![]() |
Sezai Karakoç’ın gerek dönem dönem yayımladığı Diriliş dergisinde yer verdiği çevirilerin kime ait olduğu gerekse yazılarında atıf yaptığı ya da hakkında yazı yazdığı/yazma gereği duyduğu eser ve yazarları her zaman merak ettim. Çünkü Sezai Karakoç’un İslami duyarlıklı Türkçe şiirde yol açtığı devrimin boyutunu yalnızca şiirlerini okuyarak kavramak bana olanaksız görünüyor. İsimlerin, eserlerin ve yazıların peşinden giderek onun duygu ve düşünce dünyasının her zaman ya da dönemsel olarak konakladığı yazarları keşfetmenin Karakoç’un sınır uçlarına uzanmak bakımından önemli katkılar yaptığını fark ettim. Bu isimlerden biri de Saint Exupéry’dir.
Şair, bir yanıyla, Exupéry’den Gerçeküstücülere uzanan Batının kibrini, insanlık dışı yanlarını açığa vuran düşünsel ve poetik güzergâhtan da beslenmiştir. Karakoç Günlük Yazılar I/Farklar kitabında onun Savaş Pilotu eseri üzerinden giderek insanı dünyadan koparan metafizik bulutlar içine sokan bir yanı olduğunu düşünür.
Saint Exupéry askerliği sırasında gördüğü uçuş eğitimi sonrasında pilot olmuş ve yaşamının kalanını pilot olarak sürdürmüştür. Kuzeybatı Afrika'dan Atlas Okyanusu'nun Güney kıyılarına, Güney Amerika'ya kadar posta seferlerinde pilotluk yapan Saint Exupéry, deneme pilotluğu ve II. Dünya Savaşı sırasında da da Fransız Hava Kuvvetleri'nde keşif pilotluğu yapmıştır. Havacılığın tehlikeli ve serüven dolu yanlarını şiirsel bir biçimle yücelterek felsefi bir biçimde anlatan Saint Exupéry ilki 1928 yılında yayımlanan Savaş Pilotu olan yapıtlarıyla bu alanda bir edebi tür ortaya koyarak öncü bir yazar olmuştur. Gece Uçuşu, Güney Postası İnsanların Dünyası, gibi yapıtlarında da havacılığın tehlikelerini irdeleyen Saint Exupery’nin Savaş Pilotu eseri metafizik arayışını şiirlerinde terennüm eden şairin beslenme kaynaklarından biri olarak anılabilir.
Hayatını uçmak ve yazmak arasında geçiren Exupéry’in gelgitli yaşamı, eserlerine de yansımış ve Savaş Pilotu’ndan itibaren sorguladığı Fransız Aydınlanması’nın evrensel insanlık değerlerinin, II. Dünya Savaşı’yla birlikte bertaraf olduğunu görmüştür. Bu sorgulamayı yapmasının en büyük nedeni, Nazi işgali sırasında Güney Fransa’da kendi halkını, topraklar düşmanın eline geçmesin sebebiyle bombalarken çektiği acıdır.
Savaş Pilotu, Exupéry'nin dış dünyada olduğundan çok, iç dünyasında gerçekleştirdiği yolculukların serüvenidir. Bir savaş pilotunun, uçağının dümeninde, on bin metre yükseklikte, saatte sekiz yüz kilometre hızla seyrederken, ruh dünyasında, uçağın hızına paralel yaşadıklarının serüveni. Savaşın ve savaşanların sorgulanması serüveni. Bu serüvenin Karakoç tarafından algılanması şöyledir:
“Saint Exupéry, insanın tabiatla savaşının çağdaş destanını yazar bütün eserlerinde. Eserlerini başından sonuna canlı tutan, gergin bir metafizik ağda tutan, insanı sürekli bir savaş duygusu içinde ele almasıdır. İnsanın alınyazısını kanla yazar gibidir. İnsan bu savaşta en olağanüstü şartlar içindedir. En ufak bir davranış bir felsefenin doğuşu ya da ölümüdür.”
İşte altı çizilecek bir yargı daha. Altını çizdim: “İnsan Saint Exupéry’e göre bir pilottur. Tabiat, göktür, tipidir, fırtınadır, dağdır. İnsanın tabiatla arasında gidip gelen, alınıp verilen savaş aracı da uçak. . İnsan, dünya ve tabiat olağanüstülük şartları içinde özetlenmiş ve erimiştir”
Ortaya koyduğu şiirle çarçabuk sahnenin ölçütlerini altüst etmeyi başarmış bir soy şair olarak Sezai Karakoç’un Savaş Pilotu yazısı mutlaka okunması, çözülmesi gereken bir yazı. Değişik bakış açısı, değişik gözlemler. Saint Exupéry adını “henüz” duymamış olanlar için yepyeni bir başlangıç.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3280 | ![]() |
| Dolar | 1,7650 | ![]() |
| Altın | 97,4209 | ![]() |


















PKK, Suriyeli muhaliflere saldırıyor
Suriyeli doktorun feryatları
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon