Erdoğan'dan sert Uludere açıklaması
Erdoğan'dan sert Uludere açıklaması
Kredi kartı kullanan yoksullar yandı !
Kredi kartı kullanan yoksullar yandı !
İstanbullular bu geceye dikkat!
İstanbullular bu geceye dikkat!
CHP Ak Parti'nin oy oranını açıkladı
CHP Ak Parti'nin oy oranını açıkladı
Bedelli askerlikte son dakika değişikliği
Bedelli askerlikte son dakika değişikliği
Beşinci sözlük
asimoz@timeturk.com
04.09.2009




Terim sözlükleri, bir alanda kullanılan sözcüklerin sıralandığı, genellikle orta oylumlu kitaplardır. Edebiyat terimlerinin mahiyetini kavrama sürecinde sürekli başvurulması gereken kaynaklar arasında sürekli yayıncılığın hızlı ve kapsamlı dünyasından önce terim sözlükleri önemli bir işlevi yerine getirmekteydi. Bu gün de tümden bu işlevlerini yitirdikleri söylenemese de eskiye nazaran ikincilleştikleri ve ağırlıklarını kaybetmiş oldukları bir hakikattir. Tabi bu yargılar sadece, terim sözlüklerinin işlevinde meydana gelen değişimi belirtmeyle sınırlı kalır. Sürekli yayıncılıkta yer alan bilgilerin bazıları bizi terimli kavrama sürecinde oylumlu bir tanıma götürmez;bilakis temkinli hareket etmemizi salık verir.

Edebiyat terimlerinin pek çok sözlüğü ortaya konulmuştur. Bunlar içinde çok değerlileri vardır. Onlara her zaman başvurur, onlardan yararlanırız. Ancak, yine de yeni, daha gelişmiş sözlüklere gereksinim duyarız. Çünkü terimler olduğu gibi kalmaz, dili kullanan insanlar onu sürekli değiştirir, daha doğrusu, geliştirir.

Cumhuriyet devrinde de pek çok edebiyat terimleri sözlüğü hazırlanmış: Tahir Olguın, TDK, Mustafa Nihat Özön, Seyit Kemal Karaalioğlu ilk dönemde edebiyat terimleri sözlüğü hazırlayanlardan. Sonraki yıllarda Ali Püsküllüoğlu ile Turan Karataş’ın da sözlük hazırladığını biliyoruz. İlk grupta yer alan dört isimden sonra sözlük hazırlayan L. Sami Akalın edebiyat terimleri sözlüğü hazırlayan beşinci isim olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır.

Sözlüklerin tek kişice yazılmasının zorluğu bilinmektedir. Yukarıdaki sözlükler içinde Türk Dil Kurumu'nun edebiyat terimleri sözlüğü dışında kurullarca hazırlanmış sözlük yoktur.  Türkçe sözlüklerde olduğu gibi tek kişilerin hazırladığı sözcüklerin yaygın olduğu görülüyor edebiyat terimleri sözlüklerinde de.

L. Sami Akalın 1924 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiş. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini bitirdikten sonra çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliği yapmış. Yazarlığa şiirle başladı, şiir çevirileri ve incelemeleri ile tanındı. Halit Ziya Uşaklıgil(1953), Mehmet Rauf(1953), Erzurum Bilmeceleri(1954), Japon Şiiri(1962), Çin Şiiri(1964) kitaplarından sonra 1966 yılının Kasım ayında Edebiyat Terimleri Sözlüğü Varlık Yayınları tarafından yayımlanır Sami Akalın’ın. Onun Türk Dilek Sözlerinden Alkışlar KargışlarAyakkabıcılık Terimleri Sözlüğü adlı iki sözlüğünün de olduğunu eklemeliyiz bu çalışmasına.

"Bir dilin bütün sözcük ve deyimlerini abece sırasıyla vererek anlamlarını  açıklayan, tanımlayan ya da başka bir dildeki karşılıklarını  gösteren yapıt" anlamına gelen sözlük, çok yanlılığı  ve kapsamıyla değer bulur. Bir terim sözlüğünün temel niteliği eksiksiz ve kapsayıcı olmasıdır kuşkusuz.Tabii eksiksiz ve kapsayıcı olma iddiasına tutunan her çalışmada mutlaka bir eksikliğin ve kapsam sorununun tespit edilmesi de mümkündür.Bu noktayı hatırda tutarak buradaki eksiksiz ve kapsayıcı olma durumun  sözlüğün genel havası göz önünde bulundurularak söylendiği akla küpe yapılmalıdır.

Şunu söyleyebiliriz bu küpe yardımıyla: Akalın sözlüğünde kapsayıcılığı alnının akıyla başarmıştır. Hem dini edebiyat terimlerinin yer alması hem de bu terimlerde kullanılan dil bunu kanıtlıyor. Çocuk edebiyatı teriminin de bu sözlükte yer almış olması dönemi içinde oldukça önemlidir. Çünkü henüz bu edebiyata dair yayın ve tartışmalar ciddi nitelik sorunuyla yüz yüzedir o yıllarda. Bu açıdan Akalın bir sözlükçü olarak terimlerde bu 'ince ayar'ı iyi kullanmıştır. Gereksiz sözcüklerle şişirilmiş bir sözlük nasıl işe yaramazsa, ele alındığında eksikliği ayrımsan sözlük de gereksinimi karşılamaz. Bu ölçü, sözlükçünün erdemine, becerisine bağlıdır. L. Sami Akalın, terim sözlükçülüğünde bu erdemi ve beceriyi göstermiştir.

Sözlük bu özelliğinin yanında özellikle tanımlamalarının açıklığı ve doğruluğuyla da ayrı bir önem taşıyor. Sözlükte yer alan sözcükler bu açıdan incelendiğinde, Akalın’ın yalın tanımlara yaslandığı da görülecektir. Bir örnek olarak şaheser tanımına bakalım: “Sanat değeri bakımından kendi türü içinde en başarılı olanı”

Önsözünde ise edebiyat sözlüğünün kendine has özelliklerine değinir Akalın: “Edebiyat sözlüğü, genel sözlük çalışmalarının teknik terminoloji dalına bağlı olduğu için, bu kitaptaki sözler de genel anlamlarıyla değil, edebiyattaki anlamlarıyla gösterilmiştir. Her sözün semantik ve etimolojik değeri belirtilmiş değildir. İlgili okuyucu bu eksikliği genel sözlüklerden tamamlamak zorunda kalacak. Örneklerdeki yabancı sözcüklerin anlamları için de Osmanlıca-Türkçe sözlüklerden yararlanması gerekecek sanırım.”

Yazarın  önsözünün en ilginç yanı ise yabancı dillerden gelen terimlere konuk gözüyle bakılmasını tavsiye ettiği satırlar. Kullandığımız bu konuk sözcüklerin anlamlarından yararlanmayı bir gün onların yerine Türkçeden sözler yakıştırıncaya kadar sürdürmek gerektiğini ifade eden yazar bu gün konuk sözcük yerine uzatmalı konuk ya da başka bir sözcük kullanmayı önerirdi muhakkak. Belki kalıcı konuk en iyisi olurdu bu hali adlandırma yani Türkçeden bir sözcük/le yakıştırma/yatıştırma sürecinde.

Ne var ki, Sami Akalın’ın Edebiyat Terimleri Sözlüğü’ne yazdığı önsözün söylemi bu önsöze ayrıca değinilmesini gerekli kılmaktadır. Ortadoğu Müslüman kültür havzasına girişin oluşturduğu sıkıntılara değindiği satırlarda görüyoruz bunu: “Türkçe,  Türk ulusunun uygarlığına bağlı olarak büyük değişiklikler geçiriyor. Ortadoğu Müslüman kültür dairesine girdiğimiz çağlarda, Türkçemiz bu yeni uygarlığın bütün kavramlarına kendi içinden sözler bulmaya çalıştı. XI. yüzyıldan kalma bir Kur'an çevirisi bu direnişin %90 başarıya ulaştığını gösteriyor. Sonraki yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu, en değerli varlıklarımızdan biri olan Türkçeyi bile hor gördü” Türkçenin kültürel kalıtları içinde mühim bir yer tutan Türkçe Kur'an tercümelerinin  bir direniş olmaktan ziyade vahyi bildirimleri daha iyi anlamaya dönük bir çabanın neticesi olduğunu biliyoruz. Sami Akalın’ın ilk Kur'an çevirilerini bir kültürel direniş biçimi olarak görmekle 1960 sonrasında tekrar gündeme gelen din dili üzerinden uluslaşma tartışmalarının ideolojisi içinden konuya yaklaşmaktadır. Ne var ki bu yaklaşma çabası meseleden uzaklaşmayı da beraberinde getirmektedir.

Önsözde yer alan bu ifadeler 'sözlükçülük' (Lexikographie) çalışmalarında her zaman söylemsel konumlanışın ön sıralarda olduğunu kanıtlar.  


Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3210
Dolar 1,8435
Altın 93,3793
Röportaj
Gazeteler
Facebook