Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Bekir Coşkun’u kim harcadı?..
..
23.09.2010




Ahmet Kekeç, tabii ki haklı. Dünkü yazısında diyor ya: “Bekir Coşkun’u, sığındığı son “köy”den yollayan muhterem Turgay Ciner de acaba durumdan vazife mi çıkarmıştı? Böyleyse, hepimiz Bekir Coşkun’uz... (...) Biz susmuyoruz gördüğünüz gibi ve diyoruz ki: Kimse kişisel çıkarları için yazar kovmasın kardeşim. Kimse basına yönelik eleştirileri “emir” telakki edip işgüzarlığa kalkışmasın. İktidar da haddini, hududunu ve vazifesini bilsin.”

Hürriyet’ten ayrılışı fırtınalar yaratmış bir önemli yazarın, Habertürk’ten de “siyasi baskı” ile ayrılmaya zorlandığı iddiası... Rahatsız edicidir... Eğer, siyaset-medya ilişkisi bu yönde rotalanmışsa, bu mesleğin  enine-boyuna tartışılması gerekir.

Patron zaafiyeti var

Meselenin perde arkasını özellikle Ankara zemininde araştırmak önemli. Öyle de yaptım. Elde ettiğim bilgilerden ortaya çıkan tablo, Türk medyasının siyasetin çok ötesinde bir “patron sorunu” olduğunu ortaya koyması açısından önemli. Anlatalım:

1. Başbakan Erdoğan ve kurmaylarının “muhalefet yapan” yayın organları, özellikle de muhalif yazarlar ile ilgili ciddi bir sıkıntısı yok. Bugüne kadar, bu tür bir rahatsızlık “ismen” kimseye belirtilmemiş, kimseye rahatsızlık aktarılmamış.

2. Rahatsızlık, patronların “iki yüzlülük” olarak adlandırılabilecek davranış biçiminden kaynaklanıyor. Patron, başbakanlık makamına kadar gelerek “emrinizdeyiz” ve “sizi her şart altında destekliyorum” mesajını “mübalağalı” olarak adlandırılan bir ifadeyle Erdoğan’a iletiyor. Buna karşılık sahip olduğu yayın organında ise başbakanın makamında yüzüne söylediklerinin tam tersinin sergilenmesini sağlıyor.

3. Anladığımız kadarıyla başbakanı rahatsız eden, bu iki yüzlü tutum. Yakın çevresine “madem böyle davranacak niye buraya kadar gelip böyle konuşmak ihtiyacı hissediyor, hayır, gerçek görüşlerini burada söylüyorsa orada neden samimi davranmıyor” diye sorguladığını anlıyoruz. Yani, rahatsızlık “muhalefetten” değil, sonu “yalan”a kadar varan ikiyüzlülükten. Bu ikiyüzlü tutumu başbakan makamına kadar gelip bir takım laflar etmiş o patrona yeri geldiğinde hissettiriyor. Bunun gazetenin genel politikasıyla değil, doğrudan o patronun karakteriyle bağlantısı var.

4. “Biz Cumhuriyet’e, hele Sözcü’ye çok saygılıyız. Demediklerini bırakmıyorlar. Onlara dönük bir tasarrufumuz olamaz. Çünkü onlar baştan beri tavırlarını net olarak koymuşlar, patronları da makama kadar gelip o tuhaf ve mübalağalı konuşmalardan yapmamış. Neden uğraşalım? Tabii ki muhalefet yapacak. Demokrasinin keyfi burada. Hele ekmek parası derdindeki bir yazarla uğraşmak...Olacak şey değil...” Ankara’daki bir kaynağın samimi sözleri bunlar.

Kendi stratejisi için harcıyor

Bir başka yorum: Referandum oldu. Bekir Coşkun’u işten çıkardılar. Bir hükümet düşün... Referandumdan alabileceğinin en üst oyuyla çıkmış, zaferini bütün dünya alkışlamış. Üstelik demokrasi kahramanı mertebesine ulaşmış bir başbakan var. Kalkıyor, Bekir Coşkun’u harcatıyor!.. Olacak şey mi? Tasfiye söz konusu olsa,  referandumdan önce yapmaz mı? Neden zafer kazandıktan sonra bu tür tartışmalı bir iş yapsın: Karar tamamen patronun. Başbakan’la önümüzdeki 10 yıl birlikte yaşayacağını anlayınca, kendince bir manevra gerçekleştirmeye kalktı. Doğan Grubu da bunu böyle yapmıştı. Patronlar, öne çıkmış muhalif yazarlarını siyasi amaçlı olarak kullanıyorlar. Yazık!..”

Hükümet rahatsız

Kendilerine “merkez medya” adını veren yayın gruplarının içinde yaşanılan bu tür çalkantıların sonuçta hükümete fatura edilmesinden Ankara çok rahatsız. Bu rahatsızlığı dile getiren kaynağıma, “neden açıklama yapmıyorsunuz bu konuda” diye sorduğumda verdiği yanıt bu yazının çıkış noktasını oluşturdu: “Şu an konuşuyorum ya...”

Durum budur...

İşsiz kalmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen bir meslektaşı olarak Bekir ağabeye geçmiş olsun diyorum... Bir de... Medya patronlarının siyasi otoritenin kapısına giderken artık, medya şapkalarını kapının önünde bırakmalarını, normal işadamı kimlikleri ile o kapıdan içeri girmelerini talep ediyorum.

DİP NOT

Araya bu konu girmese, PKK’nın neden bir türlü bitmeyeceğini aktaracaktım. Ama bir not düşelim: Elinde silah olan adamla barış konuşulmaz. Nedeni gelecek yazıya. Önemli!.


Star
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook