Timeturk: Haber, Timeturk Haber, HABER, Günün haberleri, yorum, spor, ekonomi, politika, sanat, sinema

  • DOLAR 2.20
  • EURO 2.76
  • ALTIN 83,6

Cemaat/çi savrulmaları

Ali Öner

Türkiye’de cemaat ve cemaat mensupları önemsenir. Bir yere aidiyet duygusu insanı diri tutacağına inanılır. Cemaat bireyin savrulmasını engellediği inancı kuvvetlidir. Çünkü “sürüden kopanı kurt kapar” anlayışı benliklerimize kadar işlemiştir. Peki, cemaat liderinin zihnine “kurt” dadanmışsa ne olacak? Kimse bunu tartışmaya açmak istemez.

Türkiye’deki ilk yapılanmaların büyük bir oranı tasavvuf etrafında kümelenir. Tarikat cemaatle eş değer görülür. Cemaat üyelerinin birbirine bağlılığı lidere bağlılığı üzerinden yürür. Bu durum en fazla tarikatlarda görülür. Tarikatın Şeyhi aynı zamanda cemaatin lideridir. Bu örgütlenme biçimi diğer yapıları da etkiler. Lidere bağlılık şeyhe bağlılıkla eşdeğer görülür.
 
Kendileri birer şeyh olmadıkları halde yaptıkları hizmetlerle birer cemaate dönüşen iki hareket daha görüyoruz. Bunlardan biri Süleymancılar diye bilinen ve kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri’dir. Diğeri ise bugün yaklaşık on farklı gruba ayrılan Nurculardır. Kurucusu Bediuzzaman Said Nursi Hazretleri’dir.
 
Bir diğer yapı ise bir cemaat mantığı ile hareket eden ama siyasi bir oluşum olan Milli Görüş geleneğidir. Bu geleneğin oluşmasında tarikat şeyhlerinin desteğini de unutmamak gerekir. Bu düşüncenin oluşması ve etrafında ciddi bir öbek/okulun oluşması merhum Necmettin Erbakan Hoca’nın çalışmalara önderlik etmesiyle oluşmuştur.
 
İran devrimi sonrası irili ufaklı birçok cemaatte meydana geldi. Bunlar bugün dahi varlıklarını devam etmektedir.
 
Bu cemaat/yapıların lider seçmesinde bazı küçük nüanslar göze çarpar. Tasavvuf yapılanmalarında liderlik babadan oğula/kardeşe/damada/yakın akrabaya geçer. Bu genel bir kabul de görmüş durumdadır. Bu hiyerarşinin diğer yapılanmalarda olduğuna da şahit olmaktayız. Mesela Milli Görüş’teki son bölünmenin temel nedeni oğul Erbakan’ın devre dışı bırakılmasıydı.
 
Yine Almanya’da Cemalettin Kaplan’ın oğlu’nun başa geçmesi için, cemaat içinde aktif olan birinin öldürülmesinin arkasında da iktidar kavgası yatmaktaydı. Demek cemaat/yapı Türkiye’de aile iktidarının sürdürülme aracına dönüştürüldüğü söylenebilir.   
 
Bu yapıların kaçı kendisinin hazırlamış olduğu bir programı vardır. Yine kaçı bu program çerçevesinde değişimlerden etkilemeden yoluna devam etmektedir. Bu tartışılmamaktadır.
 
Müslüman aydın cemaat meselesi söz konusu olduğunda, burayı mayınlı bir alan kabul etmekte ve bu alana girmeyi kendini havaya uçurmak olarak algılamaktadır. Onun içinde bu meseleler üzerinden fazla bir şey konuşmamayı ve yazmamayı tercih eder.
 
İskenderpaşa Cemaati şeyhi Nurettin Çoşan’ın MHP’yi destekleyeceğini bir deklarasyonla ilan etmesiyle tartışmalar başladı. Bu yapı daha önce de bazı siyasi partilere desteklediğini ilan etmiş ve ciddi cemaat kaybına uğramıştı.
 
Şimdi İskenderpaşa cemaati üzerinden Türkiye’deki cemaatlere baktığımızda, sistem ve diğer oluşumlarla olan ilişkilerinin ilkesel değil pragmatist olduğunu görüyoruz. Pragmatizm bir felsefi akım olarak Amerika’da ortaya çıkmıştır.
 
Eylemim öğretiden, deneyimin sabit ilkelerden önce geldiğine, düşüncelerin anlamlarının sonuçlarından, doğruluklarının da doğrulanabilirliklerinden elde edildiği böyle bir düşünce temel ilke görevi görmektedir. Hakikat anlayışı öğretiden, gelebilecek zararlardan kaçarak en fazla fayda nasıl sağlanıra evrilmiş durumdadır.
Cemaat/yapı artık hakikati, “yaşamımız için en elverişli durum kiminle iş tutarsak gerçekleşir”e indirgemiş durumdadır. Bizim için doğru alanla, bizim için iyi olan yer değiştirmiştir. Pragmatizm bu anlamıyla doğru ve iyiyi birbirine katmıştır. Cemaatlerin bugün yaptığı şeyde tam budur. 
 
Yani Erdem yaşayışımız için elverişli olduğu sürece, pratik fayda sağladığı hallerde doğrudur. Her şey pratik fayda ölçüsüne vurulmalıdır. Bugün yapılan çalışmaların büyük bir oranı bu zihniyetle ortaya konmaya çalışılmaktadır.

Her şey cemaatin yararı çerçevesinden değerlendirildiğinden, islamın doğrularına gözü kapatmış durumdadır. Onun için birbirleriyle ilkesel olarak anlaşamadıklarını gösterirler. Oysa ayrılıkların büyük bir oranı düşünsel değil, otorite kimde olacağın tartışması hoş olmadığından, liderlik anlaşmazlığı üzerine düşünce/ilke belirlenerek ayrılıklar söz konusu olmuştur.
 
Cemaatlerin ilkesel duruşlarındaki sapmalarından kaynaklanan özellikle de ticarette haksız ve adaletsiz bir çalışma şekli oluşturmuştur. Çalışanların hakkı verilmemekte ve dünya malına olan sevgi bu bireylerde daha çok olduğu toplumsal bir gerçeklik olarak önümüze çıkmaktadır.

  • YORUM YAZIN
  • İÇERİĞİ YAZDIRIN

YORUMLAR

aydın doğrugören / 27.03.2012 10:48:09
kuranda en çok eleştirlen kavim yahudilerdir.çünkü bu kavim allahın dinini ırkçılaştırıp zamanla ulusalcılaştırdırlar.bu yüzden yahudilik ırkçı hastalık.bu ırkçı hastalığını modern zamanlarda milliyetçilik şeklinde 20.yyda yeniden formüle edip hem osmanlının yıkılıp islam dünyasının parçalanmasına hem de 2.dünya savaşında 55 milyonun ölmesine sebep oldu.yani dünyaya ne kadar hastalıklı fikir varsa ehli kitaptan tezahür etti.bu yüzden bir cemaatin safı atatürkçü milliyetçi partiler olamaz.uyan...
aydın doğrugören / 08.03.2012 12:21:01
Bu tarih boyunca böyle gitti.Hz osman dönemindede onun en yakın adamı yahudiydi.mesela Kaabül Ahbar.Bazen dışardan savaşmak yerine,içine gir,birbrine düşman et' ilkesi gibidir.Sıffin savaşında,Emeviler döneminde müslümanların birbirini yemesini yoksa neyle açıklayacağız?En sorunlu 'hadis' diye bildiğimiz sözler o dönemde üretilmedi mi?Yoksa peygamberin 2 güzide ahbabı Hz.Aişeyle,Hz.Ali nasıl savaşabilir?Aynı mantık bugünde ajanlar ve casuslar eliyle yürütülüyor.İslamın ilk şartı uyanık olmaktır.
aydın doğrugören / 08.03.2012 12:12:15
Devlet islamı,islama karşı kullanıyor.Ya cemaatler arasında çatışma çıkartarak ya da cemaatlere karşı tarikatleri kullanarak.Tarikatlerin hoşgörü politikası tarih boyunca kullanışlı oldu. Osmanlı yönetimine karşı tarikatlerin hoşgörüsüne sığınan sabatayistlerin yerini bugün de yine aynı tarikatlerin hoşgörüsüne sığınan mit,cıa,mossadlar aldı.Bu yüzden tarikat yapılanmaları çok dikkat edilmesi gerekir.Türkiyede casusluk yapan sivil-düşünce derneklerinin çoğu mevlanayı kullanma yoluna da gid
aydın doğrugören / 08.03.2012 12:03:47
bu ara 70'lerde diyanet işleri başkanının bir mit ajanı olabileceğini,ünlü kuran araştırmacısı ismail kazdal bir mektupla alenen açığa çıkartmıştı.Konuyu yıllar önce Dücane Cündioğlu köşesine taşıdı.Başka bir nokta daha var.70'lerde yine Seyyid Kutubun 'islam-kapitalizm çatışması'adlı kitabını çeviren Y.Nuri Öztürktür.Öztürk hem,Seyyid Kutubu çeviriyor,hem de Seyyid Kutuba 'sapık' diye iftira atan Hilmi ışığın kanalında programa çıkıyordu.
aydın doğrugören / 08.03.2012 11:52:27
ordunun tarikat liderlerini desteklemesi bunun tipik bir göstergesidir.öyle ki ordunun kendi kurduğu tarikat destekli cemaatler bile var.bunun en tipik göstergesi hüseyin hilmi ışıktır.kendisi orduda kimyasal gazlarla uğraşan kimyager albay olduğu halde,sonradan TGRT kanalının desteklediği bir isim haline geldi.Kendisinin din eğitimi olmadığı halde, S.kutup,Mevdudi gibi islam alimlerini 'sapık' diye suçlaması boşa değildir.Çünkü ordu cemaatlere karşı,tarikatleri destekledi.
barthes79@hotmail.com / 12.12.2011 22:36:19
Doğruluğu var.bir dönem ismini vermeyeceğim bir cemaat lideri Eceviti destekledi.Desteklediği Ecevit'de mecliste 'bir başörtülünün olamayacağını' sert bir dille uyardı.Sonra başka bir cemaate yıllarca mason Demirel'e oy verdi. İlkelerini doğrudan Kur-an'dan almayan her cemaat kendi yapılanması uğruna hakikatten taviz verebiliyor.Allah'ın gör dediğin yerden bakamayanlar muhakkak şeytanın gör dediği yerden bakar.iki yol vardır.Biri tevhidin diğeri batılın yani bütün izmlerin yolu...
İskener Demirbilek / 02.07.2011 02:11:41
Bu yazı, ele aldığı konuyu çok basite almış ve her cemaati ve tavrı bol sulu bir çorba görünümünde değerlendirmiş görünüyor. Hassasiyetten uzak ve analiz eksikliği içinde kaleme alınmış. Cemaatler ümmetin değil kendi menfaatlerinin peşindedirler denilerek fayda amaçlı yazıldığını varsaysam da zihinleri karıştırmaktan başka bir işe yaramaz. Somut bir misalden yola çıkıldığında sonuçları da somut vermek gerekir. Şimdi seçim bitti ara değerlendirmeleri bekliyoruz. İyi niyetli olunduğunu varsayarak.
Hüseyin Niyazi / 19.06.2011 00:44:12
Sen, daha yazdığın kelimeninin ne anlama geldiğini bilmiyorsun. Pragmatis miş? HAYDİ CANIM SENDE...
Gayesi, İLAHİ ENTE MAKSUDİ VE RIZAKE MATLUBI olan bir camiaya Şimdi İskenderpaşa cemaati üzerinden Türkiye’deki cemaatlere baktığımızda, sistem ve diğer oluşumlarla olan ilişkilerinin ilkesel değil pragmatist olduğunu görüyoruz. demişsin. Laf ola beri geri gele. Ne milletvekilliği pazarlığı var, ne maddiyat var, ne şu ne bu..Tabii sizin aklınız almıyor...Bu tarihi duruşu, Tezkere durusu gibi oku.
reşit samur / 17.06.2011 15:18:38
ali öner bey nurettin çoşan hocaefendinin (maneviyat bahcemize giren domuz sürülerini kovun)demekle ne demek istemiştir onu tahlilini yaparsan
birazcık anlarsın10 yıllık manevi erozyonu işbirlikteki zirveyi ab yasalarını milli egitimde tv de ülkemizin her yanındaki kokuşmuşluğu arsızlığı
hırsızlığı kıç yalayıcılığını. Pragmatizm , taban kaybı gibi nedenlerden dolayı hakkı söylemekten vazmı geçsin.istediğin kadar akp dünyayı mamur etsin ahiret harab olmuş ne yazar..
ebu said / 17.06.2011 11:25:16
bu seçimde 'şu kişi ne kadar mümindir, müslümandır'lığı ötelendi. 'hangi partiye oy verdi' liği öncelendi. 'Faiz haramdır.Türkiye'nin madi-manevi değerleri avrupa birliğine feda ediliyor' diyen 'ergenekoncu'lukla yaftalandı.
'at izi it izine kaıştı' anlayacağınız. Allah herkese basiret versin.
abdullah / 17.06.2011 10:57:53
ancak alınan kararların doğruluğunu bilmek için zaman gerekir.eğer sultan ikinci abdülhamid han dönemini doğru ve gerçek bir şekilde tahlil ettiğinizde onun döneminde yaşayan alim ve devlet adamlarının abdülhamid hanı anlamaları için devletin yıkılmasını görmeleri gerekti.said nursi ve birçok ilim ve devlet adamının sonradan itirafları gibi ortaya çıktı.bu sebepten süleymanlı cemaatinin almış olduğu kararlar ve yapmış olduğu tespitlerin haklılığını ilerleyen zaman içinde göreceğiz.
abdullah / 17.06.2011 10:51:43
öncelikle yorumcu arkadaşların bazıları kesin konuşuyorlar.süleymanlılar cemaatinin geçmişten günümüze bakıldığında almış olduğu kararların isabetli olduğu görülür.bakın said nursi kurtluş savaşı denilen sahte savaşların arkasındakileri göremediği ve destek verdiğini herkes bilir.fakat süleyman efendi(damadı merhum kemal kacar beyin tercüman gazetesindeki röportajında)asla mustafa kemale destek vermemiştir.eğer doğru bir şekilde araştırılırsa bu misallerin çok olduğunu göreceklerdir.ancak alınan
Hakim Alacalı / 17.06.2011 03:30:10
Yazarın mayınlı arazide yol alma çabası güzel. Aslında Cumhuriyet tarihini cemaatler bağlamında irdelemek pek çoklarını memnun etmez. Onun için kimse dokunmuyor. Bir de dünyayı Türkiye'den ibaret sanıp, 'çıkarcı' ilişkilerini ithal etme girişimlerine tanık olununca işin ne kadar sarpa sardığını görmek tedirginliği artırıyor. Ona buna Türkçe öğretme gayretinden, 'Türk ağzı' Kur'an ezberletmeye, mensuplarından kaçının anladığı meçhul eserleri onlarca dile aktarma gayreti, küresel çıkar için mi?
necmettin altunordu / 16.06.2011 19:10:30
türkiyedeki çoğu gurup ümmeti unutup cemaat olmuşlar onun için zalimlerle bir olmayı normal görüyorlar nitekim süleymancılar denilen gurup 28 şubatta müslümanları ezen mesut yılmazı desteklemekten zerrece rahatsız olmamışlardır çünkü önemli olan ümmet değil şahsi çıkarları ayrıca diğer gurupları yoldaki molozlar olarak gördükleri için sahanın temizlenmesinden rahatsızlık duymuyorlar
semih / 16.06.2011 17:59:28
erbakan oğlunu kollamak için davayı feda etti...numan da erbakanın oğlu var diye ayrıldı ha...bu mu yani...iki kişininde seviyesizliğinin kurbanı mı olduk sayın yazar...bu mu ağzımızı açık bırakacak yaklaşımınız
unal aziz / 16.06.2011 17:49:54
Evet Said Nursi buyuk bir alimdir ama Süleyman Hilmi Tunahan Şeyh'tir.Silsilei saadatın son halkasıdır.Biraz okuyun ya.
KEMAL AKTAŞ / 16.06.2011 16:43:38
Yazılanların hepsini değişik derecelerde haklı buluyorum. eksiği bile var. yalnız faydacı değil yanısıra rekabet ve zarar verme eğilimiylede karar verebiliyorlar
Ali Öner › İŞİD Ne? PYD Kim? Hangi PKK?
Adil Gülmez › Apo korunmaya alınmalı
Oğuz Düzgün › İtiraf ediyorum, Atom Bombası'nı biz attık
Sait Alioğlu › Klasik paradigmalar ve sol
Kıyamoglu Sancaktar › Mantar Ormanı
Osman Atalay › Türkiye Solu, Irak ve Suriye Kürtlerinde Kobani çatlağı
Furkan Azeri › Direnişçiler ön cephede ölümüne direniyor
YAZARLAR