İnsan hakları, insanın asırlar içinde önce fikri alanda, daha sonra, sırasıyla, anayasal belge ve bildirilerde, anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ve korunması gerektiği konusunda ortak kanaate dayanan değerler bütünüdür. Çağdaş ve demokratik hukuk devleti standartlarına sahip olmayı hedefleyen tüm ülkeler için insan haklarına saygı, temel belirleyici unsurdur.
İnsan hakları, devlet gücünü sınırlar; kişiyi, devlet karşısında kimi hak ve yetkilere sahip asli unsur durumuna sokar, eşya olmaktan kurtarır. İnsan hakları, kişiye, insan olarak sahip olduğu ortak değerlerin sömürü, baskı, şiddet, saldırı ve her türlü olumsuz dış etkiler karşısında korunmasını isteyebilmesi yetkisini verir, evrensel niteliklidir. İnsan hakları, insanlık onurunun en temel parçasıdır.
SADECE KANUN YETMEZ
İnsan haklarının korunması ve genişletilmesi amacına ulaşılması, sadece kanuni düzenlemelerin hayata geçirilmesiyle mümkün olmaz. Bunların eksiksiz uygulanması ve insan hakları bilincinin toplumun her kesimince benimsenmesi gerekmektedir. İnsan hakları, insanın salt insan olmakla kazandığı haklardır. Kişi, bu hakları doğumla hatta doğum öncesinde kazanır. İnsan haklarına saygı, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, siyasal ve toplumsal kültürümüzün, medeniyetimizin dayandığı temellerden biridir.
Peygamber efendimizin insan hakları konusundaki uygulamaları bizler için önemli örneklerdir. Yine insan hakları belgesi niteliğinde olan Veda Hutbesinde; insan, aile, toplum ve bütün insanlığı içine alacak şekilde hak ve özgürlükler kayıt altına alınmıştır. Bu haklardan yaşama hakkı, mülkiyet hakkı ve ailenin korunması hakkı açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bizim medeniyetimizde dil, ırk, renk, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün insanlar eşittir. Batı'nın insan hakları beyannamelerinde savunduğu esaslardan çok daha güzel ve insan vicdanını tatmin eden hak ve hürriyetler, tarihimizde hep uygulana gelmiştir.
HAKLARIN FARKINA VARMALIYIZ
İnsan hakları konusunda günümüzde gelinen nokta yeterli değildir. Devletler, bireylerin insan haklarının korunması ve geliştirilmesi hedefi doğrultusunda çalışırken, bireylerin de sahip oldukları bu hakların bilincinde olmalarının ve haklarının ihlal edildiğinin düşünüldüğü hallerde başvurabilecekleri mekanizmaların mevcudiyetinin farkında olmalarının sağlanması önemlidir.
İnsan hakları ihlalleri hep gözyaşı anlamına gelmektedir. Dünya kuruldu kurulalı, insanlar sürekli ve çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle birbirlerini yok etmeye çalıştılar ve büyük savaşlar çıkardılar. Bu savaşlarda milyonlarca insan öldü, öldürüldü. Yüzbinlerce insan ise sakat kaldı. Avrupa iki dünya savaşını yaşamasına rağmen, insan hakları konusunda hâlâ çifte standartlar uygulamaya devam etmektedir. Dil, din, ırk ayrımı gözetmediğini ifade eden AB ülkeleri, uygulamada ise bu değerleri sürekli olarak göz ardı etmektedir.
İnsanların ellerinden alınamayacak temel hak ve özgürlükleri vardır. Ama ne yazık ki, yeryüzünde hala milyonlarca insan hak ve özgürlüklerinden yoksun, aç ve sefil yaşamaktadır. Modern Avrupa'da bir taraftan devletlerden daha zengin uluslararası şirketler bulunurken, diğer taraftan 100 milyona yakın insan açlık sınırının altında yaşamaktadır. Afrika'nın tüm yer altı zenginliklerini ülkelerine taşıyan gelişmiş batılı ülkeler, Kara Kıta'nın insan haklarını içlerine sindiremediler.
İKİ YÜZLÜ BATI
Birleşmiş Milletler (BM) İkinci Dünya Savaşından sonra kuruldu. Kuruluş amacı, adaleti ayakta tutmak, haksızlık karşısında haklının yanında yer almak, insan haklarını tesis etmek ve dünyanın kan gölüne dönmesini engellemekti. Savaş şartları altında kurulan Birleşmiş Milletler mevcut yapısı ile günümüzde insan haklarına ve barışa katkı sağlayamamaktadır. Maalesef BM büyük devletlerin çıkarına göre müdahale yapan, kararlar alan ve zulümler karşısında sükût eden bir teşkilata dönüştü.
Balkanlar'da, Bosna'da kıyamet koptu. Birkaç günde 8 bin civarında insan Srebrenitsa'da şehit edilirken BM seyretti. Suriye'de şu ana kadar 100 bin civarında insan Suriye ordusunun gökten yağdırdığı bombalarla, tanklarla, makineli tüfeklerle hayatını kaybetti. Fakat BM, Çin ve Rusya'nın vetosu sebebiyle hiçbir karar alamıyor. Myanmar'da binlerle ifade edilen Müslüman öldürülürken, yaşam alanlarından sürülürken, eğitim hakkı ellerinden alınırken, aile kurma ve çocuk edinmeyle ilgili yasaklar konulurken BM ortada yok. BM mevcut yapısı ile artık güven telkin etmiyor. Birleşmiş Milletlerin yapısının biran önce yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
TÜRKİYE'NİN KARNESİ
İnsan hakları konusunda ülkemizde, son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiş, vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerinin korunmasında ve olabilecek ihlallerin tekrarının önüne geçilmesinde yeni mekanizmalar oluşturulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak, ülkemizdeki insan hakları ihlallerinin üzerinde ciddiyetle durmaktayız. Cezaevlerindeki tutukluların durumundan, başörtüsü sebebiyle şampiyonalardan men edilen vatandaşlarımızın sıkıntılarına kadar her konuya hassasiyetle yaklaşmaktayız. Kamu Denetçiliği Kurumu'nun da faaliyete geçmesi ile insan haklarının korunmasında önemli kazanımlar sağlanacaktır.
Dünyadaki tüm bu olumsuz örneklere rağmen bizlere düşen görev; yapacağımız çalışmalarla dünyanın neresinde olursa olsun mazlum ve mağdur insanlara yardımcı olup, hak ve özgürlüklerinin tanınmasını sağlamaktır. Türkiye'nin güçlenmesi, sözünün dinlenir olması mazlum ve mağdur insanların haklarının iadesi konusunda önemli katkılar sağlayacaktır. Bu düşüncelerle, tüm dünya halklarına, insan haklarına saygı temelinde mutlu ve huzurlu bir gelecek temenni ediyorum.
NEVZAT PAKDİL - AK PARTİ KAHRAMANMARAŞ MİLLETVEKİLİ
İLLÜSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM