Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Maliki'nin Uluslararası Mahkemesi
abdulbariatwan
14.09.2009





Irak Başbakanı Nuri el-Maliki’nin Irak’a komşu Arap ülkelerine özellikle de Suriye’ye karşı gerilimi tırmandırıp “suçluları” bağrına basan bedelini ödeyecektir demekle tehdit ederken dayandığı ahlaki ve askeri zeminin ne olduğunu bilmiyoruz. Gerçek suçluları bağrına basan bizzat Nuri el-Maliki’nin rejimi ve onu iktidara getiren siyasettir. Biz Irak’ın yok edilmesinden, milyonlarca masum kişinin öldürülmesinden, sivil savaşa gark edilmesi, toplumsal dokusunun parçalanması, servetlerinin yağmalanması, istikrarının sarsılması ve bölgede korkulan büyük bir güç olarak rolünün ilga edilmesinden daha büyük bir suç olduğunu sanmıyoruz.

Sayın Maliki “kanlı Çarşamba” patlamalarında özel bir komisyon oluşturulması için BM’ye resmi bir talep sundu ve Suriye’yi bu olaylarda parmağı olmakla suçladı. Suriye Irak Baas partisi liderlerini barındırarak bu patlamaları planladı ve uyguladı. Bu, Suriye ya da başka hiçbir Arap ülkesini rahatsız etmemesi gereken yasal bir taleptir. Çünkü bu komisyonun, ister partisi kanalıyla savaştan önce Irak’ta masum kişilerin öldürülmesine sebep olan patlamaların arkasında yer alarak ister Amerikan işgal kuvvetleri, güvenlik ve askeri güçleriyle anlaşarak olsun Irak’ta işlenen suçlar hakkında sorgulaması gereken ilk kişi Maliki’dir.

Aralarında maliye ve dışişleri bakanlıklarının da olduğu altı bakanlığı ve parlamento binasını hedef alan “kanlı Çarşamba” patlamaları en kötü ifadelerle kınanmıştır ve hiçbir şekilde savunulması mümkün değildir. Çünkü ölenlerin çoğu masum kişilerdir. Fakat ister 13 yıl süren ambargo ister Amerikan işgaliyle olsun milyonlarca Iraklının canına mal olan “büyük terörizm” hakkında ne denebilir?

Sayın Maliki ve diğer Iraklı liderlerin savaştan sonra zalim, yasal olmayan ve Bush, Dick Cheney, Tony Blair ve Donald Rumsfeld gibi ülkelerini hedef alan savaş suçlularını yargılamak için uluslar arası bir mahkeme kurulması isteğiyle BM’ye gideceğini ve geçen 6 sene zarfında Irak halkının başına gelen felaketlerin tazminatının ödenmesini isteyeceğini bekliyorduk. Ama bu yapılmadı. Aksine Maliki, hala biraz olsun ulusal izzeti olup işgali kovmaya ve farklı mezheplerle yardımlaşarak ülkelerini işgal güçlerinden kurtarmaya karar verenlerin yargılanması talebinde bulundu.

Irak’a komşu Arap ülkeleri (Suriye hariç) gerçekten suçludur ve Amerikan güçlerinin ülkelerinden harekata geçmelerine izin verdiklerinde büyük bir suç işlemişlerdir. Bazı Iraklılar yalancı “bağımsızlık” başlığı altında ülkelerinin işgal edilmesine yasal zemin hazırlayarak utangaç bir yol benimsediler ve şu an yasal Irak direnişini benimsemeyi reddedip kapıları yüzüne kapatarak daha büyük bir suç işlemektedirler. Büyükelçileri gönderip Bağdat’taki Yeşil Bölgede işgalin rahminden doğan yeni durumu tanıma anlamında konsolosluklarını yeniden açıyorlar.

Maliki’nin (bu suçlamaları yapmadan bir gün önce Suriye’deydi) yönelttiği suçlamalarla şaşkına dönen Suriyeli yetkililerin bütün faaliyetlerine güvenilen Suriye muhaberat dosyalarını inceleyerek Maliki’den ve o vakit eski Irak rejimini her türlü yol ve araçla sarsmak için Şam’ı bir üs haline getiren, kabul etmeleri karşılığında da ekonomik ve güvenlik alanında cazip teklifler getiren Iraklı muhalefet liderlerinden suçlamalarını destekleyecek daha fazla delil istemelerini temenni ederdik.

Birçok kişiye ve bize göre; Suriye’nin sorunu Irak direnişiyle beklendiği gibi ve yeterli ölçüde (bunun hikmetini anlayabiliyoruz) ilişki kurmamış olmasıdır. Azgın Amerikan devrimi Suriye’yi kolluyordu ve Arap ve Müslümanlara karşı olan heyecan dalgasında onu istila etmekten kaçınmayacaktı. Maliki ve müttefiklerinin bir an için bile olsa Suriye liderlerinin, Afrika ülkelerinin Güney Afrika’daki ırkçı rejimin direnişçileri için ya da Suriye, Lübnan, Ürdün ve Mısır’ın Filistin direnişi için yaptıkları gibi eski Irak rejiminin erkanını kabul etmesi ve işgale karşı direnmeleri için onlara bütün kolaylıkları sağlaması durumunda Maliki’nin iktidara gelmesinin mümkün olup olmayacağını ve Irak’ın o zamanki durumunun ne olacağını düşünmeleri gerekir.

Maliki ve onun hükümet erkanı doğrudan ya da dolaylı olarak terörü destekleme bahaneleri altında tıpkı Irak’ta yaptıkları gibi Suriye’yi de içerden yok etmek için yeni bir plan yapmış durumdalar. Fakat belki Maliki yeniden hatırlatılması gereken bir dizi gerçeği unutuyor. Bunların en önemlisi; kendisine en büyük desteği veren Amerika’nın, Afgan ve Irak direnişlerinin canını yakması ve can ve mal kaybına sebep olmasından sonra bölgede yeni savaşlara girmeyle ilgilenmemesidir.

Amerika, yeni muhafazakarların bölge ülkelerini parçalamak ve onları başarısız (Irak, Afganistan ve Somali gibi) ve yarı başarısız ( Yemen, Sudan ve Lübnan) ülkelere dönüştürme planlarının Batı’yı ekonomik, güvenlik ve siyasi olarak olumsuz yönde etkilediğini ve fahiş askeri harcamaların (Irak savaşı Amerika’ya aylık 13 milyar yıllık 150 milyar dolara, Afganistan savaşı da yıllık 50 milyar dolara mal oluyor) ya da iç ve dış güvenlik harcamalarının neticesinde şuan gördüğümüz mali çöküşe sebebiyet verdiğini çok iyi biliyor. Bu biliş, Obama’nın Kahire’de yaptığı ve Amerika’nın şuan ki durumunu en iyi şekilde gösteren uzlaşmacı söyleminde açıkça yankısını buldu.

Maliki kararlarında ve konumunda tökezliyor çünkü yalnız ya da çoğunluğu dünün dostları olan bugünkü büyük düşman kitlesiyle mücadelede arkadaşsız kaldığı görülüyor. Çelişkiler üzerine oynaması, zayıf bir halka olarak liderlikte karar kılması ve Amerikan bakış açısına alternatif üretememesi sebebiyle biraz uzun süren iktidardaki balayının son bulmak üzere olduğunu söylüyoruz. En iyi ihtimalle birkaç ay içinde gelecek seçimler yapılıncaya kadar bu balayı bitmiş olacak.

Maliki diğer mezhepleri ya da Iraklıları kazanmadan kendisinin bağlı olduğu Şii mezhebindeki insanların çoğunu kaybetti ve suçlamalarda bulunmadan önce kendileriyle ekonomi ve güvenlik anlaşması imzaladığı Suriye’deki (yalnızlar) müttefikleriyle karşı karşıya geldi. Daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan nasıl olur da bunu cezalandırmakla ötekini terbiye etmekle tehdit edebilir?

Çok kısaca diyebiliriz ki; sadece Maliki değil, işgalin gölgesinde yetişen bütün Amerikan projelerinin farazi ömrü ve ona verilen destek son aşamasına girmektedir. Amerika Irak’taki bir çok kişiye zayıf ve çürümüş bir kaleye girdiğini göstermek için bahse girmişti ama kayıpları azaltmak için çekilmeye karar verdi. Bizim ise gelecek aylarda ya da 3 sene içerisinde yönetimde boşluk olmasını beklememiz gerekmektedir.

Maliki’nin kaderi, eski Amerikan idaresinin bölgedeki İsrail çıkarlarına hizmet etmesi ve hedeflerini yürürlüğe koyması için kullanıp sonra da çöpe attığı benzerlerinden daha iyi olmayacak. Yönetim kurulunun üyeleri nerede? Savaştan önceki dönemde basında parlayan yıldızlar, Londra’daki Ricciardone Konferansı üyeleri ve hatta vaad ettikleri yeni Irak nerede? Tekrara gerek yok herkes kendini biliyor. Onların çok azı hariç hepsi daha zengin bir halde Londra’ya döndüler.

* al Quds al Arabi'nin baş yazarı Abdulbari Atvan'ın bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook