27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
Sarko ile Denyo
ahmetkekec@star.com
Espritüel bir ulus olduğumuz için, meramımızı “mizahla” anlatmayı tercih ediyoruz.
Hep övünürüz ya, “Nasrettin Hoca’ları, İncili Çavuş’ları, Aziz Nesin’leri çıkarmış büyük bir milletiz” diye...
Doğrudur...
Neyzen’i de biz çıkardık.
Nef’i’yi de biz çıkardık.
Mayamız mizahla yoğrulmuş bizim... Espriyi, ince göndermeyi, humourun bütün cilvelerini biliyoruz, ustaca laf sokuyoruz, espri ataklarıyla muhatabımızı perişan ediyoruz... Bu konuda kimse elimize su dökemiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, mesela, tanıdığım en espritüel siyasetçidir.
Bir ara Haluk Koç nam salmıştı CHP barikatlarında...
Basın toplantılarında birbirinden ilginç ve hiç duyulmamış Nasrettin Hoca fıkraları anlatır, iktidarı zor durumda bırakırdı. Mesela, yerel seçimde yüzde 40 bandının altına inen iktidar partisini, “espri ataklarıyla” yüzde 50 bandına itmiştir.
Haluk Koç, “rakibi espriyle silkeleme” yöntemini genelleştirmek için genel başkanlığa da aday oldu ama kaybetti... Kemal Kılıçdaroğlu daha espriliydi ve aradan fırlayarak koltuğu kaptı...
Damağımızda tatlar bırakan bazı Kılıçdaroğlu esprileri şunlar: “Nerede bu Ergenekon örgütü, söyleyin de gidip üye olayım”, “Silkeleyin belki ağaçtan Recep düşer”, “angus sığırı”, “ananı a... a...”, “Kağıttepe”, “İlk seçimde iktidarız...”
Kemal Bey espri yeteneğini “dedesi” Nasrettin Hoca’dan almış...
Hani, “Dersimliyim” dememek için, kendisine Horasan’dan “Türkmen” bir geçmiş uydurmuş, oradan Konya’ya uzayan bir “aile göç haritası” çıkarmıştı ya...
Kemal Bey’in “Kaya gibi adam” dediği Soner Yalçın’ın iddiasına göre, Kılıçdaroğlu’nun dedeleri Horasan’dan kalkıp Anadolu’nun içlerine geliyor; bir kol Hicaz’a uzanıp “Seyyidlik” unvanı alıyor (daha doğrusu bu unvanı kapıp geliyor), bir kol da Anadolu’da (Konya muhitinde) kalarak Nasrettin Hoca’yla akrabalık tesis ediyor.
Dersim’e de, ihtimal ki, Nasrettin Hoca’yla kan bağı kurduktan sonra intikal ediyorlar.
Demek ki Hasrettin Hoca, İncili Çavuş ve Neyzen’le birlikte, Kemal Kılıçdaroğlu’nu da zikretmemiz icap edecek.
Hilmi Yavuz hatırlatmıştı:
Paul Valery, “Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır” dermiş...
Bu sözden hareketle hoca, “zarif, incelikli iğneleme tarzının” eksikliğinden ve “tartışma edebiyatı”nın zayıflığından yakınıyordu.
Bu yazının bağlamına oturtacak olursak, şu hüküm cümlesini rahatlıkla kurabiliriz: “Nasrettin Hoca’ları, İncili Çavuş’ları, Kemal Bey’leri çıkarmış bu millet, artık mayası humourla yoğrulmuş mizahçılar çıkarmıyor...”
Ben de buna “hayır” diyorum.
Bu millet ne cevherler çıkarıyor da, yaptıkları espri “anlama kapasitemizi” zorladığı için fark edemiyoruz.
İşte Yılmaz Özdil...
Medya dünyasına hızlı bir giriş yapıp “KerKürt”, “Krovat” ve “Bidon kafa” esprileriyle damağımızda eşsiz tatlar bırakan Yılmaz Özdil, espri girişimlerini sürdürüyor ve güldürüyor...
Güldürürken de düşündürüyor tabii.
Fransa’daki “soykırımı inkâr yasası”ndan sonra, bazı refiklerimiz, Sarkozy’ye “Sarko” diye ad takmışlardı.
Büyük yazar Yılmaz Özdil büyüklüğünü gösteriyor ve “Sarko” ifadesine level atlatarak “Denyo”ya ulaşıyor.
Ne yalan söyleyeyim, “Denyo” esprisine çok güldüm ve büyük yazarın zekâsına bir kez daha şapka çıkardım.
Fransa bu esprinin altından nasıl kalkacak, çok merak ediyorum.
Kalkamayacak bence.
Belki de “inkâr yasasını” çıkardığına pişman olacak.
Hilmi Yavuz’un, “Müptezelliğe, terbiyesizliğe, edebsizliğe, mahalle kabadayısının sövgü düzeyine taşınmamış mizah” dediğini işitir gibiyim ama Özdil esprilerini anlamaya onun külyutmaz zekâsı da elvermez.
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook



































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon