![]() |
Eğer, Türkiye ile Rusya, Başkan Dimitri Medvedev’in dediği gibi, dünyanın en kritik bölgesinde “sağlam bir stratejik ortaklığı” oluşturabilirlerse, bu gerçekten, tüm dünya açısından önemli barış kapıları açacaktır...
Zor bir süreçten söz ediyoruz: Öncelikle, her iki başkentin de dünyaya bakış açılarında köklü değişimlerin yaşanması gerekiyor.
Kabul edelim, her iki ülke de 1991 yılının ülkeleri değil.
Rusya, Sovyetler Birliği’nin ağır faturası altında, halkını açlıktan kurtarmanın yolunu Amerika’dan hibe tahıl yardımı almakta bulmuş bir devlet olmaktan çok uzaktır.
Türkiye, Soğuk Savaş yıllarında Batı savunması açısından bir hesaplaşmanın ilk etabında gözden çıkarılabilecek bir “kanat ülkesi” tanımının çok ötesindedir.
Son 20 yıl, dünyanın başka ülkelerinde farklı sonuçlar getirmiş olabilir ama, Türkiye ile Rusya bu dönemi “ulusal güçlerini en üst düzeyde artırarak” değerlendiren iki devlet olarak dikkat çekmektedir.
Türkiye’nin Brezilya ve Hindistan’dan sonra, yakın komşusu Rusya ile ilişkilerini “stratejik ortaklık” düzeyine getirmiş olması 21’inci yüzyılın kaderini belirleyecek önemdedir.
RUSYA... ARTIK ÇOK FARKLI
Rusya anayasası, Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın görev alanlarını net olarak belirliyor. Cumhurbaşkanı Medvedev, hem Rus ordusu başkomutanı hem de ülkenin dış politikasının belirlenip sürdürülmesinin bir numaralı görevlisi. Başbakan Putin ise anayasaya göre ekonomi ve iç istikrardan sorumlu. İkilinin bütün alanlarda sağladıkları uyum, Medvedev’in, Putin’e, dış politikada da geniş manevra alanı sağlaması (örneğin Kırgızistan’daki son olaylarda Putin’in doğrudan devreye girmesi) Rusya’nın bir kez daha dünyanın stratejik dengelerindeki ağırlığının artmasına neden oldu.
“Dağılan” Sovyetler Birliği’nin “eski cumhuriyetleri”, Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Ermenistan, Özbekistan zaten bir süredir Moskova’nın ağırlığını kabul etmiş bir politika içindeydiler. Kırgızistan ve Ukrayna’daki son yönetim değişiklikleri, Rusya’nın bu iki eski Sovyet cumhuriyetiyle yeniden sağlam zeminde buluşmasını sağladı. Özellikle, Ukrayna ile varılan Sivastopol Deniz Üssü Anlaşması “tarihi bir başarı” olarak değerlendirilmek zorunda.
Benzer şekilde İran’ı, Amerikan-İsrail ittifakının karşısında yalnız bırakmayan Rusya lideri Medvedev’in Ankara’ya gelmeden önce Şam’da Esad ile yaptığı görüşme de dikkat çekici.
Rusya gibi bir devletin hem de cumhurbaşkanının Hamas lideri Halid Meşal ile “açık açık” görüşmesi, aynı ismin bir dönem Ankara ziyareti sırasında burada patlak veren tartışmaların anlamsızlığını bir kez daha kanıtladı.
TÜRKİYE-RUSYA BENZERLİĞİ
Putin-Erdoğan yakınlaşmasıyla başlayan ve bugün de aynen süren Rusya-Türkiye stratejik işbirliğini bir “eksen kayması” olarak nitelemek, en azından “stratejik cahillik” olarak değerlendirilebilir.
Çünkü, kabul edelim ki, gösterdiği bütün yüksek performansa karşın, Rusya, Amerika’yı dengeleyebilecek bir “süper güç” konumundan çok uzaktadır.
Türkiye-Rusya yakınlaşması, esas olarak, “aynı bölgede benzer üstünlük arayışları içinde olan” iki devletin aralarındaki “rekabeti” bir kenara bırakarak “işbirliği ruhunu” geliştirmeleridir.
Kafkasya... Karadeniz... Doğu Avrupa... Balkanlar... Orta Asya... Ortadoğu...
Kağıt üstünde bütün bu bölgeler Türkiye ile Rusya’nın “rekabet alanı...” Ama Moskova ile Ankara, bütün dünyanın kendilerinden gerginlik beklediği bir coğrafyada ortaklığı öne çıkarıyorlar...
Çok ama çok önemli...
Donanma... Rüzgarın bol olsun
Onlar, ülkenin iç politikasında yükselen dalgaların azgın gürültüsü arasında sessiz sedasız Aksaz’dan demir alıp, “asırlık hasreti” sonlandırmak için yola çıktılar. Kemalreis, Gaziantep, Turgutreis, Giresun fırkateynleri ile Akar lojistik destek gemisi... Bu ülkenin bayrağını Akdeniz ve Adriyatik’te dalgalandıracak Türk Deniz Görev Grubu. Haberlerde “100 yıllık hasret bitti” denildi. Bu ülke son olarak, Abdülaziz döneminde, dünyanın üçüncü büyük donanmasını yaratarak denizlerde bayrak gösterebilmişti... Demek yüz yıldan fazla olmuş... Cumhuriyetin bir büyük başarısıdır... Siviliyle, askeriyle bu başarıda kimin payı varsa hepsinin alnından öpmek gerekir... Tunus, Cezayir, İspanya, İtalya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Arnavutluk ve Mısır uzun bir aradan sonra “o bayrakla” bir kez daha buluşacak. Yolları açık, rüzgarları bol olsun...
Star
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |



































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon