Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Görmez: İslam'a dışarıdan baskı var
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Emniyet'ten pasaport alacaklara önemli uyarı
Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Her deprem bir ayet…
abdulaziztantik@timeturk.com
24.10.2011




Van depreminde ölenlere rahmet, yaralılara şifa ve yakınlarına da sabrı cemil niyaz ederim…

Bir deprem oldu; gözyaşları sel oldu… Yine canlar öldü ve yine yaralarını saran insanlar… Ama birkaç gün sonra her şey aslına rücu edecek… Sanki hiç deprem olmamış gibi… Acı sadece düştüğü yeri yakacak…

Depremler birer ayet değil mi? Her ayet ise bir yol gösteren olmamalı mı? Niye peki depremler bu sıklıkta olurken bu ayetlerden dersler ve ibretler alınmıyor? Yoksa kalpler mühürlenmiş, kulaklar tıkanmış ve gözler bağlanmış mı insanlarımızda?

Deprem aciz bırakıyor, bütün teknolojik gelişmelere rağmen… İnsanı aciz bırakan başka şeyler de olmuyor mu? Yıllardır dökülen kanlar gibi… Ama bir türlü çözüm yolları aranmıyor… Tıpkı depreme dayanıklı evler ve resmi kurum binaları inşa edilemediği gibi… Bu iki acziyetin biri dışarıdan; büyük yaratıcıdan, diğeri ise insandan, kendi iç dünyamızdan…

Deprem sarsıyor evleri, insanları ve yeryüzünü… İnsan belleği ve zihni ise bir türlü sarsılmıyor bunca zulüm, kan ve gözyaşına rağmen… Sarsılsa zihni insanın, her gün yeni bir zulüm ve kan dökme biçimi sunar mı hiç? İnsan yüreği sarsılsa, zulüm kol gezer mi hiç zayıflar, yaşlılar, çocuklar arasında…

Deprem sarsıyor insanı, korkularını depreştiriyor ve onu derinden sallıyor, hazan yaprağı gibi… Her gün siyasi ve sosyal bir deprem yaşayan insanlar akıllarını sarsmaya zaman bulamıyorlar… Sarsılan her akıl düşünmeye ve doğruya yol alır… Ama insanların niyeti doğruya ulaşmak değil, sadece gününü gün ederek varlığını müreffeh hale getirme peşinde… O zaman ne olursa olsun, pek etkilenme gerçekleşmiyor…

Deprem yeri sarsıyor ve içindekileri dışarıya, dışarıdakileri de içeriye buyur ediyor… Peki insanlar ne zaman sarsılacaklar ki içindekileri dışarıya ve dışındakileri de içeriye buyur etsinler? Her ayet bir arınma, her arınma ise bir yeniden inşa sürecidir. Ama her gün ayetlerle uyanan, yürüyen, konuşan, beslenen, yatan, kalkan insanlar arınmada beceriksiz kalıyorlar. Çünkü ayetlerle iç içe olduğunu bilmiyor…

Deprem bağrında merhameti besliyor… Enkazın altında muhakkak canlılar çıkarak bize merhametin ne olduğunu yeniden hatırlatır ve insanın bu acılı gününde yüzündeki sevincin imkânına dönüşür. Ölüden diriyi çıkaran Allah, insana sürekli düşünmesini ve akletmesini de emrediyor. Ama insan zalim ve cahil karakterinden dolayı bir türlü düşünmek ve akletmek istemiyor… Çünkü düşünmek ve akletmek paylaşmak demektir… Hâlbuki insan nankör tabiatı gereği paylaşmayı sevmiyor, bencil ve kibirli tavırlarla ecelini bekliyor…

Olağanüstü bir olay karşısında çabuk heyecanlanan ve eli ayağı birbirine dolanan insan, mucizelerle ve ayetlerle dolu bir dünyada yaşadığı halde bu olağanüstülüğü algılayamayarak, anlayamayarak varlığını hiçliğe ısmarlıyor… O yüzden depremler onların yüreğinde bir sarsıntıya neden olmuyor…

Bir deprem bir kalbin sarsıntısı kadar tahribat yapabilir mi? Kalbin sarsıntısı daha çok tahribat yapacağı kesin… O zaman kalbin sarsıntısına da kulak kesilmek gerekmez mi? Niye sadece doğal afetlerde yardımlaşırız ki insan ruhunun afete uğradığı, anlamın boşluğa düştüğü zamanlarda da yardımlaşmak daha elzem değil mi?

İnsanlık beyin sarsıntısı geçiriyor… Biliyorsunuz ki beyin sarsıntısı vücudu felce uğratır… İnsanlık felç oluyor… Ve kılımız kıpırdamıyor… Nasıl bu kadar kendimizden eminiz… Ama her deprem eminliğimizi yerle bir etmiyor mu? O zaman bu güven nereye kadar?

Evet, bir deprem oldu ve bütün insanlar yardım için var güçleri ile yardıma koştular, el hak doğru ve yardıma koşulmalı, kimsenin buna itirazı olamaz da… Ancak kendi ellerimizle öldürdüklerimizin yardımına kim koşacak? Her gün İslam topraklarında ve ülkemizde onlarca kişi bizzat insan eliyle öldürülmüyor mu? Niye bu şekilde onların yardımına da koşmuyoruz? Yani onların öldürülmesinin önüne geçmek için bir çaba ortaya koyamıyoruz?

İşte insanın ikiyüzlülüğünün en güzel örneği… Bir afet olduğunda insana yardıma koş, ama birileri tarafından öldürülünce boş ver… Bu afette yardımlaşmayalım anlamına gelmez, bilakis, bu yardımlaşma duygusu üzerinden bir başka yardımlaşmayı da hatırlamanın kolaylığına sığınmaktır…

Ya da birileri suyu tersine akıtmayı denemeli ve buna cüret etmelidir…

İnsanlık körelme nedenlerini kavramadan sarsılmaz, sarsılmayınca da tam olarak yerli yerine oturmaya takat bulamaz… Bunun en yalın ilk adımı ise düşünmek ve akıl ile birlikte kalbimizi devreye girdirmek olmalıdır…

Hadi bugünlerde Van’da meydana gelen depremden etkilenen mazlumlara nasıl yardım ederim diye çırpınan ve çabalayan insanlar; insanlık trajedisinin başkahramanı olan ‘anlamın yitimi’ konusunda da bir çaba içine acilen girmelisiniz ki bu tabii afetlerde daha fazla can kaybına neden olan vurdumduymazlığı el birliği ile aşalım…

En büyük deprem: insanın, insanlığını kaybettiği anlamsızlık deryasında debelenmesidir…
Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook