Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Derin devletin kurtuluş bayramı
can.dundar@e-kolay.net
16.03.2010




33 yıl önce bugün İstanbul Üniversitesi’nde solcu öğrencilerin üzerine bomba atıldı.
7 öğrenci öldü. 41’i yaralandı.
Ecevit hükümeti yeni kurulmuştu.
Her taraf provokasyon kokuyordu.
Dönemin Emniyet Müdür muavini, 7 Mart günü şube müdürlüklerine bir uyarı yazısı yazmış, “8-10 gün içinde solcu öğrencilerin üzerine dinamit atılacağı istihbaratı aldıklarını” bildirmişti.
“8-10 gün içinde” beklenen saldırı, 9. günde geldi.
* * *
9 gün öncesinden bilinen ve adeta beklenen bu kanlı saldırı, Türkiye’de sonradan olacakların habercisiydi.
2.5 yıl sürecek ve ülkeyi askeri darbeye sürükleyecek büyük eylemlerin öncülerindendi.
1 Mayıs katliamından 10.5 ay sonra, 7 TİP’li gencin öldürülmesinden 7 ay önceydi.
Sonradan tanışacağımız aktörlerin çoğu işin içindeydi:
Tahrip kalıbı, ABD’den Silahlı Kuvvetler’e hibe edilmişti.
Bombayı bir yüzbaşı, Ülkücü Gençlik Derneği Şube Başkanı Abdullah Çatlı’ya teslim etmişti.
O da bunu Zülküf İsot’a vermişti.
Bombayı 21 yaşındaki Zülküf atmıştı.
* * *
Türkiye’nin tarihini değiştiren günlerin öykülerini işlediğimiz “O Gün” belgeselini hazırlarken, “10 önemli gün” arasına 16 Mart’ı da almıştık.
Bu belgesel için Barış Duran’la birlikte bir dizi söyleşi yapmıştık. Tanıklardan biri de Zülküf İsot’un ablası Remziye Akyol’du.
Zülküf eylemden sonra ablasının yanına sığınmıştı.
Sabaha kadar “Olmamalıydı... günah oldu... çok pişmanım” diye sayıklamıştı. Ertesi gece de ablasının dizine yatıp gözyaşları içinde her şeyi anlatmıştı:
“Oraya bir minibüsle gittik” demişti.
“Minibüste polisler de vardı. Bombayı onlar atacaktı. Ama son anda karar değiştirdiler. Bombayı bana attırdı Allahsızlar...”
Bomba patladığında doğan panik, yaşıtlarının çığlıkları, fışkıran kanlar gözünün önünden gitmiyordu.
Ablası, “Gel teslim ol. Polise itiraf et” demişti.
İkna olmuştu İsot...
Ama bir hata yaptı. Bu kararını en samimi arkadaşına açtı.
Örgüte haber uçtu.
“Davadan dönen” Zülküf İsot, en yakın arkadaşınca vuruldu.
* * *
16 Mart katliamı davası 10 yıl çözülemedi.
Bombayı yiyen öğrenciler mezun olup avukat cübbesi giydiler. 1995’te, katliamdan 17 yıl sonra davayı yeniden açtılar. Bu kez Zülküf’ün ablası da tanıklık etti.
Ertesi yıl Susurluk kazasıyla derin devlet açığa çıktı. 16 Mart’taki birçok ismin sonraki marifetleri belgelendi.
Ancak yine de devlet, ser verdi sır vermedi. Belgeler, tanıklar gizlendi.
Ve geçen hafta Yargıtay’ın aldığı bir kararla “16 Mart dosyası”, 33 yıl sonra zaman aşımı nedeniyle tamamen kapatıldı.
Bombayı Silahlı Kuvvetler’e verenler, ordudan çalıp ülkücülere teslim edenler, ülkücüleri eyleme taşıyan polisler, polislerin saldırganları takip etmesini engelleyenler, itiraf etmek isteyenleri öldürenler, açık vermeyen bir koruma kalkanı sayesinde tam 33 yıl gizlenip sonunda rahata erdiler.
“Derin devlet”in zafer haftasıydı geçen hafta...
“16 Mart Adaletten Kurtuluş Bayram”ları kutlu olsun!

Milliyet

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook