27 Mayıs 2012 Pazar
![]() |
Hakikat, Siyaset ve Yansımaları
abdulaziztantik@timeturk.com
Tekelci algıların ve anlayışların hakikati kendi uhdelerine alarak belirsizliğe vermedikleri pirim ile birlikte bir totaliterlik ürettiklerini unutmaları en büyük çağdaş hastalıktır. Otoriterliğin ve totaliterliğin birçok sebebi olabilir. Ancak en temel sebep; hakikat üzerine yapılan sahiplik vurgusudur. Mutlak hakikatin bir Müslüman olarak sadece Allah’a mahsus olduğu gerçeği tartışılamaz olanıdır. Fakat insani sahaya dair hakikat algılarının aynı zamanda bir imtihan aracına dönüşmesi vesilesi olan bir çoğulculuktan bahsetmek yanlış olmadığı gibi, bir kişiliğin kendisini ortaya koymasının yegâne sebebi haline dönüşerek bir özgürlük imkânı sunmaktadır insana…
Böylece sahih din olan ed-Dîn’in bu anlamda bir çoğul hakikat algısını insan için mümkün kıldığını ve insana ait bir özgürlük alanı inşa ederek hakikatin uygulanması noktasında da farklılığa tahammülü imkân dâhiline taşıdığını ifade etmek gerçeği dile getirmek olmalıdır. Bu anlamda günah ve cehennem olgusunun dile getirilmesinin bu çoğulcu yapıya verilen izinle ilişkili olduğunu da söylemeden geçmemeliyiz.
Bu anlamda batılı düşünüş biçiminin totaliter ve otoriter kimliğine gönderme yapmak yanlış olmasa gerek! Çünkü kendi dışındaki toplumları barbar kabul edip zımni bir otoriterliği siyasi bir otoriterliğe yaslayarak dayatan batılı yaşam tarzı kodları, aslında insanlığa bir özgürlük zemini bırakmamakta ve bu anlamda insana dair güvenini de yok saymaktadır. Zaten çatışma üzerine bina edilmiş bir yapıdan başka bir şey çıkarmanın mümkün olmadığı da aşikârdır.
Düşüncedeki bu otoriterlik ve totaliterlik aslında siyaset alanına taşındığı zaman kaçınılmaz bir şiddet içermekte ve savaşların tek belirleyici etkeni haline dönüşmektedir. Bu durum uluslararası ilişkilerin mantığını oluştururken ulusal iktidarların da mantığını belirleyerek siyasal çoğulculuğu hiçbir şekilde kabul etmemekte ve ihanet kavramı çerçevesinde dayatmacı bir siyasi otoriterliği meşruiyet zeminine taşımaktadır. Bu anlamı ile bütün siyasi akımların bu geleneği tevarüs ederek varlığını izhar ettikleri içindir ki otoritelik ve totaliterlik bütün hücrelere sirayet etmektedir. Siyasetin bütün kulvarlarında ve siyaset oluşumunun bütün aşamalarında bu durumu gözlemlemek mümkün ve çok acıtıcı bir durumdur. Fakat en kötü boyutu bütün bu otoriter ve totaliter yapı öyle soft bir şekilde gizlenmektedir ki hiçbir farkındalık oluşturmadan bir yaşamı belirlemeye devam etmektedir. Sadece muhalefet yaparken yapılan göndermelerde saklı tutulan eleştiri iktidara taşındığında kendiliğinden ortadan kaldırılmakta ve bu döngüselliğe yönelik her eleştiri marjinal olarak tanımlanarak devre dışı tutulmaktadır.
Bunun tabii sonucu olarak her kişi ve akımı yabancılaştırdığı gibi yalnızlığa iterek onu şiddete meyilli hale getirmektedir. Böylece ilişkilerin mantığına kurgusallık hâkim olmakta ve böylece yabancılaşma derinleşerek tekebbürü oluşturmaktadır. Böylece her kişi ve akım kendi dışındakileri ötekileştirerek yok etmenin siyasi manevralarını meşruiyet zeminine taşımakta ve ilk fırsatını bulduğunda da her türlü yolla muhalifini yok etmenin çarelerini aramaktan kurtulamamaktadır.
Bu konumda hakikatin varlığının ortaya çıkması muhal olduğu gibi, bir değer taşımasını beklemek de saf dillik olacaktır. Hakikat ortaya çıkacak vasatı bulamadığı zaman yabancılaşma ve müstağnilik normalleşecek, otoriterliğin ve totaliterliğin de psikolojik zemini meşruluk kazanacaktır. Böylece şiddet kurumsallaşarak bir baskı aracına dönüşecek ve herkes birbirinin kurdu; yani düşmanı sayılacaktır. Böyle bir dünyada yaşamanın kendisi bir zorluğa talip olmak sayılacağından da amaçsızlığın ve anlamsızlığın varlığı tezahür ederek toplumsal ve bireysel patlamaların oluşumunu tetikleyecektir.
Kriz diye bir şeyden bahsedilecekse bu durumun kendisi en büyük kriz olarak tanımlanmalı, insanlar dikkatleri bu konuya çekilerek uyarılmalı ve içinde bulundukları durumun farkındalığı sağlanarak bu hastalığı tedavi edecek bir zeminin inşasına katkıda bulunulmalıdır.
Otoriterliğin ve totaliterliğin siyasal yansımaları için, içinde bulunduğumuz en küçük siyasi birimin varlığını ve bu varlık içindeki iktidar mücadelesine bir göz atmamız yeterlidir sanırım… En küçük birimden başlayarak bütün birimlerinde muhalif olana asla güvenilmeyen ve onu her türlü yöntemlerle ekarte etmenin bütün yolları denenirken çoğu kez de sahte muhalefetler üretilerek gerçek muhalefetin önünün kesildiğini bilmekteyiz ve gözlemlemekteyizdir.
Bütün bu hikâye şunun içindir:
İçinde bulunduğumuz ahvalin bir panoramasını çıkarmak, bir resmini çizerek nasıl bir yaşamın ahtapot kollarında varlığımızı sürdürdüğümüz üzerine bir bakış geliştirmek, kendimizi bu ahvalin en azından zihnen dışına atarak hakikat, doğru ve özgürlük üzerine bir görüş edinmek ve yaşananları bu çerçeve içinde yeniden değerlendirebilme imkânı kazanmak.
Bunun için gerekli olan malzeme ise; biraz dikkat, uyanıklılık, şuur ve farkındalık üzerine kurulu bir düşünce zemini ve bu düşünce zeminine dayalı bir ahlaki tavrı içselleştirmektir. Böylece sahip olduğumuz düşünüş biçiminin kendisinin bir otoriterlik ve totaliterlik üretip üretmediği konusunda bir fikir sahibi olunarak varlık sahasına olumluluk adına girişimde bulunmaktır.
Bunun yalın bir mantığı vardır:
Önyargıları bir tarafa bırakabilmenin özgüvenine yaslanmak ve sadece anlama çabasını öne alarak var olan ve var olabilecek durumları bu geniş düzlem içinde kavrama çabasına ortak olmaktır.
Kendi kurguladığı hapishanesinin sınırları içinde özgürlük şarkıları söyleyen kişiler asla özgürleşemezler ve şiddetten azade kılamazlar kendilerini… Özgürlük ve şiddet yan yana duramayacağı gibi özgürlük ve totaliterlik de bir arada bulunmaz!
Merhamet Peygamberi ne güzel buyurmuş: ‘Kendiniz için istediğinizi Müslüman kardeşiniz için de istemedikçe imana ermiş olmazsınız...’
ebuzer
selam dostum. bakıyorum da salı grubu tartışmaları artık köşe yazılarına ilham kaynağı oluyor. daha yolun başında sonuç almaya başlamak sevindirici. dua ile.
23.09.2011 17:50:25
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook


































Uzayda artık özel sektör de var
İnönü Stadı'nda fetih coşkusu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon