![]() |
George Luis Borges Alçaklığın Evrensel Tarihi adlı kitabında, “Kimi zaman iyi okurların iyi yazarlardan bile ender bulunduğundan kuşkulanıyorum (...) Açık ki, okuma, yazmadan sonra gelen bir etkinliktir. Daha alçakgönüllü, daha az sıkıntı verici, daha entelektüel bir uğraştır” dediği bir durum var. Bu bağlamda iyi okur bir anlam kâşifidir. Keşfetmekle de yetinmez; yazarın bıraktığı izi görerek, okuduğu her satırda yakaladığı anlamın derinliklerine doğru yol alır. Yazarın, birer güçlü far olan gözleriyle aydınlattığı yolu, ancak iyi okur görebiliyor. Onun mekânı, artık anlam gökleridir, algılamanın en üst tepeleridir...
Selahattin Yusuf’la ilgili olarak ilk elde bir genelleme yaparak diyebilirim ki, okuma herkesin yapabileceği bir etkinliktir, iyi okur olmak ise çok az kişinin edindiği temel alışkanlıklardan biridir. Yusuf’un iyi bir okur olması, son deneme kitabı Niçin Ağlıyorsun Elısabeth, Mutlu Değil Miyiz?, kitabının bir okuru olarak ayrıca düşündürdü beni.Bu noktada okuma kavramını nasıl algılayıp yorumladığımı belirtmeliyim. Okuma, ön anlamıyla, harflere bakmak, onları birbirine çatarak anlam birimine dönüştürme eylemidir. Görüleni yalnızca anlam birimlerine dönüştürmek, okumanın ön anlamıyla ilgilidir. Bu algılayış, olay anlatımıyla sınırlıdır, düşünsel yaratımdan doğan gerçek anlamı kavramaktan uzaktır. Bu, gözü gören her okurun yaptığıdır. İyi okur ise, simgelerin arka planına, bunun çağrıştırdığı anlam dünyalarının kök tuttuğu kılcal damarlara yönelir. İyi okur, duygularıyla, algılamalarıyla, farklı okumalardan yakaladığı ipuçlarıyla okuduğunu yeniden yaratır. Okurla yazar arasındaki eleştirel etkileşim bu yolla gerçekleşir.
Goethe’nin, “Işığı duyuyorum!” dediğidir bu. Bilinen duyuların dışında kendine özgü sezgisel bir duyu da geliştirir; olaylara öyle bakar, gerçekleri o gözle görüp yargılar. Selahattin Yusuf, Niçin Ağlıyorsun Elısabeth, Mutlu Değil Miyiz? adlı deneme kitabında, okurluğunu yazarlığıyla da besleyerek, başka yazarların ışıttığı/kararttığı yolda gördüklerini, gözlemlerle, yorumlarla, düşünsel temrinlerle aktarıyor bize.
Bir Dolu Soru/n
Kitabın izini sürdüğü temel sorunsal bana artalanında hep, neden bazı isimler üzerinden umuda doğru yazınsal bir yolculuğa çıkıyor Selahattin Yusuf sorusunu sordurtuyor; hele, nice umutsuzun umudu kara gerekçelerle iyice yıktığı dünyanın bu değerler karmaşasında? Edebiyat, kendini yazıda gösteren yaratıcı yeteneğin, insan var oluşunun kaygısını duyup onu anlatıma dönüştürme edimidir. Yazın kavramını sanatla kaynaştırarak söyleyeyim; yoksa niye Faulkner,Joyce,Rimbaud,
Selahattin Yusuf ise "ben" anlatıcı olarak sanatçılarla birlikte onların hayat kesitlerini; dönemi, olayları, insanları ya da konuyu kişisel algılayışının çerçevesinde okura aktarır. Kitapta yer alan isimlerin sanat ve düşünce çevresini, olayları ve insanları anlatırken, olay örgüsü bakımından sürükleyici, hayat sahneleri tablolar yönünden oldukça zengin; anlatım ise yalın ve içtendir. Anlatıcı yer yer "dıştan-içe", "içten-dışa" bakış açısıyla dönemin panoramasını gözler önüne serer. "Anlatım tutumu" bakımından eleştirel, bazen yan figürlerle (kişilerin yakınları) odak figürü çeşitli cepheleriyle anlatmayı hedefleyen bir tutumdur. Bir sanatçının yalnızca yeteneği ve hatta dehaya sahip olması onun için yeterli değildir. Aynı zamanda karaktere ve kişiliğe de sahip olmalıdır.
Sıradanlığa tepki duyan uygar yabaniler
Faulkner'ın romanlarında iyi kişiler katlanamadıkları bir tutum karşısında kaldıklarında yazarın, ''vicdanın üç yönü'' dediği üç ayrı davranıştan birini seçerler; bunlar 1) kendi isteği ile ve hemen ölmek; 2) başlangıçta katlanılamaz bulduğu duruma katlanmayı öğrenmek; 3) katlanılamaz durumu değiştirmek, yolunda harekete geçmektir. Bu son gruptakiler trajik kahramanlar olarak nitelenebilir. Yazarın yarattığı kişiler arasında bu sonuncular genellikle duyarlılığı ve bilinci gelişmiş kişilerdir. Bunlar kime karşı ne için savaştıklarını bilerek katlanamadıkları bir durumu değiştirmek yolunda, yenileceklerini bile bile, bir savaşıma girerler. Yenilgi kesindir ama onlar savaşmayı göze aldıklarından insanlık onurunu kurtaran kişilerdir. Belki de Baudelaire'den bile daha çok sıradanlığa tepki duyan Rimbaud, insan türüne karşı sert olduğu oranda bireylere karşı hoşgörülü Emil Michel Cioran, gezegenimizin en uygar yabanisi (insandan kaçan insanı) olarak karşımıza çıkar. O, düş kırıklıklarının ifadesiyle, kalp atışlarının ya da coşkunluklarının çağrışımını mizahla birbirine karıştırır. Selahattin Yusuf’un denemelerinde yer bulan Paul Klee’den Oğuz Atay’a uzanan bu uygar yabaniler hem edebiyat/düşün/sanat çevrelerinin hem de sosyal yaşamın kalıplaşmış klişeleşmiş sanat ve yaşam anlayışına kızgınlık duyuyor ve bu kızgınlıklarını, en avantgarde sanatçıların bile hoş görmeyeceği şekillerde dile getirmeleri ile sarsıcı olabilmişlerdi. Kalemin,fırçanın ve görselliğin ancak insanın içinde olan direnci dile getirdiğini kanıtlayan bu sanatçılar için var oluş yaşamın en önemli boyutudur. Onu düşünmeden yaşamı tasarlamamın, anlamamın olanağı yoktur. Her şey, yazmak, çizmek, okumak, gelecek ve geçmiş ve şimdiki zaman, ancak var oluşun çevresinde ve içinde biçimlenir.
Selahattin Yusuf’un ilk paragrafından son paragrafına kadar aynı saplantıyı, hem kaygı hem gülümseme dolu bir şüpheyi muhafaza eden bu kitabı sanatçıların gelişimini, onlar hakkında bilinmeyenleri ve sanatçıların sanat serüvenini gün ışığına çıkarmakla sanatseverlere, insanlığa görevini yapmış oluyor. Niçin Ağlıyorsun Elısabeth, Mutlu Değil Miyiz? 20. yüzyıl sanatının dönüm noktalarını ve daha birçok şeyi anlamak için çok yararlı ama her şeyden önce, bir insan olarak ele aldığı isimleri dolaysız ve yalansız şekilde tanımamızı sağlıyor. Yazarın ritmi, ilmek atış tekniği, trajik atmosfer oluşturma becerisi, uygar yabanilerin gizine sokuluş ustalığı kitabın ana özellikleri.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3305 | ![]() |
| Dolar | 1,8255 | ![]() |
| Altın | 93,3482 | ![]() |































Somali'de 'ikinci el' umut
Erdoğan için masalara vurdular















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon