Türkiye'nin en huzurlu ilçesi
Türkiye'nin en huzurlu ilçesi
Bayramoğlu'ndan İdris Naim Şahin isyanı!
Bayramoğlu'ndan İdris Naim Şahin isyanı!
CNN'de Uludere kavgası
CNN'de Uludere kavgası
Eve haciz dönemi bitti !
Eve haciz dönemi bitti !
Suriye'de ölü sayısı 31'e yükseldi
Suriye'de ölü sayısı 31'e yükseldi
Ergenekon: Komplo Gerçeğe Dönüşüyor
abdulaziztantik@timeturk.com
13.01.2009




 

Ergenekon davasında medyanın gizleme çabaları yeterli gelmiyor. Siyasetçilerin sulandırma girişimleri boşa çıkıyor. Gerçek bütün çıplaklığı ile bir kez daha gündemi sarsıyor.

Acaba yürekleri de sarsacak mı?

Eskiden beri devlet içinde bazı unsurların çeteler kurdurduğu ve insanları öldürdükleri söylendiğinde bunun bir komplo teorisi olduğu ortaya atılırdı ve insanlar susturulurdu. Uluslar arası ve ulusal bazı cinayetler ortaya çıktığında hep muhalifler komplo teorisi yaymakla suçlanarak aşağılanırlardı. Bugün biliniyor ki, terör bir siyasal argümantasyon olarak uluslar arası ve ulusal bazda kullanılmaktadır. Ortaya dökülen çirkinlikler ve çirkeflikler; ciddi sorular üşüştürüyor zihinlere! Acaba, dün cinayet işledi diyerek hüküm giyenler bir hataya mı kurban gitti. Burada tetikçinin günahı olmakla birlikte, bizzat tetiği çektiren ve organizasyonu yaptıranlar hiç suçlu değiller mi?

Susurluk, fasa fiso diyen başbakan koltuğunu kaybetti. Derinlerde ciddi bir organize olunmuşluk, birçok badireyi daha rahat atlatmayı sağlıyor. Ancak şartlar değişmiş görünüyor. İlk kez devlet ciddi bir şekilde gayri nizami kuvvet olarak da tanımlanabilecek suç şebekesi üzerine yürümeye başladı. Çünkü bu suç şebekesi, kendi varoluş mantığının dışına çıkarak devleti bizzat yönetmeye cüret eden bir yapılanma içine girdi. Bu durum onun varlık sebebini ortadan kaldırdı. O yüzden de devlet bizzat kendisi devreye girerek bu işi temizlemeye karar verdi. Susurluk artıklarının devreye girişi burada anlamlı olmaya başladı. Cephaneliklerin ortaya çıkması, başka soruların devreye girmesini öncelemelidir. 'Görüntü aldatır' temel ilkesi gereği; temel soru başka cephaneliklerin varlığı meselesi önemlilik arz eder. Ayrıca hücre tipi yapılanmalardan bahsediliyor. Bu yapılanmaların kaçta kaçı açığa çıkarıldı.

Ortaya çıkan siyasal ve sosyolojik durumun yeni parametrelerine bakıldığında devlet ağırlıklarından kurtulmaya çalışıyor görüntüsü veriyor.

Nedir bu ağırlıklar?

Bir, Kürt sorunu olarak teşmil edilen ulusalcılığı Türk etnisitesi içinde bütünlemek! Yani, Kürtlerin kendi dillerini ve bu dille eğitim haklarını kullanmaları bir tarafa, kamusal alanda bile Kürtçe'ye yönelik tepkinin ve yasağın ontolojik zemin kazanmasıdır. Bu meseleyi ortadan kaldıracak resmi ve kültürel adımlar atılmaya başlandı. TRT Şeş bunun tipik bir örneği olarak görülebilir. Ayrıca ortaya konulan adımların yeterliliği adına değil, devlet politikalarının değişim yönünü görme adına önemli olduğunu belirlemek zaruridir.

İki, Aleviler bu güne kadar devletin Sünni paradigmaya bağımlı politik tutumlarından dolayı ikincil bir varlık ve gizli kalınması gereken bir kültür olarak betimlenmişti. Hâlbuki ciddi bir kültürel dinamizme sahip olan Alevilik kendi içinde de farklı algılama ve kültürel bağlamlara sahiptir. Bu gün önü açılan ve kültürel dünyaya kapılarını açın Alevilik; böylece gizli kalmanın dayanılmaz ağırlığını kaybetti. Devletin bu soruna yönelik attığı adımları önemli buluyorum. Gizler ortadan kaldırılarak şeffaflığın ortaya konması elzemdir. Böylece hiç kimse hak etmediği bir değeri gizil perdesi altında kazanamayacaktır. Ayrıca dine ve dindarlara yönelik saldırıların gerçek yüzü böylece ortaya konacaktır. Sivas Madımak faciası yüzünden dindarlara yönelik saldırılar ve bu dava yüzünden mahkûm olmuş insanların bu gün aslında bu suç ile hiçbir ilişkisi olmadığı gönüllerde belli iken bu yasal zeminde de açığa çıkacaktır. Bu insanların bu güne kadar aileleri ve dostları ile birlikte çektikleri sıkıntıların bedelini kim ödeyecek? Son göz altılarda ortaya çıkan sonuç, Sivas ermeni patriğine yönelik cinayet senaryosu, meseleyi aydınlatacak verilere vesile olabilir. Ayrıca bu güne kadar toplumsal kesimleri ajite eden bütün olayların tedhiş faaliyetlerin sipariş usulü yapıldığı ortaya çıkmaktadır. Birer toplumsal ve siyasal mühendislik oyunu ve kurgusu olduğu tartışılmaz bir gerçekliğe dönüşüyor.

Üç, İslamcılar ve Müslümanlar; yani, yıllarca gerici, yobaz denilerek hakları gasp edilen milyonlarca Müslüman insan; gerektiğinde bu topraklar için kanını vermekten en küçük bir imtina emaresi göstermeyen gerçek vatandaşlar. Ama hep ikinci sınıf sayılan, bu ülkenin Kızılderilisi olmaya hak kazanmış mazlum ve müstezaf insanları? Cumhuriyet kuruldu kurulalı, iktidardan uzaklaştırılmaya çalışılan insanlar topluluğu, ama uluslar arası siyasetin dayandığı noktadan hareketle siyasi faaliyetlerine izin verilen siyasal İslamcılar. İşte devlet esas bu camiayla ilişkisini düzeltmelidir ki, diğer ilişkilerini de çözmeye yönelik düzenlemelerine gerçek katkısı olsun. İktidar hevesli olmaktan kurtularak yerli yerine oturan güç dengeleri ile birlikte dünya gücü olmaya aday ülke haline gelsin? Küçük jestler ile bölgesel güç haline gelen Türkiye tam bir barış sağlarsa; ağırlıklarından kurtulmaya karar verirse eğer sorunlarını aşmaya istidat kazanacağı gibi, kendi tarihi doğal hinterlandına sahip çıkarak dünya gücü haline gelmenin bütün imkânlarını devşirebilir? Ayrıca da bu güne kadar Müslümanlara yıkılan cinayetlerin ve toplumsal gerilimlerin hesabını birileri vermeli değil mi? Bu güne kadar haksız yere töhmet altında bırakılan bu dindar kesimden kim özür dileyecek bakalım?

Atılan adımların bu noktada önemli olduğunu belirlemek önemli olmakla birlikte, çocuksu bir heyecan ve düşünce olarak da kabul edilebilir. Ama dünya ve Türkiye ya yok olmaya yönelik adımları yürürlüğe koyacak veya varlığını sağlama alacak adımlar atacaktır.

Bu kadar kan, gözyaşı ve nefreti dünya ve insanlık kaldıramaz! Buna Yaratıcının izin vereceğini düşünmekte aptallık olur. Yani zorunlu bir barışı ve sükûneti oluşturma meselesi ile karşı karşıyadır dünya veya Türkiye! Ya ağırlıklarından kurtulur ve başladığı Ergenekon davasını olumlu neticelendirir ve barışı yaşamsal kılar, büyümeye devam eder ve dünya gücü olmaya adım adım yürür. Ya da ağırlıklarının altında ezilir ve parçalanmış bir devlet ve toprak haline dönüşür Türkiye?

 O yüzden meydana gelen gelişmeleri doğru okuyarak değerlendirmenin önemini hatırlatmalıyım. Bu adımlar önemlidir. Ama daha önemlisi, bu adımların kalıcı siyasetlere dönüşmesidir?

 

 

Onaylı yorum bulunamadı.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3355
Dolar 1,8560
Altın 92,2404
Röportaj
Gazeteler
Facebook