibi olmak ya da kalmak için, varyetelerin tamamı, bizim

insanlarımız tarafından bile;

 " ne yapalım, biraz öyle olmak gerekiyor, dönem böyle " gibi

yorumlarla rahatlıkla konuşulur olmuş.

 

Sanki , yeni bir ayet gelmiş, ya da yeni bir hadis bulunmuş da girişte

belirttiğimiz nesh edilmiş...

 

"Kardeşinin ölü etini yemek gibidir" diye anlamlandırılan gıybet,

manada yerini sanki, Farz'a bırakmış.

Yetmemiş;

İftira da; Vacip'e doğru süratle yol almakta sanki.

 

Hâlbuki bulunulan tüm yerler geçicidir.

Mülk Allah'ındır.

Ve;

Bizden öncekiler gibi, bizim için de; "haram bellidir helal bellidir."

Bizler başkaları gibi başındakileri ilah edinenlerden

değiliz, olamayız. Çünkü apaçık uyarılanlardanız.

 

 Türkiye'de iktidar, ılımlısından da olsa, inançlı insanların elinde

olduğu halde, bu değişim kaçınılmaz olmuş.

 

Hiç değilse yurt dışında yaşayan Türkler, bunun dışındadır.

 

Hala samimiyetlerini, kahir ekseriyetle sürdürüyorlardır, diye kendimi

avutmaktan da şimdilerde, şimdi vazgeçtim.

 

Çünkü kahir ekseriyet, dışarıda da maalesef aynı virüsle, aynileşmiş...

 

Diasporada da; Süslü benliğin oluşturduğu gıybet, farz'a doğru yol

alırken, iftira da, vacibin yolunu çoktan tutmuş bile.

 

Mezarlıktaki sabit taşlara bakalım...

Bir de yürüyenlere...

 

Ve düşünelim.

Kahir ekseriyetinin değil, tamamının yüz sene sonraki bekçisi; Sadece

taşlar olacak.

 

Tıpkı yüz sene öncekiler gibi.

 

Azık ise:

Hem ülkemde hem de diaspora'da;

" haram bellidir, helal bellidir".


Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook