Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Normalleşmeye çalışan Libya
aslanbalci@timeturk.com
22.02.2012




Libya eski alışkanlıklarından olduğu kadar eski rejimden de bir an önce ayrılıp normalleşmek istiyor. Ama bu biraz üzün süreç alabilir. Geçen yazımızda Libya halkının Kaddafi’ye başkaldırışının birinci sene-i devriyesini doldurması münasebeti ile gelişen olayları bir süreç içerisinde anlatmaya çalıştık.

Bazı Libyalı dostlarımız bize gücenmiş. Ulusal Geçiş Konsey’inin yönetimi tam anlamı ile ele alamadığını ve bazı aksaklıkların olduğunu dile getirdik. Bundan dolayı dostlarımız biraz alınmış. Bence burada alınacak ve gücenecek bir durum yok. Olanı olduğu gibi yansıtmak her kesim için faydalı bir gelişmedir. Olmayan bir işi olmuş gibi göstermek ne kadar yanlış ve ayıp ise olan bir olumsuzluğu da görmezlikten gelmek aynı derecede ayıp ve çirkin bit davranış olurdu ki bu bize yakışmazdı. Hedefimiz doğruluktan şaşmamaktır.

Libya’da devlet geleneği olmadığı bir gerçektir. Kaddafi’de buna güvenerek “beni devirirseniz, siz kendi kendinizi yönetemezsiniz, bana mecbursunuz” diyordu. Biz bu fikre asla katılmıyoruz. Hiç kimse kimseye mecbur değildir. Libyalılarda kendi kendini yönetebilir ama bu biraz vakit alacak.

Bir şeyi yıkmak veya yok etmek nispeten kolaydır ama yol yordam bilmezsen inşa etmek zordur. Libya’da halk Kaddafi’yi devirdi. Devletin silah depolarındaki tüm silah ve mühimmata el koydular. Kaddafi’yi devirmek için herkes çok gayret sarf etti. Ancak bir kısım insanlarda daha önceden hasım oldukları kişileri ortadan kaldırmaya yeltendi. Aşiretler arasındaki gizli kavga ve sürtüşmeler gün yüzüne çıktı. Kaddafi ile savaşmak için alınan silahlar kendi şahsi çıkarları için kullanılmaya başlandı. Bu olayları genelleştirmek Libya halk hareketine hakaret olur. Bu tur olumsuz olayları da görmek ve kayda geçirmek lazımdır.

Başıbozukluk kaosu beraberinde getirir.

İLK SEÇİM BAŞARILI OLDU

Kaddafi devrildikten sonra ilk olarak Liman kenti olan Misurata’da 28 kişilik halk il konseyini seçmek için sandık başına gitti. Kendi hür iradesi ile oy kullandı. Kimseden korkmadan ve kimsenin telkini veya iması olmadan oy kullandılar. Hiçbir olumsuz gelişme olmadı. Demek ki Kaddafi ve onun gibi diktatörler olmadan da halk seçini yapabiliyormuş. Bu seçim bütün Libya için bir örnek teşkil edecek.

Yeni kurulacak olan siyasi partilerin işleyişi ve seçim propagandaları bakımından önemli bir gelişmedir. Bu oylama ülke tarihinde yapılan ilk oylamadır. Halkla yapılan röportajlarda halkın çok sevinçli olduğu gözlendi.  

Diğer şehirlerinde il konseylerini belirlemek için yakında seçimler yapılacak. Gün geçtikçe bir adım daha öne atılıyor. Halk kendi istediğini yönetimde görmeye başladı.

Ancak insan hakları bakımından Kaddafi’yi aratmayacak haberler gelmeye devam ediyor. Muhalif olanlar yani eski rejim taraftarı olan kişilerden suçlu olanlar yakalanıp hapsedildi. Hapiste olan kişilere Kaddafi zamanında olduğu gibi sistematik işkence yapıldığının haberleri yayılmaya başlandı. Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü ve bazı insan hakları örgütlerinin raporlarında hapishanelerde tutuklu bulunan kişilerin kötü muameleye tabi tutuldukları ve işkencenin normal bir durum haline geldiği bildiriliyor.

 O zaman Kaddafi’den farkınız nedir?

 O, zülüm ve işkence ettiği için devrildi.

Eğer ayni yöntemleri siz kullanacak olursanız o zaman da sizi birileri devirmek için örgütlü çalışmanın içine girer.

İŞKENCE İDDİALARI

İnsanların vücutlarında sigara yanıkları, kemiklerde kırıklar, elektrik şoklarının verilmesi ile oluşan doku yanıkları çok rahatlıkla tespit edildi. Bu işkenceler sonucunda bazı insanlar hayatlarını kaybetmeye başladı. Ancak şunu da hemen belirtmek lazım Ulusal Geçiş Konseyi’nin başkanı olan Abdül Celil işkenceyi asla tasvip etmediğini ve milis küvetlerine de bu tür işler yapan varsa derhal bu işten vazgeçmesini dile getirmiştir. İşkence bir politika değil milis küvetlerinin şahsi bir tasarrufudur. Ama bu tasarrufun önüne bir an önce geçilmelidir.     

Ülke’deki bir başka dramda Afrikalı göçmenlerin durumudur. Afrikalı insanların bir kısmı Kaddafi zamanında göçmen olarak gelmişler. Bir kısmı sığınmacı olarak bazıları da Kaddafi’nin yanında savaşmak için gelmiş. Şimdi bunları birbirinden ayırmak için ciddi ve adaletli bir çalışma yapılması lazım. Hepsini ayni kefeye koymak doğru değil. Sadece rengi ve derisi siyah diye “bu Kaddafi’nin paralı askeridir” yaftasını vurmak doğru değil.

Afrikalı göçmenlerin bir kısmı hapishanelerde tutulurken çoğu bir kısmı yerlerinden edilmiş çadır kentlerde yaşıyorlar. Tunus sınırında çok zor şartlar altında yaşamlarını sürürden Afrikalı göçmenlerin bir kısmı paralı asker olabilir ama ekserisi ülkeye eskiden normal yollardan gelmiş ve çalışan insanlardır. Şimdi bunların arasından suçlu olanla olmayanı ayırt etmek lazım.

Geçici hükümet ülkedeki tüm cezaevlerini henüz kendi bünyesine geçiremedi. Hala birçok yerde hapishaneler milis küvetlerinin elindedir. Bu milislerin kimleri neden ve ne için hapiste tuttuğu kayıt altına alınmalıdır. Suçlular mahkemeye çıkarılıp hakim huzurunda hüküm giymelidir. Yoksa her önüne gelen kanun koyucu olursa o zaman “Teksas kanunu” geçerli olmaya başlar.  

Şimdi yapılan hukuksuz ve haksız yapılanma ile Kaddafi zamanında yapılanları kıyas dahi edemeyiz. Onların yaptıkları tam bir vahşilik ve insan dışılık bir olaydı. Biz ideal olandan bahsediyoruz, olması gerekeni bildiriyoruz. Zira Libya halkı daha iyiye ve daha güzele ulaşmak için eski köhnemiş rejimi değiştirdiler. O zaman herkes için hak ve herkes için adalet!   

Ham Petrol üretimi nerdeyse durmuş durumda yeniden rafineriler çalışmaya başladı. Halkın işe ihtiyacı var. Devrimin 1. Yılında geçici hükümet fert başına 160 USD dağıttı. Halkın şu anda paraya değil güvenlik ve istikrara ihtiyacı var.

MİLİSLERİN DURUMU

Kaddafi’yi deviren milislerin bir kısmı değişik imtiyazlar almak için geçici hükümetle pazarlık halindedirler. Hükümet ne yapacağı tam olarak bilmiyor. Her isteyenin isteği kabul edilemez. Ama birçok milis polis ve Asker olarak yeni yönetimde yerini aldı. Savaşta yaralanmış binlerce insan var. Bunların tedavilerini Libya’da yapmak imkânsız olduğu için onların bir kısmını Türkiye’ye gönderip tedavileri buralardaki hastanelerde yapılıyor.

Geçici hükümet elinden geleni yapıyor ancak milisler hiç de mutlu değil. Daha çok şeyler istiyorlar.

İyi ama ne!

 Ne istiyorsunuz?

 Bir tatminsizlik var. Hatta şımarıklık da diyebiliriz. Türkiye’ye tedaviye gelenlerin bir kısmı değişik suçlara karıştılar. İlk önce Libya konsolosluğunu bastılar. “Bizimle ilgilenmiyorsunuz” dediler. Geçenlerde ise Antalya’daki Hastanelerde tedavi gören milisler hastane görevlilerini rehin aldılar. Bir kısmı Hotel’de yapılan düğünü basmış. Olay çıkarmışlar. Gerçek hasta olanların tedavileri de bu uygunsuz davranışlar nedeni ile sekteye uğrayabilir.

Kaddafi, Libyalıları yönetim olarak ezdi ama onlara hep kibirli ve böbürlenmeyi öğretti. “ Sen üstünsün” fikrini halkına enjekte etti. Ülkede yabancıların hiçbir hakkı –hukuku yoktu. Libyalılar bu durumdan çok memnundular. Ülkedeki yabancılar tarafından her istekleri yerine getiriliyordu. Kaddafi onları, onlarda yabancıları eziyordu.

Ülkemize gelen yaralı Libyalıların uygunsuz hareketlerinin temelinde bu vardır.” Ben bir şey istiyorum ve sen bana nasıl hayır dersin?” anlayışı olduğu için uyum sağlayamıyor. Yabancılar tarafından kendisinin her isteğinin yerine getirilmesinin zorunlu olduğu fikrinden vazgeçemedikleri için başları belaya girmeye başladı.   

Bağdat’ta iken bir olay anlatmışlardı bana. O zaman garibime gitmişti. Sonra Libyalı dostlarımla konuştukça bu fikrin Kaddafi’nin sapık ve ahmakça teorilerinden biri olduğunu kavramıştım.

Irak’lı bir Profesör Libya’da öğretmenlik yapıyormuş. Okul dönüşünde servis araçları ile dönerken öğrencilerden biri otobüste oturacak yer olmadığından ayakta kalıyor. Etrafına bakıyor. Irak’lı hoca’nın koltukta oturduğunu görüyor. O’na kalkmasını ve kendisinin oturacağını söylüyor. Aralarında itiş – kakış oluyor. İş, polis ve mahkemeye kadar uzuyor. Birkaç gün sonra Irak’lı hoca’ya yüklü bir para cezası ve ülkeden gönderilmesine karar veriyorlar.

Belki bu yaygın bir hal değildi. Ancak idarenin ve bazı halkın görüşü ve anlayışı bu şekilde idi. Şimdi dünyanın insanları ile “eşit hakka sahip olmak”  bazılarının gücüne gidiyor olabilir. Buna alışmak ta zaman alacak.

Geçenlerde dedik ya Libyalıların bir kısmı “Kaddafi’yi mumla arayacaklar”.                       

www.twitter.com/aslanbalci1

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook