![]() |
Referandum ya da teknik adı ile plebisit yani halka sormak, onun onayını almak. Her ne kadar sistem buna uygun olmasa da kulağa hoş gelen ve Türk halkının pek alışık olmadığı bir kavram.
Öyle görünüyor ki alışmaya başlayacak ve artık bundan sonra da hep isteyecek.
Bu da bizleri, şeffaf süreç yönetimi ve şeffaf süreç denetimine kadar götüren bir yolun, başına oturtacak.
Bunun, beklenmeyen bir kazanım olacağını ümit ediyorum.
Gelelim reel politik gündeme
Birileri bir an önce referandum yolu ile kendini kanıtlamaya çalışırken, diğer tarafta farklı bir atmosfer var .
Hükümette; “ halkın istediği bu yüzden de bizi onaylayarak iki kez yapın diye gönderdiği gerekçeyi, bu kez de yapamazsak, halk bize bir avans daha vermez” telaşı var.
Muhalefette ise ,” referandumda hükümetin sunduğu yönde karar onaylanırsa, bu bir güvenoyu anlamı taşır,bir daha oradan gitmezler. ” diye bir kaygı var.
Aslında her ikisi de yanlış birer yaklaşım ama, anlamak için halk ile iç içe olmak lazım. Hükümettekilerin daha önceleri yani eskiden yaptığı gibi, halkı dinlemek lazım.
Evet, halk bir an önce değişikliği bekliyor.
Yedi yılı devirme noktasındaki iktidara, verdiği avansın sonu yaklaştı.
Halk da artık hükümetin, sevdikleri de olsa, sadece bir sayın başbakandan mütevellit olmadığını, hissediyor .
Hükümetteki iyilerin de metal yorgunluğunu anlıyor.
Onlar da, partinin gücünden beslenenlerin yaptıklarının; ne kadar umursamaz, fütursuz, bu güne kadar anlatılanlara uzak, tavır ve davranışlara ulaştığını örneğin domuzun bile, küçükbaş hayvanlar kategorisine girdiğini görüyor.
Onlar da artık yeter, demenin zamanı olduğunu biliyorlar, amma!
Bekliyorlar ki, belki zaman istemiş olan hükümet, bu sefer, bu yöntemle halka verdiği sözü tutar.
Orada olma sebebinin gereğini yapar ve keyifle hatırlanmak üzere, halk tarafından rafa kaldırılır.
Bunu hükümetten beslenenler anladı. Bu sebeple çok ses çıkartmıyorlar. Çünkü biliyorlar ki, eğer bu halk oylaması gerçekleşirse ve halkın istediği yönde oluşursa… Bu yönetimin biçiminin ortaya çıkardığı, tüm yanlışlara yeter denecek .
Halk, - liderini sevse bile- bu partiye artık onay vermeyecek. Ve bu beslenen grubun da işi bitecek.
Beslenenler bunu anladı ve halkoyu için uğraşmaktan vaz geçtiler de, muhalefet partilerine neler oluyor anlamakta güçlük çekiyorum.
Seçim istiyorsanız bırakın halkoyuna başvurulsun.
Halk istediğini alsın.
Hükümette, ona yüklenen misyonunu tamamlasın.
Ondan sonra da, şekillenecek olan yelpazede halk, kendilerine uygun gelen partide yerlerini alsın.
Muhalefet bu yaklaşımla devam ettikçe, “beslenenler” (kendileri karşı çıkamayacakları için), muhalefete başarsınlar diye dua edecek.
Muhalefet partileri de, karşı durarak aslında, muhalefette kalmaya özen göstermiş olacak .
Böylece halkın verdiği avansın süresi uzayacak.
Ya da halkoyuna gidilerek, taşlar artık yerine oturacak.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3210 | ![]() |
| Dolar | 1,8435 | ![]() |
| Altın | 93,3793 | ![]() |
































Bermuda şeytan üçgeni gerçek mi?
Çöpçüye kemer sallayan ergenin sonu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon