![]() |
Fıkıh üzerine oradan buradan ya da eğitim ortamlarında öğrendiğimiz tanımlar vardır. Doğrudan doğruya kelimenin kendisine eğilecek olursak onun yalnız fetvalarla sınırlı olmadığını, onun insani bir meleke, bir anlayış disiplini olduğunu görürüz. Ancak onun bu varlığı çoğu zaman farkında olmadığımız ya da yadsımayı seçtiğimiz bir durumdur.
Fıkıh genel olarak sözlüklerde bir şeyi anlamaya, kavramaya denir. “Bir şeyi hakkı ile künhü ile bilmek manasınadır.” Bunun yanında bu sözcüğün söylenen sözden, söyleyenin gaye ve maksadını anlamaya da ad olduğunu bilinmektedir. Müslümanların kültürel tarihinde İlk zamanlarda fıkıh, ilim anlamında kullanılmış ve insanin mükellefiyetleri yönünden lehine ve aleyhine olan şeyleri, yani hak ve vecibelerini bilmesi olarak tanımlanmıştır. Bu konuda temel fıkıh ölçüsü vahiydir. Vahiy dışındaki kıyas, icma, tecrübe vb. diğer fıkıh esasları yanılmaz ve şaşmaz tek kaynağa ulaşmak, oradan insanın meselelerini çözmeyi kolaylaştıracak hususiyetleri içerir. Buhari'de, Peygamberimizden gelen bir haberden anladığımıza göre: Yaratıcının hayırlı gördüğü kimseler; gittiği yolu, o yolda kendine has yürüyüş tarzını oluşturan; dinini anlayan, yani “dinde fakih” olanlardır. Ayrıca hem kendi üzerinde hem de varlık/lar üzerinde düşünmeyi emreden ve bu işi yapmayanları yeren Kur'an'ı Kerim’de “anlayabilmek” fakih olmaya çalışmak insanın başlıca vazifesi; Müslümanın şeref ve izzetidir.
Mehmet Erdoğan Fıkıh terimini şöyle tanımlıyor: “En geniş anlamıyla fıkıh, İslâmı bir bütün olarak Şâri’nin maksadına uygun biçimde doğru kavramak ve onu çağın şartlarına uygun ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir şekilde, insanlara anlayabilecekleri bir dille, kolayca yaşayabilecekler ve yaşadıklarında da ahirete giden dünya hayatlarında mutlu olacakları bir biçimde pratik hayata geçirme kabiliyet ve başarısıdır”
Türkçede fıkıh söz konusu olduğunda çoğu zaman eski anlayışların yedeğinde bir fıkıh gündeme geliyor çoğu zaman. Hatta her zaman Bu konuda dizge dışı bir tanımlama ve anlayışı ilk olarak Kriter dergisinde M. Said Çekmegil dile getirmişti. Özellikle “Anlamanın(Fıkıh)Esası” başlıklı yazısı bu konuda hala yakaladığı orijinal yaklaşımı ile düşünce dünyasında aşılabilmiş değildir. Aşılması da gerekmiyor zaten. Belki yakalanması gerekiyor, hayatımızdaki anlayış yoksulluğunu gidermek için. O yüzden insanlar karşı karşıya olduğu sorunları çözerken fıkıh yetisini kullanarak çözme yerine başkalarının oldukça eski yaklaşımlarından medet ummayı bir yol olarak benimsiyorlar.Yeterli düzeyde fıkhedilmediği, yani belli bir anlayış geliştirilmediği sürece bu sorunlar daha da yoğun biçimde yaşanacaktır kuşkusuz. Seyyid Kutup’un ahlak ile fıkıh arasında yaptığı orijinal ayırımın da ayırdında olmak kavramlar kulvarındaki karmaşayı bir nebze de olsa giderebilir. Bununla birlikte, Türkçede bu konuda yapılan önemli çalışmaları da görmezden gelmemeliyiz.
Bunlar arasında özellikle, Mehmet Erdoğan’ın yaptığı çalışmaları anmak gerekir. İslam Hukukunda Ahkâmın Değişmesi, Vahiy-Akıl Dengesi Açısından Sünnet, Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü anılabilir. Telif olan bu eserleri dışında Şâtıbi’nin el-Muvafâkat’ı ve Dihlevî’nin Huccetullâhi’l-Baliğa adlı iki önemli çevirisi de var Erdoğan’ın.
Onun fıkıh konusunda hazırladığı terim sözlüğü oldukça önemlidir. Bir bütün meydana getirecek biçimde hazırlanmış bu sözlük. Bu alanda Ömer Nasuhi Bilmen, İstilahât-ı Fıkhiyye Kâmusu ve Ali Şafak’ın, Hukuki Terimler Sözlüğü de anılabilir. Kitap, terimler sözlüğü ve kaynakçadan oluşmaktadır. Keşke oldukça önemli olan bu kitaba bir önsöz yazsaymış. Erdoğan. Dolayısıyla çalışmanın yöntemi konusunda fazla bir bilgi edinme olanağımız yok.
Arka kapakta kitapla ilgili şu bilgiler verilmektedir: “Efendim,
Ben bu çalışmayı öncelikle kendim için yaptım; ihtiyaç duyduğum, duymakta olduğum ve duyacağım terimleri büyük çoğunluk itibariyle toplamaya ve kısmen de telife çalıştım.
Benim izlediğim yola girenlere yararı dokunur diye de yayınlıyorum. Doğrusu yaptığım işin yorucu bir iş olduğunu işin içine girince anladım. Biraz da bilgisayara aldandım. İhtiyaçlarımı karşılayacak bir kitapçık oluşturuverir, birkaç ayda bunu yapabilirim, dizgisi, sıralaması nasıl olsa kolay olur diye düşünmüştüm. İtiraf edeyim ki düşüncelerimin hiç biri doğru çıkmadı, birkaç senemi aldı, ben yoruldum. Bu çabaların meyvesi olarak işte elinizdeki bu kitap meydana çıktı.”
Terimler bir (b)ilim dalının yapıtaşlarıdır; bu bakımdan bir (b)ilim dalının kavramlarının saydamlaşması, bu kavramları simgeleyen terimlerin sınırlarının özenle çizilmesine bağlıdır.
Ne var ki, buna rağmen birçok kavram özellikle fıkıh alanında henüz bulanıklıktan kurtulamamıştır. Hadis-i Kudsi, Vahyi Gayri Metlüv gibi kavramlar bunlar arasında sayılabilir.
Erdoğan’ın çalışmasında da sıkıntılı tanımlamalar yok değil, buna karşın temelde fıkıhla ilgili belli başlı terimler (ele alınmış, ayrıca konuyla ilgisi ölçüsünde hukuk, hadis vb. terim ve kavramlarına da yer verilmiştir. Sözlüğün en önemli yönlerinden biri de, her bir terime açık ve anlaşılır karşılık bulunması konusundaki ilkeli tutumdur.
Sözlükte seçilen terimlerin açık ve yalın bir dille tanımına geçilmiş, dedik. Buna bir örnek olması bakımından ictihad kapısının tanımını birlikte okuyalım: “Hicri üçüncü asrın sonlarında bazı âlimler, zamanlarındaki hüküm verme ve ictihad anarşisine bakarak bu kapının kapandığını yani ictihad etme yolunun kapandığını söylemişlerdir. O zamandan bu tarafa vakıa ictihad yapılagelmiş ve bu konu da hep tartışılmıştır. Kendisinde ictihad ehliyeti bulunan kimseler için bu kapı ardına kadar açıktır. Çünkü Allah’ın dininin her zaman ve mekânda yaşanabilir kılınması ve hayatta tutulması bu müessesenin varlığına bağlıdır” Dini anlamak ve uygulamak için mutlaka gerekli olan bir eylemin yasaklanması hele içtihad anarşisi gibi ne olduğu belli olmayan bir yaklaşımla engellenmesi doğrusu ilginç bir tavırdır.
Kimi terimlerin yerleşik tanımlarından vazgeçilerek yeni anlamında direnilmesi gerektiğini düşünüyorum. Örn. Sanat, sınaat terimi bugün için oldukça sınırlı bir anlam evreni ile sözlükte yer alıyor.
Dizinin olmayışı böyle bir çalışmanın en önemli kusuru bence.Bu küçük eleştirel notlar hiçbir biçimde kitabın değerini ve önemini azaltmamaktadır. Her çalışmada benzer sorunlarla karşılaşılabilir.
Fıkıh ve Hukuk Terimleri Sözlüğü, kanımca yalnızca bu alanların ilgililerine değil İslami etütlere de kılavuzluk edebilecek temel başvuru kitaplarından biri durumundadır.
Fıkıh deyince akla salt bir fetvalar yığını gelmemesi gerektiğini de ortaya koymaktadır.
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3355 | ![]() |
| Dolar | 1,8560 | ![]() |
| Altın | 92,2404 | ![]() |
































Taştan sanat
Çöpçüye kemer sallayan ergenin sonu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon