İnsan Hakları, Kongre ve Mazlum Der
abdulaziztantik@timeturk.com
08.06.2009




 

28 Ocak 1991 yılında 54 kişinin kuruculuğunda kurulan Mazlum Der 9. Kongresini 31 Mayıs 2009 tarihinde büyük bir ağırbaşlılıkla Tes İş sendikası toplantı salonunda gerçekleştirdi. Kongrenin hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

 

İnsan hakları bağlamında Mazlum Der'in kuruluşundan itibaren ortaya koyduğu temel ilke olan 'Kimden gelirse gelsin Zulme Karşı ve kime yapılırsa yapılsın mazlumdan yana olmalıyız' prensibini yok saymadan yoluna devam etmiştir. Her sivil kuruluş gibi kendi içinde yer yer tartışmalar yaşamakla birlikte kendi sorununu aşarak kurumlaşmasına devam etmekte ve bugün hergünden daha fazla ona iş düşmektedir. Belki yeni yönetim, Mazlum Der'i uluslar arası kuruluş haline gelmesinin imkanlarını araştıracaktır? Mazlum Der'e bu yakışır!

 

Mazlum Der'in kuruluş amacı ile bugün gelinen nokta arasında ciddi bir farklılık var mı? Sorulması gereken temel sorulardan biride budur. Ancak her sivil toplum kendi mecrasını oluştururken kendi gerçeklik düzleminden kalkarak bunu başarmalıdır. Bir dönem Adana Şube Başkanlığı yaptığım bu kuruluş sanırım bunu layıkıyla gerçekleştirmeye devam etmektedir. Çok lokal ve az bir imkanla bu büyük işleri başarmanın sırrı; tam bir adanmışlık ve büyük bir özveri ile yapılacak işlerin tanzimini gerçekleştirmek olmalıdır. Ayrıca hala bu sivil hak arayışına olan ihtiyacın zorunluluğu da ayrı bir öneme sahiptir?

 

Kongre süreci ve orada yapılan konuşmaları izlediğimiz zaman; Mazlum Der; Sivil Muhalefetin bütün renklerin kendilerini ifade edebildikleri bir platform olma özelliği kazanmıştır. Her görüşün kendisini 'sakınmadan' izah etmesi, bir hak arayışının gelip dayanabileceği sınırı işaret etmesi bağlamında da önemlilik arz eder. Ayrıca Mazlum Der'in konuşmalardan edindiğimiz intiba ile büyük bir güven veren sivil hak arayışının kurumlaşmış  modeli olması da ayrıca gurur verici olmalıdır. Mazlum Der kongresinde dile getirilin muhalif görüşlerin en keskin muhalefet söylemleri olması da calibi dikkattir?

 

Entelektüel düzlemde İslamcıların veya Müslümanların hak kavramı üzerine yapacağı derinlikli tartışmaların önemli bir kısmını gerçekleştirdiklerini söylemek mümkün değildir. Dernek bünyesinde konferans ve yaygın- süreli yayınlarla yapılanlar elbette önemlidir. Ancak hak mefhumunun İslam düşüncesi bağlamında oturduğu zemini kavramak ve bugün bu kavrama yüklenilen anlam ile ilintisini dile getirmek zor olsa gerek!  Ayrıca hak mefhumunun İslam düşüncesi bağlamındaki yeri ile bugün batı düşüncesinin ona kattığı yeni anlamı hesaba katmadan bugünün sorunlarını tartışmak biraz güncelin alanına kapatılmak olmalıdır. O yüzden hak mefhumunun kendi total bağlamı içinde anlam dizgesini doğru algılayarak, anlamlandırarak entelektüel tartışmaların zeminini işaret etmenin kaçınılmaz sorumluluğu yine bu dernek mensubu aktivistlere ve entelektüellere düşmektedir?

 

İnsan hakları mefhumu üzerinden kendi sorunlarına yandaş ve meşruiyet kazandıracak eylemlilik faaliyetlerini biliyoruz. Sol düşüncenin bu ayrıştırıcı özelliği bugün için belki yumuşatılmış olsa da devam ettiğini gözlemleyebiliriz. Batılı algı içinde hak mefhumunun bağlamı ile bugün yaşananlar arasında bir illiyet bağı kurabiliriz. Ancak bu anlamı çerçevesinde hak mefhumundan çok bir siyasal zemin üzerinde durulduğunu kavrayabiliriz. Siyasi haklar çerçevesini epistemolojik ve ontolojik bir hak mefhumuna dayandırma başka yanlışları da içinde taşımaktadır. Mazlum Der, bu hataya düşmeden yürüyüşünü sürdürebilecek zemine sahiptir. Özellikle hak mefhumunun mutlak anlamda Allah (cc) ismi olması bağlamını hesaba katmalıyız. Ayrıca bütün olguların bu kavram ile ilişkisi üzerine de derin teemmüllerde bulunmalıyız. Ancak bu noktada yapılan çalışmaları da hesaba katan bir yaklaşımı öne çıkarmalıyız. Siyasi hakların önemi vazgeçilmezdir. Ama siyasi haklar bir sözleşme ile ortaya konabilir. Siyasi hakların insanın vazgeçilmez doğal haklarını geri planda bırakmamalıdır. Ancak bu noktanın gerçekleşebilmesinin imkanı da hak mefhumunu siyasi olanın boyunduruğundan kurtarabilmekte yatmaktadır. Ülkemizde bir toplumsal sözleşmenin arkaplanı olmadığı için herşey içiçe geçmiş durumdadır?

 

Burada yapılması gereken şey; hak mefhumu üzerine İslam düşüncesi ve Batı düşüncesinde meydana gelen entelektüel tartışmaların seyrini izlemek ve buna uygun yeni çözümlemelerin, yeni siyasal durumlarla birlikte ve insan tanımlarını yeniden yapılmasını sağlayacak entelektüel zemini inşa etmektir? Türkiye de Mazlum Der, bu işi yapabilecek entelektüel birikime sahip yegane sivil kuruluştur. Müslümanların tümünün sorumluluğunda olan bir olgunun sadece bir sivil kuruluşa yüklenilmesi haksızlık olarak kabul edilebilir. Ancak bu işler taşın altına el koyma cesareti ile yapıla gelen işlerdendir. Gönüllülük esası da bunu içermektedir?

 

Mazlum Der 9. Kongresinin bu cıvı cıvıl ve dinamik yapısı ile bütün bu işlerin altından kalkacağına olan inancım tamdır. Yeni yönetim ve sayın Başkan A. Faruk Ünsal Beye yeni görevlerinde başarılar dilerim? Hak mücadelesinde bayrağın bir burç daha ileriye taşınacağına olan inancım tamdır. Umarım hak kavramının gereğini yerine getiren bu sivil kuruluşumuz uzun ömürlü bir yaşamı başarsın ve tüm düşünce, entelektüel camianın desteği üzerinde bulunsun?

 

Her kesim kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğinde sorunların çözümü kolaylaşacaktır. Gelin hep birlikte hak sorunsalı çerçevesinde Mazlum Der'in üzerine düşen sorumluluktan üzerimize düşen payı alalım ve işleri kolaylaştıralım?

 

Mazlum Der'in bu kongresinin hayırlara vesile olmasını dilerim. Nice güzel işlere imza atmalarını canugönülden istiyorum?

 

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3280
Dolar 1,7665
Altın 97,3084
Röportaj
Gazeteler
Facebook

Copyright © 2007 TIMETURK
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz