Timeturk: Haber, Timeturk Haber, HABER, Günün haberleri, yorum, spor, ekonomi, politika, sanat, sinema

  • DOLAR 2.22
  • EURO 2.86
  • ALTIN 87,26

Küresel güçlerin Suriye oyunu

Suriye’de direniş 3. yılına girerken hem İran, Hizbullah gibi bölgesel güçlerin hem de ABD, Rusya, BM gibi uluslararası güçlerin gerçek yüzü de halklara görünmüş bulunuyor.

TIMETURK / Haber Merkezi

Son yüzyılda yaşanan en büyük katliamlardan biri olan Suriye katliamı Müslüman kanının modern dünya sisteminin efendilerinin gözünde ne kadar da kıymetsiz olduğunu gösteriyor. 2 yılı aşkın süredir sorunu çözmeye dair hiçbir somut irade göstermeyen Batı ülkeleri uyguladıkları oyalama taktiklerinin artık aleyhlerine döndüğünü tam anlamıyla fark etmiş durumdalar.

İşte bu farkındalık ve Suriye halkının devrimi (Sevra) bir uyanışa (Sahva) dönüştürmeleri ve iradelerini İslami bir yönetimden yana kullanmaları küresel sistemin papazlarını oldukça rahatsız etti. Ortadoğu yine bir hesaplaşmanın tam merkezinde ve bu sefer yaşanacak hesaplaşma dünya tarihini değiştirebilecek dinamizmi içerisinde barındırıyor. Bu gelişmelerin tam ortasında ise El Kaide tarafından başlatılan Haçlılara ve Siyonizme karşı Uluslar arası İslami Cephe diğer ismiyle Küresel Cihad Hareketi bulunuyor.

ABD Dışişleri bakanı John Kerry Türkiye’yi neden ziyaret etti? Kerry önceki gün Bağdat’ta dün ise Afganistan’daydı. ABD çıkarlarına tam olarak teslim olmayan Riyad el Esad suikasta uğradı. Muaz el Hatib istifa etti. Aleviler Mısır’da toplantı yaptı. Abdullah Öcalan ve PKK liderleri üst üste barış açıklamaları yapıyor. 30 yıl sonra ilk defa. İsrail özür diledi. Küresel Cihad’ın uluslar arası siyaseti ne denli etkilediğine dair çok çarpıcı gelişmeler…

Bu yazının amacı Suriye direnişinin iki yıllık tarihini anlatmak değil. Bunun için hazırladığımız ve belki de şu ana kadar konu ile alakalı hazırlanmış en kapsamlı çalışma inşallah çok yakında tamamlanmış olacak. Ancak bu yazı son bir haftada Suriye krizi bağlamında yaşanan gelişmeleri analiz etmeyi amaçlıyor.

Suriye’de İslam’ı Tasfiye Planı Başladı

Suriye’de son bir haftada yaşanan gelişmeler İslam’ın devrimden ayrıştırılması sürecinin artık aleni biçimde işletildiğini gösteriyor. Hayır, hepinizin aklına geldiği gibi bu süreç Küresel Cihad Hareketi’nin tasfiye süreci değil sadece… Bu süreç Nusret Cephe’sinin, Ahraruş Şam Hareketinin, Muhacirler Tugaylarının, Selefi- Cihadi ekolün, İhvan içinde Batı ittifakına boyun eğen bazı figürler lehine yine İhvan içindeki samimi kesimlerin tasfiye sürecidir. Batı’lılar elinde “Sevratuna İslamiyye” (Devrimimiz İslamidir) pankartları taşıyan yüz binlerce Suriyeliyi, onlara gönül veren, ellerinin tutan ve destek veren bölge ülkelerindeki İslami Hareketleri tasfiye etmek istiyorlar.

Suriye’de Kan Tepelere Ulaştı

Beleğat Seylu ez Zuba (Sel Tepelere Ulaştı)

Eski zamanlarda bir konuda tehlike tahammül edilemez boyuta ulaştığında sel tepelere ulaştı artık bir şeyler yapılmalı denirdi. Oysa Suriye’de 2 yıldır kan tepelere ulaştı ve dünya sadece sustu. Ve bugün 2013 Mart ayında on binlerce insanın katliamına göz yuman Batı, BM, NATO, ABD, Rusya, İsrail, İran, Hizbullah, Çin ve onların bölgedeki yardakçıları onların öfke ve ihanet dolu gecelerinden inananların izzet dolu zafer şafağının doğduğunu bir anda görüverdiler. Koca iki yılın sonunda İslam ülkelerinin devrimlerini çalmaya kalkışan Batı Suriye için yaptığı tüm denemelerin boşa çıktığını açıkça görüyor. Kapalı kapılar ardında Suriye devrimi için yapılan necis planlar ümmetin sınır tanımayan erleri tarafından akamete uğratıldı. Artık askeri tercihten başka seçenek kalmadı.

Batı’dan Suriye Halkına Cihad Dersleri: Modern Dünya’nın Hakikati Haykıran Sessizliği

ABD, Avrupa, Rusya, İran, Çin, Arap ülkeleri, Ürdün ve diğerleri. Modern dünyanın adaletsiz kurumları, BM, NATO, Uluslar arası İnsan Hakları Örgütü, AIHM. Bütün bu hareketler bir halka, kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla bir halka hatta bir ümmete Cihad dersi veriyor. Bu kurumların sessizliği milyonları direnişçi yaptı. Bu öğretici sessizlik milyonlarca Suriyeliye ve kalbi onların kalbiyle beraber atan bir buçuk milyar Müslüman’a Cihad ve direnişten başka kurtuluş yolunun olmadığını, Batı’lıların Müslüman’ları asla umursamadıklarını ve onların kanının değerinin olmadığını, ümmetin ancak kendi yöntem ve çabaları ile kurtuluş elde edip yeniden dünyanın aktörü ve mimarı olabileceğini haykırıyor.
Batı’nın bütün bu hakikatleri haykıran sessizliği sevra olarak başlayan bir devrimin sahvaya dönüşmesini sağladı.

Suriye Direnişi ABD Oyunu Mu?

Suriye devriminin kurulduğunu iddia ettikleri sahte muqavemet eksenine ve Fars milliyetçisi İran devletine karşı ABD ve İsrail’in komplosu olduğunu iddia eden şer güçler 2 yıl boyunca akan kana rağmen Batı’nın hala neden direnişi desteklemediğini nasıl açıklıyorlar?

Sadece 850 uçağa sahip olan Esad’a karşı bu savaşın gidişatını büyük oranda sadece 100 karadan havaya roket değiştirebilirdi. Savaş kurallarına göre düşmanın uçağı kadar roketinizin olması gerekmez. Sadece onları vurabilecek önleyici gücünüzün varlığı ve bunun pilotlar tarafından da tecrübe edilerek bilinmesi savaşın sonucunu büyük oranda değiştirirdi. Suriye’de devrim isteyip İran ve muqavemet eksenine komplo kuran emperyalistler neden bugüne kadar bu imkânı içerideki “iyi çocuklardan” esirgediler? Libya’ya hemen hava bombardımanı başlatan Batı, Mali’ye hemen işgal onayı veren BM neden Suriye’de bugüne kadar sessiz kaldı?

Furkan Devrimi

Suriye direnişi gerçekten de bir oyun. Acem oyunu… Hiç bu kadar necis güç bir arada aynı hedef doğrultusunda bir araya gelmemişti. Hizbullah, ABD, İran, İsrail Maliki, Rusya, Esad, İngiltere… Muqavemet ekseninin aslında bir alçaklık ekseni olduğu hiç bu kadar açığa çıkmamıştı. Suriye devrimi bir Furkan devrimidir.

ABD’nin Suriye’de Uyguladığı Stratejiler.

ABD liderliğindeki Batı başlangıçta Esad rejimine makul öldürme adı verilen yöntemi uygulamasını önermiştir. Bu uygulama günde en fazla 50 kişiyi öldürerek isyanın bastırılmasını ve “özgür dünya” kamuoyunun harekete geçmesinin engellenmesini amaçlamaktadır. Bu oran aynı zamanda ABD ve Batı güçlerinin diğer İslam topraklarında yürüttükleri kampanyanın benzeridir. Böylece halklar bu ölümü makul ve normal bir ölüm olarak algılamaktadırlar.

Başlangıçta Suriye krizi konusunda “kapalı el” pozisyonunda duran ABD ve Batı sürecin Küresel Cihad tarafından yönlendirilmesi ve inisiyatifin bu hareket tarafından ele alınması üzerine olaya doğrudan müdahale etmeye başlamıştır. İkinci müdahale biçimi ise Yemen önerisidir. Bu, diktatörün gidip diktatörlüğün kaldığı bir kandırmadan ibarettir.

ABD’nin üçüncü yöntemi ise Suriye rejiminden ayrılıkçı ve ABD çıkarlarına sadık kimselerin ayrılmasını sağlamak ve muhalefet içinden de sadık kimseleri para ve statü teklifleriyle satın almak böylece direnişin seyrinin değişmesini sağlamaktır. Menaf Tlas ve Suriye’nin Irak elçisi Navaf el Faris bunlardandır.#

Batı’nın uyguladığı 5. yöntem ise Türkiye’yi Suriye devrimi sürecine katarak bölgedeki çıkarlarını Osmanlı torunlarının savunmasını sağlamaktır.

Bütün bu denemelerin başarısız olduğunu gören ABD ve Batı Özgür Suriye Ordusu içindeki bazı kesimleri askeri açıdan destekleyerek Esad sonrası bir iç savaşın çıkmasını amaçlamaktadır. Bu çatışma ülkede İslami yönetimin kurulmasını belki akamete uğratacak belki de geciktirecek, halkların devrime desteğini azaltacak, İsrail ve ABD çıkarlarını uzun yıllar güvence altına alacak ve halkların İslami mücadelenin başarısı konusunda güven duygularını zedeleyecektir. İşte son bir haftada yaşanan baş döndürücü gelişmeler ABD’nin yine başarısız olacağı belli olan son atılımının devreye sokulduğunu göstermektedir.

Devrimi Çalma Çabaları


Suriye’de gelişen olaylar Türkiye’yi, İsrail-Türkiye ilişkilerini, Kürt sorununu (ya da Türk sorunu), ve bölge ülkelerini yakından ilgilendiriyor. Peki süreç nasıl gelişti?

Önce İran Usame bin Ladin’in damadı Süleyman Ebu Ğays’ın Suriye’ye geçmek üzere Türkiye’ye girişine izin verdi ve ardından CIA’e yerini ihbar etti.# İran böylece Türkiye ile ABD’nin arasını açmayı amaçladı. Zira Türkiye Suriye’de güçlenen direnişi karşısına almak istemeyecek AKP Hükümeti de bir Müslüman’ı ABD’ye teslim etmeyi çıkarlarına ve kullandığı dile uygun bulmayacak ve kriz baş gösterecekti.

Nitekim düşünüldüğü gibi oldu# ve Türkiye’yi ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Kerry Abu Ğays’ı İncirlikten teslim aldı. BM Ebu Ğays’ı terör listesinden çıkarmıştı# ve mahkeme geldiği ülkeye verilmesine karar vermişti.# Kamuoyuna ise Ebu Ğays’ın Kuveyt’e Ürdün üzerinden nakledilirken CIA tarafından alındığı yalanı söylendi. Oysa Kuveyt’e gitmek için Ürdün’den geçmeye gerek yoktu.# John Kerry Türkiye’ye Ğays’ı serbest bırakması için baskı yapmış ABD’nin rahatsızlığı CIA sitelerinden The Long War Journal ve daha birçok yerde açıktan dile getirilmişti.# Türkiye bu süreçte ülkenin iç işlerine karışan ABD elçisine de epey fırça çekmiş yaşanan gerilim Ebu Ğays olayı ile daha da artmıştı.

Bu süreçte Batı basınında üst üste Türkiye’nin Suriye’li direnişçilere sınırları açarak yardımcı olduğu suçlamaları yer aldı. Türkiye baskı altına alınmaya çalışıldı. Bu medya baskılarıyla İHH gibi, tüm dünyada Türkiye’nin yeniden köklerine dönmesinde ve bölge halkları ile kardeşlik bağları geliştirmesinde ve özellikle de Afrika’ya açılmasında oldukça önemli rol oynayan çeşitli İnsani Yardım Kurumlarını baskı altına almak amacıyla Terör Finansmanı Yasası’nın geçirilmesi sağlandı. Sonuçta bu kurumlar yarın yine Batı’lılar tarafından mağdur edilmiş bir ülkenin fakirlerine dağıtmak için götürdükleri makarna ve salçalarla bomba yapmak ithamına maruz kalabilir. Yönetim erkinin anlamadığı şey bu yasa ile AKP Hükümetinin Doğu’ya açılma projesinde başat rol oynayan İnsani Yardım Misyonu’nun engellenmeye çalışılmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan “Biz Mali’ye altın için gitmiyoruz” derken hem PKK’ya uzun yıllar destek veren ve Paris’te infaz edilen PKK’lılarla istişare toplantıları düzenleyen Fransa Cumhurbaşkanı Holland’a misilleme yaptı hem de hükümetin bu politikasına işaret etti.

SEN BENİM TERÖRİSTİME (?) YARDIM ETME BEN DE SENİNKİNE politikası


İnsan kanı üzerinden yapılan her politika gibi bu çirkin politikayı da küçük karakterlerle bilerek yazdım. Bilindiği gibi Suriye ile 900 km sınırı olan Türkiye başından beri Esad’a karşı eleştirel tavır sergiledi. Bir dönem Esad’ın kalmasını teklif eden ve Menaf Tlas gibi halk tarafında hain olarak görülen birini iş başına getirmek isteyen Türkiye, Esad’ın katliam ortağı Faruk Şara’yı da önererek büyük tepki aldı. Ancak artık devrimin döndürülemez olduğunu gören Türkiye, muhalefete açık destek verdi. Bu süreçte Suriye sorunu Türkiye’ye ihale edilmek istendi. Suriye’ye Türkiye müdahalesine tepkili olan CHP, MHP, Saadet Partisi, Sol kesimler, TKP, Şii’ler, iran kuyrukları gibi artık takiyyeyi bile bir yana bırakmış bazı kesimleri ikna edebilmek ya da en azından sıkıştırabilmek için PYD’nin Irak’tan Suriye’ye davul zurna çalarak girmesi sağlandı.# PYD bayrakları sınırın hemen ötesinden görünür biçimde göndere çekilerek Türkiye kamuoyunun ortak tepki duyması sağlandı. Böylece Suriyelilerin sorunu Türkiye’nin sorunu oluverdi ve Suriye’ye müdahale için teşvik edildi. Türkiye’nin Suriye’ye müdahale planı ise Rus roketlerine çarptı ve Türkiye uçağı düşürüldü.

Batı Türkiye’yi Kullanıp Atmak İstiyor


Bölgede yaşanan tecrübeler Batı’nın Hüsnü Mübarek rejimini kullanıp devrim sırasında sattığını gösteriyor. Mübarek’in öfkesinden dolayı Obama’nın telefonuna dahi çıkmadığı biliniyor.# Zeynel Abidin bin Ali son ana kadar efendisi Batı’dan yardım bekledi. Pakistan Afgan savaşında ABD’ye yaptığı yardımın karşılığını aşağılanma ve yıkım olarak aldı. Pakistan, halkı bunu hak etmemesine rağmen tüm dünyada kukla denince akla ilk gelen ülkelerdendir. Türkiye Batı tarafından birçok defa yüzüstü bırakıldı, aşağılandı, BM kapılarında dedemin zamanından bu yana süründürüldü ve askerlerinin başına çuval geçirildi. İsrail’in Mavi Marmara saldırısında ABD ve NATO Türkiye’yi önemsiz, Türkiyeli kanını ise değersiz gördüğünü bir kez daha gösterdi. Suriye’de ise Türkiye uçağını düşüren Esad’a karşı bile Türkiye yüzüstü bırakıldı. Suriye sorunu Türkiye’nin başına bırakıldı. Kısacası ABD ve Batı gibi öncelikli müttefikler her zaman Türkiye’yi kullanıp atmak istediler ve asla bu devlete saygı duymadılar. Şimdi ise farkı bir plan için bunu yapmak istiyorlar.

Nusret’e Karşı PKK Kartı Mı?

30 yıllık çatışmada bir ilk gerçekleşiyor. PKK liderleri üst üste barış açıklamaları yapıyor. Her şey olağanüstü bir düzende ve sıfır sorunla ilerliyor. Provokasyon yok, aykırı ses yok. Hiç böyle olmamıştı. Türkiye’ye sayıp söven PYD susturuldu. Kandil susturuldu. Avrupa’daki şahin kanat susturuldu. Sanki (?) Washington ve Tel Aviv “aman geçici bir barış yapın yoksa radikaller Suriye’de devlet kuracak” demiş gibi bir sessizlik ve uyum var…

Tam bu sırada İsrail’den Türkiye’nin 3 sene boyunca beklediği ve kendisi için defalarca aşağılanıp diplomatik dille horlandığı özür açıklaması geliyor. Açıklama Suriye direnişinin İsrail sınırlarındaki Golan Tepe’lerini ele geçirmesi ile aynı zamana denk geliyor.# Anlayan anladı da İsrail’in aptal başbakanı Binyamin Netanyahu bir de açıklama yapıyor basına.

“Türkiye’nin Suriye konusunda desteği ve istihbarat paylaşımı İsrail için önemlidir. Bu nedenle özür diledik. #

İsrail’in Özrünün Tefsiri

İsrail’in özrünü tam olarak şu şekilde tefsir edebiliriz.

Türkiye halkı özrü hak etmedi. Türkiye kendisinden özür dilenecek kalibrede bir ülke değil. Biz haklıyız ama neyse… Suriye’de İslamcılar yükselişte olmasalar sittin sene özür dilemezdik. Siz cihadcılara şükredin. Özür diledik ama yalandan. Türkiye’yi Suriye İslami Devrimini sulandırmak, çalmak, laikleştirmek, liberalleştirmek için kullanmak istiyoruz bu nedenle özür diledik.

Bütün mezheplere göre yukarıdaki tefsir en doğru tefsirdir… Zaten Türklerin en büyük ihraç malı ordularıdır dememiş miydi bu alçaklar daha önceden.

Şimdi yakın zamana kadar Suriye devrimini öven Batı medyasında kafa ve kol kesme görüntüleri, camilere saldırılar, tekfirci söylemler gibi devrimi karalayıcı haberleri boy boy yayınlanacak. Daha sonra “Made in USA” aşırı gruplar Suriye’de desteklenecek, sahte eylemler düzenlenip itina ile üstlenilecek ve mümkünse Türkiye’de de bir takım aptallar ya da ajanlar kullanılarak bazı hedeflere saldırılar düzenlenecek ve Türkiye sadece kendi itibarını ve güvenliğini zedeleyecek çatışmanın bir tarafı yapılmak istenecek.

Bu konuda ABD Dışişleri bakanı Türkiye’yi ziyaret ettiğinde her ziyarette mutad olduğu gibi güya saldırı hazırlığı içinde bulunduğu öne sürülen bazı kişiler tutuklandı. Belki de Türkiye istihbaratında ABD yanlısı bazı cemaatlerin yürüttüğü operasyon ile John Kerry’nin Hükümeti ortak düşmana karşı ikna etmesi için eli güçlendirildi. Kesin konuşma şu şekilde olmuştur.

X :PKK’ya neden destek veriyorsunuz? Suriye konusunda bizi yalnız bıraktınız, İsrail özür dilemiyor, uçağımız düşürüldü ses çıkarmadınız, siz ne… Bir ülkesiniz. Bir halk katlediliyor sessiz kalıyorsunuz. Ama Mali’de hemen BM’yi toplayıp operasyon başlattınız.

JK: Türkiye Suriye devriminin açık pazar ekonomisine saygılı, liberal, laik İslamcı ve Demokratik olmasında çok önemli bir rol aynar ve oynamalı. Bugün düzenlenen operasyon da bu radikallerin Türkiye’de de saldırılar düzenleyebileceği görülüyor. Bize destek vermelisiniz. Yoksa…

Ve beklenen özür gelir. Kürt sorunu da hiç olmadığı kadar -Suriye süreci ABD ve İsrail lehine sonuçlanıp ileride yine Türkiye’ye karşı sopa olarak kullanılmak üzere- rafa kaldırılır bir pansumanla. Dileğimiz Müslüman bir halkın evlatlarını birbirine kırdıran bu savaşın kalıcı olarak bitmesidir.

Suriye’de geçen hafta yaşanan olaylar bunlardan ibaret değil. Kerry Irak ve Afganistan’ı da ziyaret etti. Bölgeyi adeta suyoluna çevirdi. Ürdün Kralı Suriye’de bir İslam devletinden endişesini dile getirdi.

Ve Muaz el Hatib yalandan istifa etti. ABD’nin Suriye’deki favorisi Muaz El Hatib savaş sonrası teröristleri tasfiye edeceğini gizlemiyor.# Ancak aynı zamanda Batı baskılarını reddedip istifa ettiği izlenimi de vererek kahramanlaşmayı da ihmal etmiyor.# El Hatib ABD başkanı Obama’nın gözyaşına âşık olduğunu, Afganistan’da taş üstünde taş bırakmayan bu Nobel Barış ödüllü caninin içinde güçlü bir insanlık duygusu bulunduğunu hissettiğini belirtmekten de geri durmuyor.# Fransa Cumhurbaşkanı Holland ile yaptığı görüşmede ise bol bol demokratik Suriye mesajları veriliyor.# Aynı Muaz el Hatib NATO ve ABD’yi yardıma çağırıyor, Patriot Füzeleri istiyor, silah alıyor ve bir tek emir almıyor (?)# Muaz el Hatib istifa ettiğinin sabahı ise Katar’daki zirveye katılıyor.# İstemem yan cebime koy misali. İstifa ile itibar kazandıktan sonra ise sağa sola büyükelçiler gönderiyor olmayan ve Batı ile beraber hayal ettikleri liberal devletleri adına.

Türkiye’de ise bir takım dönek İslamcılar onu çoktan imam tayin etmiş görünüyor. Böyle cemaate böyle imam gerek. Tam bir uyum. Bunlar geçmişte de Sadr posterleriyle gösteriler düzenleyen, Nasrallah seviciliği yapan, İslami Irak direnişini tekfircilikle suçlayıp düşmanı 44 Hıristiyan ülke ve Rafızi-Siyon ittifakına terk eden aynı ekip değil mi? Evet tam da onlar.

ÖSO lideri Riyad el Esad ise Nusret Cephesi Suriyelidir ve kardeşlerimizdir dediği için suikasta uğruyor. ABD’nin bir diğer favorisi Hitto’yu reddetmenin cezasını çekiyor.## Muhtemelen yaraları ya da açtığı yaralar dolayısıyla doğal yollarla eceli ile (?)ölebilir.

İşte o video


http://www.youtube.com/watch?v=SRuwWdqcKHw&feature=youtu.be

Özgürlük Savaşçıları Yeniden Terörist Oluyor

Suudi Arabistan da Suriye’de halka yardım eden mücahidlerin döndüklerinde tutuklanacaklarını açıkladı.# Bu sırada Esad karşıtı aleviler Mısır’da toplanıyor ve Esad’a karşı devrimci Alevi cephe kuruluyor. Devrimin İslami zeminden kayıp sulandırılması için bir başka adım. Nusayriler’de 2 senedir ortak oldukları katliamdan ellerini temizleyerek çıkacaklar ve bir Hıristiyan’ı lider olarak seçen İhvan içindeki satılık kanat ile beraber devrim sürecine ve tabii sonra kurulacak laik İslamcı devlete destek verecekler.# Asıl savaş ise sonra İslam devleti isteyenlerle başlayacak. Katliamı yapan Nusayri çeteler, İsrail, İran, ABD, Rusya, ve sürecin onların lehine sonuçlanması için büyük bir iman ile uğraşan Amerikan yapımı demokrasi mü’minleri ve Arap diktatörlükleri ise asıl düşmana yani İslam devleti isteyen Suriye halkının çoğunluğuna karşı savaşacaklar.


Bir önceki yazımızda ABD ve İran’ın Türkiye’de ABD hedeflerine bir saldırı olması için can attıklarını anlatmıştım. Türkiye’nin ABD tarafından Müslüman halklarla kanlı ve zararlı bir savaşa çekilmek istendiğini belirtmiştim. El Kaide’nin Türkiye’de bir çöp tenekesinin bile devrilmesini istemediğini, eylemsizlik kararı olduğunu, Taliban ve El Kaide’nin 10 yıldır Afganistan’da işgale destek veren Türkiye askerlerine sırf halkı Müslüman olduğu için tek bir saldırı planı dahi yapmadığını belirtmiştim.

İlgili yazı aşağıdadır.

http://www.timeturk.com/tr/2013/02/05/abd-elciligine-saldirinin-hatirlattiklari.html

Son 10 yılda yoğunlaşan Küresel Çatışma ile alakalı yaptığım akademik araştırmalar Türkiye’nin ABD’nin Suriye’de Müslüman’ları diskalifiye etme çabasına katkı taleplerini reddetmesinin hem ahlaken hem de çıkarları gereği doğru olduğunu gösteriyor. Bir sonraki yazıda ABD’nin süreci nasıl işleteceğini incelemeyi umud ediyorum.

(Abdulkadir Şen)

------------------------------------------------

http://www.revolutionobserver.com/2012/08/the-us-strategy-in-syria.html

2 http://www.kokludegisim.net/index.php?kd=haberoku&id=7919

https://internationalturkishdigest.wordpress.com/tag/suleiman-abu-ghaith/

http://www.asharq-e.com/news.asp?section=1&id=32788

http://intelnews.org/2013/02/04/01-1189/#more-9905

http://www.pressmedya.com/haber/13819/ebu-gaysin-teslim-edilmesi-protesto-edildi.html

http://www.longwarjournal.org/archives/2013/03/former_bin_laden_spo.php

http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Yazilar/Dosyalar/20121221_138.pdf

http://emm.newsexplorer.eu/NewsExplorer/clusteredition/tr/20110218,stargazete-d3c9b497a79be947ae3fe10a5871287c.html

10 http://www.pressmedya.com/haber/14016/nusret-cephesi-israil-sinirina-dayandi-video.html

11 http://www.aksam.com.tr/dunya/netanyahu-ozur-dilemeye-nasil-karar-verdigini-anlatti/haber-180015

12 http://www.milatgazetesi.com/el-hatib-kimi-kastetti/40940/#.UVQp1jf9WSo

13- 
http://www.aa.com.tr/tr/dunya/147675--hatibe-istifani-geri-al-cagrisi

14-http://www.velfecr.com/amerika-suriyeye-ozgurluk-ve-adalet-mi-goturecek-7599h-tr.html

15- http://www.velfecr.com/muaz%20el%20hatib%20d%C3%BCn%20ne%20diyordu,%20bug%C3%BCn%20ne%20diyor%3F-7610h-tr.html

16
-http://www.velfecr.com/amerika-suriyeye-ozgurluk-ve-adalet-mi-goturecek-7599h-tr.html

17- http://www.aa.com.tr/tr/dunya/148311--hatib-konusmayla-salondakileri-aglatti

18- http://www.thenational.ae/thenationalconversation/comment/hitto-cant-represent-all-syrians

19-http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/03/130319_hasan_hitto.shtml























































  • YORUM YAZIN
  • İÇERİĞİ YAZDIRIN

YORUMLAR

ali / 22.05.2013 00:15:15
asıl hedefleri bizzat gösrtermeyip hedefin etrafından saldırıp ateşe vererek asıl hedefe zarar vermek büyük güçlerin asıl hedefi kim olabilir dünyaya yeniden adaleti getirecek büyüyen türkiyeden başkası olabilir mi.meydanda babayiğit olunca istedikleri gibi har vurup harman savuramıyorlar.
musa / 14.04.2013 20:16:31
Son zamanlarda okuduğum en mükemmel Suriye analizi
ahmet / 11.04.2013 12:37:29
Bu yazı derinlikten anlamayan kesimlerin okumaması gerekecek kadar önemli ve stratejik bir yazıdır.
Muhammed Salih / 05.04.2013 10:12:15
Serhat Sal... Çelişkileri yazsan da bizde görebilsek (!)
Ekrem / 04.04.2013 01:05:27
Celiskilerle dolu degil kardesim, anlayabilmek icin biraz derinlik sahibi olmak gerekiyor. PKK ile baris ve Israilin ozru ile alakali kismin ozellikle okunmasini tavsiye ederim...

Ozetlersek, PKK ile baris ve Israil'in ozrundeki ortak amac Suriye'deki Islamcilarla karsi mucadele etmek, istihbarat paylasmak, Suriye, Irak ve Turkiye sinir bolgelerindeki Kurtleri vasitasi ile sinirlardan Suriye'ye savasci gecisini engellemektir.
Ahmet Mert / 01.04.2013 10:52:03
Evet bencede çelişkilerle dolu, Terör yasasını da iran önerdi Türk hükümetine herhalde,oyundan bahsederken başka bir oyuna gelindiğini ne zaman farkedeceğiz. Küresel güçlerle aşk yaşayanların bunlardan bahsetmesi ne acı.
serhat sal / 29.03.2013 15:05:08
Çelişkilerle dolu bir yazı.
Abdullah / 29.03.2013 13:11:29
TEZAT DOLU BİR YAZI..
Bu kadar, birbiriyle çelişkili satır başlarının olduğu bir analize az rastlanır.
Radikal olma kasıntısıyla Türkiye'nin başarılı stratejilerini görmezden gelme çabaları ile hazırlanmış.
Bu kasıntıyla ; %100 doğru tespitlerle %100 yanlış tesbitlerin bir makalede toplanması büyük başarı doğrusu.
Bülent Demir / 29.03.2013 12:48:35
kesinlikle güzel tespitler yapılmış. umarım bu yazıyı dışişleri bakanlığı okur.
abdullah birisi / 29.03.2013 11:13:48
yazını okudum ve şöyle bir karara vardım senin bir türk ya da türk milliyetçisinden hiçbir farkının olmadığına ve de kullandığın üslup ve dilin tam bir islam faşisti olduğuna kanaat getirdim. kişisel düşüncem her türlü milliyetçiliğe karşı oluşumdur. inşallah bu aşırı kin ve nefret içeren kimi düşüncelerin seni başka toplumlara, düşüncelere ve cemaatlere düşman yapmaz Allah seni ıslah ve hidayet etsin kardeşim
Oğuz Düzgün › Türkiye'nin küresel adalet misyonu
Adil Gülmez › Önce düşür sonra devşir
Orhan Hikmet Azizoğlu › Türkiye'nin 81 yıllık demokrasi tecrübesinde 4 Cumhuriyet - 2. Cumhuriyet-
Ali Öner › Hak ve adalet yoksunu dindar nesil ya da İmam Hatip Okulları'nda ne yapılıyor
Mehmet A. Tepe › Yeni Türkiye ve Yeni İmam-Hatipler
Hamit Yaz › IŞİD: İslamofobik Algı Operasyonu
Osman Atalay › IŞİD ve bölgesel mezhep savaşına doğru
YAZARLAR