Timeturk: Haber, Timeturk Haber, HABER, Günün haberleri, yorum, spor, ekonomi, politika, sanat, sinema

  • DOLAR 2.23
  • EURO 2.83
  • ALTIN 88,06

Hz. Ebubekir'in Diyarbakırlı torunları

Oyuklu köyü, asırlardır Peygamber Efendimiz’in dostu ve ilk halifesi Hz. Ebubekir’in torunlarına ev sahipliği yapıyor. Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı bu köy, aynı zamanda Halid bin Velid’in de otağını kurduğu yer.
Daha çok terörle gündeme gelen maneviyat yüklü bu vahanın varlığından birçok insan bîhaber olsa da bölge halkı ecdada saygıda kusur etmiyor.

Mezopotamya’nın kalbi, medeniyetlerin beşiği Amid, bugünkü ismiyle Diyarbakır 639 yılında İslam’la şereflendi. Şehrin fethinden sonra çok sayıda sahabe burada kaldı. Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Oyuklu köyü de Peygamber Efendimiz’in (sas) dostu ve halifesi Hz. Ebubekir’in (ra) torunlarına asırlardır ev sahipliği yapıyor. 960 yılında bölgeye göç eden Hz. Ebubekir’in torunu Şeyh Rıdvan Hazretleri’nin nesli hâlâ burada yaşıyor.

Oyuklu köyünün mezarlığında Hz. Ebubekir’in torunlarına ait pek çok tarihî mezar taşı var. Kümbet’in duvarlarındaki taşlara da burada yatan zatların isimleri nakşedilmiş.

Yüksek dağların arasına kurulmuş Lice, Diyarbakır’dan sonra fethe devam eden büyük komutan Halid bin Velid’in (ra) otağını kurduğu yeşil ovanın hemen karşısı. Sarp kayalıklara kurulmuş Oyuklu, bölgedeki adıyla Sinê köyü ise bölgenin tek Arap köyü. Anadillerini, kültürlerini koruyan köy halkı, bin yıldır köyün dışına kız vermedikleri gibi dışarıdan da kız almamışlar. Homojen yapıyı korumuşlar.

Köyün mezarlığında Şeyh Rıdvan’ın torunlarının kabirleri yan yana duruyor. Bölge halkı tarafından ‘Ziyaret’ olarak adlandırılan bu mezarlığa büyük saygı gösteriliyor. Kabirler, saygıdan dolayı yaz kış yalın ayakla ziyaret ediliyor. Daha çok terörle gündeme gelen Lice’de böyle bir ‘vaha’nın varlığından çoğu kişi bihaber.

Köyün Lice’ye uzaklığı 27 kilometre. Ancak dağlık olması sebebiyle yol 2 saat sürüyor. Atak Çayı geçtikten sonra köyün girişinde mavi gözlü, beyaz tenli bir delikanlıya muhtarın evini soruyoruz. Muhtarı evde bulamayınca babası bizi köy kahvesine gönderiyor. Selam verip oturuyoruz. Meramımızı anlatıyoruz. Minibüs şoförlüğü yapan İsmail Demirbaş, bize çay ikram ediyor. Köyün bin yıllık tarihini anlattıyor ama daha detaylı bilgiyi köyün imamı Mustafa Kılıç’tan alacağımızı söylüyor. Hemen bir çocukla haber gönderiyor.

Biz çayımızdan son yudumu alırken imam efendi içeri giriyor. Kahvedeki herkes (yaklaşık 50 kişi) ayağa kalkıp selamını alıyor, yer gösteriyor. Radyodan kısık sesle Arapça bir şarkı yükseliyor. Tesbih sesi zaman zaman radyoyu bastırıyor.

Onlar Türkçe bilmiyor, biz Arapça, ortak dil Kürtçe

Köyün imamı Molla Mustafa Kılıç, Türkçe bilmiyor, biz de Arapça. Ortak dil Kürtçede anlaşıyoruz. Bize köyle ilgili her şeyi anlatacağını söylüyor ancak bir şartı var. Önce ‘ziyaret’e gitmek lazım. Caminin yanından geçerken, “Köy halkı kendi imkanlarıyla yaptı, elhamdülillah dolup taşıyor” diyor. ‘Ziyaret’ adını verdikleri yere varıyoruz. Etrafı tel örgüyle çevrilmiş geniş bir mesire alanına benziyor. Alanda tarihi mezar taşları göze çarpıyor. Kümbete doğru ilerlediğimizde bir kompleksle karşılaşıyoruz. Şadırvandan dinlenme yerine, kurban kesim noktasından pişirme yerine kadar her şey düşünülmüş. Kümbete doğru yönelince bizi durduruyor. Ayakkabılarımızı çıkartmamızı istiyor: “Burada yatan zatlara hürmeten kimse ayakkabısıyla kabirlere yaklaşmaz.”

Ziyaretçiler köy mezarlığına ayakkabıyla girmiyor; sahabe torunlarına saygıdan...

 

‘Şecereyi alıp götürdüler’

Buz gibi soğuk taşlara basarak kabirlerin olduğu yere çıkıyoruz. Molla Mustafa’nın uzun ve sesli duasına ziyaretçilerle birlikte ‘amin’ diyoruz. Kümbette, Hz. Ebubekir’in torunları Şeyh Muhammed, Şeyh Abdulaziz, Şeyh Şemdin, Şeyh İsmail ve oğlu Şeyh Rıdvan, Şeyh Ebubekir, Şeyh Ahmet ve kardeşi Şeyh Mahmut’un kabri bulunuyor. Oyuklu’nun yaslandığı ve bir çok mağaranın bulunduğu zirveyi gösteren Kılıç, “Şeyh Muhammed yaz aylarında buraya gidip ibadet ederdi.” diyor. Ve köylerinde yaşayanların tamamının Hazreti Ebûbekir es-Sıddık’ın (ra) soyundan geldiğini anlatıyor. Kılıç, Şeyh Rıdvan ve kardeşlerinin kabirlerinin de köyde olduğunu vurguluyor. Şeyh Rıdvan’ın torunu Şeyh Muhammed’in Oyuklu köyüne, onun kardeşi Şeyh Sultan Muhammet Han’ın da Atak köyüne yerleştiğini dile getiren Kılıç, her iki yerin de yüzyıllar boyunca ilim ve irfan yuvası olduğunu belirtiyor. Soy bağını gösteren şecerelerinin Osmanlı devleti döneminde belli aralıklarla mühürlenip kendilerine teslim edildiğini vurgulayan Molla Mustafa Kılıç, “Ancak 1936 yılında köye süvari birlikleri eşliğinde gelen askeri grup, şecereyi mühürleyeceklerini belirterek alıp götürüyorlar, bir daha vermiyorlar.” diyor.

Abdülhamid’in hediyesini boynunda taşıyor

Köy halkı akraba olmasına rağmen soyadları farklı. Halk, ‘Sadık’ ve ‘Bekiroğulları’ soyadını istemiş ancak dönemin memurları kafalarına göre soyadları vermiş. Devran Saka, köyün yaşlılarından. Boynunda Osmanlı parası var. Bunu Osmanlı Padişahı Abdülhamid Han’ın köylerine hediye olarak gönderdiğini söylüyor. Saka, halife ve peygamber soyundan gelen ailelere Osmanlı’nın ayrı bir önem verdiğini kaydediyor. Saka, Osmanlı hediyesini çok değerli taşların arasına dizmiş ve boynunda taşıyor.

Diyarbakır’da 6 peygamber ve yüzlerce sahabe var

Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Haspolat ise Diyarbakır’ın 6 peygamber ile yüzlerce sahabeye ev sahipliği yaptığını belirtiyor ve ekliyor: “Kur’an-ı Kerim’de isimleri zikredilen peygamberler Zülkifl (as) ve Elyesa’nın (as) yanı sıra, Nebî Harun-ı Âsafî (as), Nebî Hallak (as), Nebî Harut (as) ile Nebî Enûş b. Şit’in (as) kabr-i şerifleri Diyarbakır’da bulunuyor. Ayrıca Nebî İlyas (as) ve Nebî Yûnus’un (as) makamları da burada.” haberin devamı


  • YORUM YAZIN
  • İÇERİĞİ YAZDIRIN
Abdurrahim Şen › Hicret, devlet ve kalkan…
Enes Baş › Tuzluk Partisi
Ali Öner › Taassubun getirdiği ayrıştırma
Agil Alesger › Paralel diyen hangi Cennet`e giremez?
Sait Alioğlu › PKK ve provokasyonlardan beslenen devrimci(!) şiddet!
Hekimoğlu Süleyman Özcan › Fethullah Gülen ajan, Erdoğan zalim mi?
Feyza Gümüşlüoğlu › Abu Dabi Notları…
YAZARLAR