![]() |
Geçtiğimiz yılın sonunda fiilen Irak işgalini sona erdiren Amerika ölülerine de alarak kendi ülkesine çekildi. Ancak geriye tamiri mümkün olmayan bir Irak bıraktı. Saddam Hüseyin’i mumla aratır oldu. Yönetimi Nuri El Maliki adında bir başbakana bıraktı. Aslında seçimlerde yenilgi ile çıkan Maliki aylarca uğraştıktan ve bir yığın yetkili ve yetkisiz devlet liderleri ve gizli odaklarla görüştükten sonra sandıktan onun partisi birinci çıktı ve kabinesini kurarak Başbakan oldu.
ABD ülkeyi terk edip gidince birden kendisini gerçekten Başbakan zannetmeye başladı. İlk olarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı olan Tarık El Haşimi’yı tutuklatmaya kalkıştı. Sonra Salih El Mutlak’a sıra geldi. Peşinden ülkede ne kadar Sünni siyasetçi, akademisyen ve kanaat önderi varsa hepsini tutuklatmaya kalktı. Âdete ülkede Sünni avına çıktılar. Kendisine muhalif olarak gördüğü kişileri tutuklatmaya kalkışınca başta kendi ülkesinden ve tüm dünyadan tepki almaya başladı.
Neden böyle bir yola başvurmuş olabilir acaba? ABD’nin çekilmesinin ardından şiddetini artıran mezhep çatışmaları ülkedeki ana gündem maddesi oldu. Türkiye ve Suudi Arabistan gibi Sünni nüfusa sahip ülkelerin yardımı ile Irak’taki Şii yönetimindeki idarenin devirmesini engellemek için Sünni politikacıları tutuklamaya başladı.
Yol, yordam ve siyasi üslup bilmediği için gelen tepkilere “kabile” usulü cevap verince ortalık karıştı. Başta Türkiye’ye ve başbakan Erdoğan’a karşı küstahça konuşmaya başladı. “ Türkiye bizim iç işlerimize burnunu sokmasın” demeye başladı. Ama Maliki Başbakan seçilebilmesi için Recep Tayip Erdoğan’dan sevgi ve saygı ile söz ediyordu. Maliki televizyonlara çıkarak "Türkiye maalesef bölgede felaket ve iç savaşa yol açacak şeyler yapıyor" dedi.
Maliki etrafta cirit atacak yeni “Küçük Saddam “ olmaya niyetlenecek. Buna engel olmaya çalışanları da “iç işlerimize karışma” diyeceksin. Bu iç ilerine karışmak değil ki Ülkede olan ve olabilecek olumsuzlukları ortadan bertaraf etmek için dostane yapılan nasihatlerdir. Sorunları “vahşice” değil de “insanca” ve diploması ile hallet.
Nedir Türkiye’nin yaptığı?
Sadece “adam ol” diyor!
“Mezhep” ve “irk” üzerinden siyaset yapma diyor!
Nuri El Maliki Şia kökenli bir politikacıdır. Gayet de normaldir. Herkes her inanç grubundan olabilir. Ama bunu diğer inanç gruplarına bir baskı aracı olarak kullanmaya kalkmak yanlıştır. Ayrıca bildiğim ve duyduğum kadarı ile Maliki öyle dindar bir insan da değildir. Ama siyasi olarak Sünnilere baskı ve zülüm ederek bazı fanatik Şia’ları kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Ne kadar yoz ve geri kalmış bir mantık.
İşgal güçleri yeterince Irak’ın iç dinamikleri ile oynadılar. Irkları ve inanç gruplarını birbirlerine düşman ettiler. Hıristiyan, Şia, Sünni, Arap, Kürt, Türkmen, Asurî, Keldani, yezidi ve daha değişik grupların hepsini birbirlerine düşman ettiler. Herkes hakkını almak istiyor. Özellikle Kürt ve Şia nüfusa sahip insanlara çok daha fazla imtiyazlar verdiler. Diğer halklar ise bunların boyunduruğu altına alındı.
Kuzey’de Kürtler, Güneyde ise Şia’lar kendi özerk bölgesini kurdular. Ancak Irak’ın orta bölgesinde bulunan Sünniler ise tamamen başıboş kaldı. Petrol geliri kendi aralarında paylaşılıyor ( Tabi ABD’den arta kalan kısım). Sünni şehir ve kasabalara hiçbir yatırım yok. Hatta insanların bu bölgeden kaçması için yerel merkezi hükümetin baskısı var.
Türkiye burada devreye giriyor. Bu yaptıklarının yanlış ve çok hatalı olduğunu öğütlüyor. “Irak’ın asıl sahibi olan Sünni insanları dışlamayın” diyor. bunu demek hem insanı bir görev hem de bölgenin selameti için siyası bir öngörüdür. Bu devirde “Irk “ ve “Mezhep” üzerinden siyaset yapılır mı? Bu ne ilkelliktir?
Yıllardır Irak’ın bütünlüğü ve birliği için uğraşan, her başları sıkıştığında ilk olarak Türkiye’ye gelenler şimdi bize kafa tutmaya başladılar. Aynı Maliki İran’dan gelen küçük bir heyeti bile şehrin kapısında karşılıyor. Özellikle “Küds ordusu’nun” komutanının ayağına gidiyor. ABD’li komutanlar haber gönderip derhal onların karargâhına gidip talimatlar alıyor. Neden Türkiye’ye karşı sert tavırlar alıyorsun, seni kim pışpışlıyor?
Utanmadan, sıkılmadan resmen mezhep savaş’ı çıkarmaya çalışıyor. Bir Başbakan düşünün ki ülkesinde iç savaş çıkarmak istesin.
Sen kimim başbakanısın? diye sormazlar mı insana.
Eğer bölgede bir mezhep çatışması çıkarsa kim zarar edecek ve kim kazanacak? Suriye zaten bir mezhep savaşı çıkması için on aydır elinden geleni yapıyor. Normal sıvıl halktan şimdiye kadar yedi bin masum öldürüldü. Bu zalim Baas rejimi bu rakamın üç-dört katını öldürmeyi göze almış. Bir de Irak’ta böyle bir kargaşa ve kaos ortamı olursa en çok Türkiye etkilenecek. Kimse İran’a gidip sığınmayacak. Şia’sı da Sünni’si de yine Türkiye’ye gelecek. Başbakan gayet haklı olarak böyle bir senaryo’ya izin vermeyiz diyor. Olacakları şimdiden tahmin etmek için kahin olmak gerekmez.
Ama bu tur zihniyetteki insanlar maalesef kandan besleniyorlar. Ne kadar kan akarsa o kadar iyi olur düşüncesindeler. Hala 2006 ve 2007 yılında “mezhepler adına” yapılan vahşetleri unutmadık. İnsanlığımızdan utandık. Bu nasıl çağdışı ve bir batıl inanıştır? Dedik. Katliamı yapanlar kim olursa olsun hepsini lanetledik. Gerçek Irak halkı birbirlerini cani gönülden sever. Hiçbiri diğerini ötekileştirmez. Şia’lık veya Sünni’lık gibi bir dertleri de yok. Eskiden olduğu gibi şimdide dostça yaşamak istiyorlar. Ama dışardan gelen, daha önce sürgün ve muhalif olarak yaşayan bazı Iraklıkların ellerine ABD sayesinde fırsat geçti. Şimdi bu fırsatı kendi kardeşlerine karşı kullanmaya başladılar.
Eğer Tayip Erdoğan sadece Sünnileri koruyan bir açıklama yapmış olsaydı. O zaman onu da kınardık. Öyle yapmadı tüm grupları kapsayan ve Irak’ın bütün bütünlüğünü savunan açıklama yapıyor. Zaten bu görüş devletin de görüşüdür. Parçalanmış bir Irak ancak bölgeyi savaşa ve kaosa sürükler. Bundan da emperyalist güçler faydalanır ancak.
Şia ve Sünni ayrımcılığı yapmak ne İslam’a ne de insanlığa sığmaz. Politik çıkarlar için hakları ve inançlı kesimleri birbirine düşman etmeyin. “Ehli Kible” birbirinin kardeşidir. Bırakın kardeşçe ve hür olarak yaşasınlar. Emperyalistler ve Siyonist güç Müslümanları öldürürken veya “terörist “ ilan ederken Sünni veya Şia diye ayırt etmiyor. Onun için Maliki ve onun kafasında olan kişiler bu tutumlarından vazgeçsinler.
Birbirinizle uğraşırken esas düşmanlarınız hem dünyalığınızı hem de ahretinizi götürüyor. Haberiniz olsun.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |



































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon