27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
İran Seçimlerinden Çıkan Dersler
abdulbariatwan
Televizyon ekranından takip ettiğimiz cumhurbaşkanlığı seçimleri ibret ve ders çıkarmak için Araplar olarak bizim daha çok düşünmemizi gerektiriyor.
Neden bizler, uluslar arası denklemin askeri ve siyasi etki alanında düşük bir konuma sahipken İran büyük devletler nezdinde korku oluşturan büyük bir bölgesel güç haline geldi. Bunun sebeplerini bilmeliyiz.
46 milyon İranlı seçmenin %70'sinden fazlası başkanlarını seçmek için sandık başına gitti. Seçim atmosferini bozacak bir olay olmadan oylarını kullanmak için sessizce kuyruklarda beklediler.
Seçim kampanyaları süresince, 4 adayın karşı karşıya gelip seçim programlarını açıkladıklarına, politikalarını savunup karşılıklı suçlamalarda bulunduklarına, spikerin kritik sorularına hiç tereddütsüz cevap verdiklerine tanık olduk televizyon ekranında. Buna benzer bir durumu daha önce Amerika seçimlerinde görmüştük.
İran seçimlerinin Batı dünyasındaki benzerlerinden ölçü olarak farklı olduğunu, anayasayı koruma komisyonunun adayları başkanlık için elemeden geçirip Şii mezhebine bağlılık, Humeyni devriminin ilkelerine ve velayeti fakihe iman gibi belirli vasıfları taşıyan az sayıda kişiyi seçtiğini biliyoruz. Aynı zamanda son senelerde seçim faaliyetindeki gelişmeyi, halkın seçimlere olan katılımının artmasını, başkan adaylarının tenkit ve taraflılıkla mürşide ve başkanın politikalarına karşı çıkmasını hatta bu politikaları ülkenin adını karalamak, onu uluslar arası tecride mahkum etmek, enflasyon oranının %20'den fazla olmasına ve işsizlik oranındaki artışa sebep olan ekonomik krizlere sokmakla suçlamalarını takip etmeliyiz.
Bu demokratik model Arap ülkelerinin ezici çoğunluğunda özellikle de büyük olanlarında mevcut değil. Biz bu sözleri, çökmüş durumumuz, yağmalanmış malımız ve insani ve ulusal alanda heder olmuş haklarımızdan yana kalbimizde hüzün taşıyarak söylüyoruz. İran'a karşıt olan ve onu ulusal ve etnik adlandırmalar altında Arap ülkelerinin birinci düşmanı olarak İsrail'in yerine koyan ılımlı mihver ülkelere bağlı basın organlarının yürüttüğü yoğun ?şeytani? faaliyetlerden etkilenen bazı kişiler tarafından vahşi saldırılara maruz kalma ihtimalini uzak görmüyor ve garipsemiyoruz. Bizim bunu garipsemeyişimizin sebebi aynı basın çevreleriyle daha önce yaşadığımız tecrübelerdir. Eski ulusal Arap Irak rejimi, Irak'a uygulanan ambargo süresini uzatmak, 2 milyon kişinin öldürüldüğü Amerikan güçlerinin ülkeyi işgal etme operasyonunu kolaylaştırmak ?yarısı işgalden önceki ambargo döneminde ölmüştür- ve bu ülkeyi savunma hattında duran herkesi diktatörlük ve toplu ölümlere yardım etmekle suçlamak için şeytanlaştığında aynı şeyi yaşamıştık. Şimdi bu kişilerin, Arap kimliği ve İran'la birlikte gerçekleştirdikleri stratejik denge yok olduktan sonra Irak için ağladıklarını ve İran'ın nüfuzundan şikayet ettiklerini görüyoruz.
İran'ı ve rejimini beğeniyor değiliz. Onun bölgesel arzularından bihaber de değiliz. Ama biz ümmetimizin geri kalmışlığını, diğer uluslarla arasındaki konumunun gerilemesini göstermek için İran'ı örnek gösteriyoruz. İran'ın, 8 sene süren bir savaştan yenilmiş ya da zafer kazanamamış olarak çıkmasından sonra, 20 seneden az bir sürede askeri gücünü nasıl geliştirdiğini, bölgesel ve uluslar arası alanda ileri bir konuma geldiğini ve demokratikleştiğini açıklıyoruz.
Evet Araplarında demokratik tecrübeleri var. Bunun en güzel örneğini birkaç gün önce Lübnan'da bir ay önce de Kuveyt'te gördük. Moritanya'da ise bu engellenmeye çalışıldı. Fakat bu tecrübelerin hepsi Mısır, Suriye, Arabistan gibi Arap dünyasında insani, stratejik ve ekonomik ağırlığa sahip olan etkin merkezi aktörlerde değil küçük ülkelerde yaşanmaktadır. İşte birkaç örnek:
İlk olarak; Mısır makamları Amerika'nın baskısıyla anayasada düzenlemeler yaptı. Bu düzenlemeler, başkanın yeniden seçilmesi için referanduma gidilmesini veto etmeye ve halktan adayların seçim yarışına katılmasına olanak sağlıyor. Yarın Partisinin lideri Dr. Eymen Nur seçimlerde başkanlık yarışına girmeye cesaret etti ve ikinci sıraya yerleşti. Uydurma ithamlarla hapse atıldı, eşini, sağlığını ve partisini kaybetti. Beyaz Saray'da demokratların iş başına gelmesinden sonra hapisten çıktı.
Önümüzdeki seçimlerde aday olması muhtemel olan kişilerin ise; uzun zamandan beri bu alandan uzak tutulma ve baskı uygulama işlemleri devam ediyor. Amr Musa erken dönemde özenle hesaplanmış ?siyasi bir rüşvetle? Arap Ülkeleri Birliği'nin liderliğine transfer edildi. Neredeyse her gün Amr Halid'in rejim tarafından sıkıştırılması ve ülkesinde dini vaazlar vermesinin yasaklanmasını isteyen raporlar okuyoruz. Çünkü geleceğin adayı Cemal Mübarek'in onun popülaritesi sebebiyle tehlikeye girmemesi gerekiyor.
İkinci olarak; Arap ekonomisinin en büyük kısmını temsil eden Arabistan, 4 sene önce belediye meclisindeki kişilerin yarısını halkın seçtiği, diğer yarısını da hükümetin tayin ettiği yarım belediye seçimlerini kabul etti. Bu değişiklik de Amerikan baskısıyla yapıldı. Son dönemde ise uygulamadan kaldırılması gündeme geldi. Geçen ay yapılması planlanan belediye seçimleri sistemin değişikliğe gidilmesi bahanesiyle 3 seneliğine ertelendi.
Üçüncü olarak; Mısır, adayların başkanlık yarışına girmelerine izin veren anayasa değişikliğine gitmiş olmasına rağmen Suriye anayasası kutsallığını korumaktadır. Bu yasa değişikliklere karşı korunmuştur. Suriye'de başkan hala tek adaydır. Tabi, doğal olarak da halk ona ?evet? demektedir. Evet demesi ya da demesi arasında bir fark yoktur.
Burada Libya gibi başkanlık seçimlerinin yapılmadığı ya da hasta başkanın (Cezayir) 3.,4.ve 5. defa başkan adayı olmasına izin verecek anayasa değişikliği yapıldığını duymadığımız ülkeler de olduğunu unutmamalıyız. Belki de Tunus'taki başkan adaylarından biri ?atasözünde olduğu gibi- ?sondan başlayıp? başkana oy vermek ve kameralar önünde ona olan bağlılığını ilan etmek için seçim sandığına yöneldiğinde herkesi yenmiştir.
Bütün ülke çapında iki yüz bin seçim üssünde seçimlere olan yoğun halk katılımı, en azından seçimin kabul edildiğini ve yeni başkanın onu başkanlık makamına ulaştıran seçim programını uygulamak için tam yetkiye sahip olduğunu kanıtlıyor.
İran seçimlerindeki 4 aday arasındaki ortak payda; ülkelerinin kalkınması, konumunun yükseltilmesi, çıkarlarının ve bağımsız nükleer programa sahip olma hatta nükleer silah geliştirme hakkının savunulmasında hemfikir olmalarıdır. İttifak ettikleri alan bu hedeflere ulaştıracak araçlardır. Gerçekten de İran tek bağımsız devlettir. Kararında hiçbir dış makama bağlı kalmaz ve yardım istemek için elini kimseye uzatmaz.
Bir kez daha, Arapların bir projesi olmamasının yenilgisini yaşıyor olsak da İran projesinin taraftarı olmadığımızı vurgulamak istiyorum. Ilımlı mihver ülkelerin Amerika'nın açık direktifleriyle bu projeyi yok etmek için çalışması sebebiyle bu ülkelerin rolünün bina etmek değil yıkmak ve başkalarının savaşlarına yardım etmek olduğunu söylüyorum. Bölgede Araplara ait olmayan projeler bu yüzden devleşmektedir. Bölgedeki bütün demokratik büyük güçlerin (Türkiye, İran ve İsrail) Arap olmayışı tesadüf değildir.
* al Quds Al Arabi'nin başyazarı Abdulbari Atwan'ın bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edilmiştir.
Neden bizler, uluslar arası denklemin askeri ve siyasi etki alanında düşük bir konuma sahipken İran büyük devletler nezdinde korku oluşturan büyük bir bölgesel güç haline geldi. Bunun sebeplerini bilmeliyiz.
46 milyon İranlı seçmenin %70'sinden fazlası başkanlarını seçmek için sandık başına gitti. Seçim atmosferini bozacak bir olay olmadan oylarını kullanmak için sessizce kuyruklarda beklediler.
Seçim kampanyaları süresince, 4 adayın karşı karşıya gelip seçim programlarını açıkladıklarına, politikalarını savunup karşılıklı suçlamalarda bulunduklarına, spikerin kritik sorularına hiç tereddütsüz cevap verdiklerine tanık olduk televizyon ekranında. Buna benzer bir durumu daha önce Amerika seçimlerinde görmüştük.
İran seçimlerinin Batı dünyasındaki benzerlerinden ölçü olarak farklı olduğunu, anayasayı koruma komisyonunun adayları başkanlık için elemeden geçirip Şii mezhebine bağlılık, Humeyni devriminin ilkelerine ve velayeti fakihe iman gibi belirli vasıfları taşıyan az sayıda kişiyi seçtiğini biliyoruz. Aynı zamanda son senelerde seçim faaliyetindeki gelişmeyi, halkın seçimlere olan katılımının artmasını, başkan adaylarının tenkit ve taraflılıkla mürşide ve başkanın politikalarına karşı çıkmasını hatta bu politikaları ülkenin adını karalamak, onu uluslar arası tecride mahkum etmek, enflasyon oranının %20'den fazla olmasına ve işsizlik oranındaki artışa sebep olan ekonomik krizlere sokmakla suçlamalarını takip etmeliyiz.
Bu demokratik model Arap ülkelerinin ezici çoğunluğunda özellikle de büyük olanlarında mevcut değil. Biz bu sözleri, çökmüş durumumuz, yağmalanmış malımız ve insani ve ulusal alanda heder olmuş haklarımızdan yana kalbimizde hüzün taşıyarak söylüyoruz. İran'a karşıt olan ve onu ulusal ve etnik adlandırmalar altında Arap ülkelerinin birinci düşmanı olarak İsrail'in yerine koyan ılımlı mihver ülkelere bağlı basın organlarının yürüttüğü yoğun ?şeytani? faaliyetlerden etkilenen bazı kişiler tarafından vahşi saldırılara maruz kalma ihtimalini uzak görmüyor ve garipsemiyoruz. Bizim bunu garipsemeyişimizin sebebi aynı basın çevreleriyle daha önce yaşadığımız tecrübelerdir. Eski ulusal Arap Irak rejimi, Irak'a uygulanan ambargo süresini uzatmak, 2 milyon kişinin öldürüldüğü Amerikan güçlerinin ülkeyi işgal etme operasyonunu kolaylaştırmak ?yarısı işgalden önceki ambargo döneminde ölmüştür- ve bu ülkeyi savunma hattında duran herkesi diktatörlük ve toplu ölümlere yardım etmekle suçlamak için şeytanlaştığında aynı şeyi yaşamıştık. Şimdi bu kişilerin, Arap kimliği ve İran'la birlikte gerçekleştirdikleri stratejik denge yok olduktan sonra Irak için ağladıklarını ve İran'ın nüfuzundan şikayet ettiklerini görüyoruz.
İran'ı ve rejimini beğeniyor değiliz. Onun bölgesel arzularından bihaber de değiliz. Ama biz ümmetimizin geri kalmışlığını, diğer uluslarla arasındaki konumunun gerilemesini göstermek için İran'ı örnek gösteriyoruz. İran'ın, 8 sene süren bir savaştan yenilmiş ya da zafer kazanamamış olarak çıkmasından sonra, 20 seneden az bir sürede askeri gücünü nasıl geliştirdiğini, bölgesel ve uluslar arası alanda ileri bir konuma geldiğini ve demokratikleştiğini açıklıyoruz.
Evet Araplarında demokratik tecrübeleri var. Bunun en güzel örneğini birkaç gün önce Lübnan'da bir ay önce de Kuveyt'te gördük. Moritanya'da ise bu engellenmeye çalışıldı. Fakat bu tecrübelerin hepsi Mısır, Suriye, Arabistan gibi Arap dünyasında insani, stratejik ve ekonomik ağırlığa sahip olan etkin merkezi aktörlerde değil küçük ülkelerde yaşanmaktadır. İşte birkaç örnek:
İlk olarak; Mısır makamları Amerika'nın baskısıyla anayasada düzenlemeler yaptı. Bu düzenlemeler, başkanın yeniden seçilmesi için referanduma gidilmesini veto etmeye ve halktan adayların seçim yarışına katılmasına olanak sağlıyor. Yarın Partisinin lideri Dr. Eymen Nur seçimlerde başkanlık yarışına girmeye cesaret etti ve ikinci sıraya yerleşti. Uydurma ithamlarla hapse atıldı, eşini, sağlığını ve partisini kaybetti. Beyaz Saray'da demokratların iş başına gelmesinden sonra hapisten çıktı.
Önümüzdeki seçimlerde aday olması muhtemel olan kişilerin ise; uzun zamandan beri bu alandan uzak tutulma ve baskı uygulama işlemleri devam ediyor. Amr Musa erken dönemde özenle hesaplanmış ?siyasi bir rüşvetle? Arap Ülkeleri Birliği'nin liderliğine transfer edildi. Neredeyse her gün Amr Halid'in rejim tarafından sıkıştırılması ve ülkesinde dini vaazlar vermesinin yasaklanmasını isteyen raporlar okuyoruz. Çünkü geleceğin adayı Cemal Mübarek'in onun popülaritesi sebebiyle tehlikeye girmemesi gerekiyor.
İkinci olarak; Arap ekonomisinin en büyük kısmını temsil eden Arabistan, 4 sene önce belediye meclisindeki kişilerin yarısını halkın seçtiği, diğer yarısını da hükümetin tayin ettiği yarım belediye seçimlerini kabul etti. Bu değişiklik de Amerikan baskısıyla yapıldı. Son dönemde ise uygulamadan kaldırılması gündeme geldi. Geçen ay yapılması planlanan belediye seçimleri sistemin değişikliğe gidilmesi bahanesiyle 3 seneliğine ertelendi.
Üçüncü olarak; Mısır, adayların başkanlık yarışına girmelerine izin veren anayasa değişikliğine gitmiş olmasına rağmen Suriye anayasası kutsallığını korumaktadır. Bu yasa değişikliklere karşı korunmuştur. Suriye'de başkan hala tek adaydır. Tabi, doğal olarak da halk ona ?evet? demektedir. Evet demesi ya da demesi arasında bir fark yoktur.
Burada Libya gibi başkanlık seçimlerinin yapılmadığı ya da hasta başkanın (Cezayir) 3.,4.ve 5. defa başkan adayı olmasına izin verecek anayasa değişikliği yapıldığını duymadığımız ülkeler de olduğunu unutmamalıyız. Belki de Tunus'taki başkan adaylarından biri ?atasözünde olduğu gibi- ?sondan başlayıp? başkana oy vermek ve kameralar önünde ona olan bağlılığını ilan etmek için seçim sandığına yöneldiğinde herkesi yenmiştir.
Bütün ülke çapında iki yüz bin seçim üssünde seçimlere olan yoğun halk katılımı, en azından seçimin kabul edildiğini ve yeni başkanın onu başkanlık makamına ulaştıran seçim programını uygulamak için tam yetkiye sahip olduğunu kanıtlıyor.
İran seçimlerindeki 4 aday arasındaki ortak payda; ülkelerinin kalkınması, konumunun yükseltilmesi, çıkarlarının ve bağımsız nükleer programa sahip olma hatta nükleer silah geliştirme hakkının savunulmasında hemfikir olmalarıdır. İttifak ettikleri alan bu hedeflere ulaştıracak araçlardır. Gerçekten de İran tek bağımsız devlettir. Kararında hiçbir dış makama bağlı kalmaz ve yardım istemek için elini kimseye uzatmaz.
Bir kez daha, Arapların bir projesi olmamasının yenilgisini yaşıyor olsak da İran projesinin taraftarı olmadığımızı vurgulamak istiyorum. Ilımlı mihver ülkelerin Amerika'nın açık direktifleriyle bu projeyi yok etmek için çalışması sebebiyle bu ülkelerin rolünün bina etmek değil yıkmak ve başkalarının savaşlarına yardım etmek olduğunu söylüyorum. Bölgede Araplara ait olmayan projeler bu yüzden devleşmektedir. Bölgedeki bütün demokratik büyük güçlerin (Türkiye, İran ve İsrail) Arap olmayışı tesadüf değildir.
* al Quds Al Arabi'nin başyazarı Abdulbari Atwan'ın bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edilmiştir.
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook


































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon