![]() |
Londra'da Arapça yayımlanan el Kuds el Arabi gazetesinin 2 Haziran 2010 tarihli internet sayfasında, Abdulbari Atwan imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun özet çevirisi şöyledir:
Özgürlük filosunun, Türk limanlarından çıktığı için Allah'a şükrediyoruz. Bu filodaki gemilerden birinin, "Mavi Marmara"nın Türk bayrağını taşıdığı için Allah'a ikinci kez şükrediyoruz. Gemiye saldıran İsrail askerlerinin kurşunlarının kurbanı olarak şehit düşenlerin, Türk oldukları için de üçüncü kez şükretmeliyiz. Zira Türkiye'nin, Arap-İsrail çatışma arenasına bu denli güçlü bir şekilde girmesi daha önceden hiç görülmedik bir hızla sonuçlarını vermeye başladı. Nitekim Güvenlik Konseyi birkaç saat içerisinde toplanarak İsrail katliamını görüşmeye başladı, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek de Refah geçidini açma kararı aldı ve şehitlerinin kanı yerde kalmasın diye bütün Türk topraklarında gösteriler düzenlendi.
Güvenlik Konseyi ne zamandan beri Araplardan gelen bir talep üzerine bir İsrail saldırısını ele almak için bu kadar hızlı toplanmış ve uluslararası ölçütlere uygun bir ciddi soruşturma yapılması kararı almış? Aslında bu bildiri veya karar beklediğimiz ölçüde güçlü değildi ancak buna rağmen farklılık arz ediyordu; Türk faktörü nedeniyle.
Türk olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İsrail cinayetine karşı çıkarken, Güvenlik Konseyinin acil bir şekilde toplanmasını talep ederken, büyükelçisini Tel Aviv'den geri çağırırken ve İsrail'den Gazze'ye uyguladığı ablukayı derhal kaldırmasını talep ederken, söz konusu saldırıyı alçakça ve devlet terörü olarak nitelendirirken ve İbrani devletini, ülkesinin sabrını test etmemesi konusunda uyarırken Araplardan daha çok Arap idi.
Bu tür açıklamaları, Mısırlı lider Cemal Abdülnasır'ın vefatından beri duymamıştık. Böyle bir kahraman tutum ve davranış, Arap liderlerimizin sözlüğünden tamamen daha doğrusu kasti olarak silinmişti.
Biz burada Erdoğan'ı, övülmeye değer bir kişilik olsa da övmüyoruz. Biz burada Erdoğan'ın tutumlarını Arap liderlerinin, Arap Birliğinin, Genel Sekreterinin ve yardımcılarının tutumlarıyla mukayese ediyoruz. İşte bu tür tutumlar, İsrail'e cinayetler ve katliamlar yapması için ve bu ulusa hiç utanmadan veya çekinmeden ihanet etmesi için cesaret verdi.
Biz Arap Birliğinin İsrail katliamını görüşmek üzere olağan veya olağanüstü toplanmasını istemiyoruz çünkü bu tür toplantıların bir yararı yoktur. Güvelik Konseyi, katliamdan birkaç saat sonra gece boyunca toplanırken, Arap Birliğinin bu satırları yazdığımız vakte kadar toplanmamış olması utanç verici bir durum değil mi?
İsrail bugünlerde, Arapları hafife aldığı ve uluslararası hukuk ve gelenekleri umursamadığı için en kötü günlerini yaşıyor. İsrail, gücünden aldığı kibirle bu tür ahmaklıkları yapıyor ve açık denizlerdeki korsanlar ve haydutlar gibi davranıyor.
İsrail Başbakanı, diğer İsrailli yetkililer gibi yalan söylemeyi meslek edindi. Bu yalanlar, İsrail askerlerinin kendilerini savunmak amacıyla eylemcilere ateş açtıklarını iddia etmeleriyle zirveye ulaştı.
Bu gemiler, bomba veya füze taşımıyordu ve bu gemilerde tek bir kişi bile silahlı değildi. Bu gemide sadece yaşlılar ve İsrail'in fosfor bombaları nedeniyle engelli olan insanlar için taşıdığı tekerlekli sandalyeler ve tıbbi malzemeler vardı.
İsrail, yolcu taşıyan sivil gemiye açık denizlerde saldırarak, yolcuları tutuklayarak ve toplam 50 kişinin ölmesine ve yaralanmasına neden olarak uluslararası hukuku ihlal etmiş oldu. Bu gemilerden biri, NATO'ya üye bir ülke olan Türkiye'nin bayrağını taşıyordu.
Burada sorulacak soru, İran, bir ABD veya İngiliz, hatta Norveç gemisine saldırmış olsaydı ABD ve NATO'nun tepkisi ne olacaktı? Cevap gayet açık ve bilindik: İran'ın bu davranışı savaş ilanı olarak kabul edilip bu ülkeyi vurmak için nükleer denizaltıları ve filolar gönderilirdi veya Güvenlik Konseyinden ağır yaptırım kararları çıkarılırdı.
Bu son katliamın ayrıntılarını ortaya çıkarmak için hızlı bir şekilde uluslararası soruşturmanın yapılması şart.
İsrail, stratejik müttefiki Türkiye'yi kaybetti ve bu olaydan sonra Türkiye, İsrail için artık dost ülke değil düşman ülke konumuna yerleşti.
Gururlu ve inatçı Türk halkı, şehitlerini unutmayacak. İsrail, İran'ın sürekli yükselen bölgesel gücünün karşısında yer almakta ve aynı zamanda Batılı müttefiklerini de kaybetmek üzeredir.
İsrail'in tek dostu, üzülerek söylüyoruz ki Arapların resmî rejimleri veya hâlâ barış girişimine inanan ve Amerika'nın yörüngesinde dönen taraflardır.
BYEGM
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |


































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon