Timeturk: Haber, Timeturk Haber, HABER, Günün haberleri, yorum, spor, ekonomi, politika, sanat, sinema

  • DOLAR 2.12
  • EURO 2.94
  • ALTIN 88,34

Emperyalizmden İran’a: Düşman Görünelim...

İran ve Şia ile alakalı bu değerlendirme Müslümanların mevcut algılarına aykırı olduğundan bazı zihinlerde idrak sıkıntısına yol açabilir. Bu yüzden hadiseyi örnekler bağlamında muşahhaslaştıralım.

"Emperyalizmden İran’a: Dostlar Kazan!” “Düşman Görünelim Sen Müslüman

Ümmetin siyasi, ve ictimai manada yek vücut olduğunun muşahhas sureti olan Osmanlı’nın mirasına sahip çıkan bir Türkiye ile İran’ın karşı karşıya geleceği malumdu. Bu malumiyet belli çevrelerin hakikati tahrif ameliyelerine rağmen, bugün o derece zahir olmuştur ki, en basit nazarla dahi iki devlet arasındaki derin ihtilafı görmek mümkündür.

TIMETURK / Haber Merkezi

Aynı idealleri taşıdığımızı zannettiğimiz, bütün olanlara rağmen kucakladığımız İran gördük ki bir yüzüyle ümmet coğrafyasında, diğeriyle ise şer cephesinde yer almakta. Yani sahnede farklı, mahfilde farklı bir İran var. Surette ABD ve İsrail’le derin bir anlaşmazlık içerisinde olan fakat ABD’nin işgal ettiği yerlerde her nasılsa sürekli kazanan, kendisine atiyyeler verilen bir İran…
Emperyalizma, kendi menfaatleri çerçevesinde kurduğu dengeyi koruyabilmek için, elini sahnede Ehl-i Sünnet Müslümanların yaşadığı devletlere, mahfilde ise İran’a uzatmakta. Fakat zaman zaman da iki yüzlülüğünü örtememekte. Emperyalizma, geçen asırda Anadolu’yu, Mısır’ı, Şam’ı, Hindistan’ı işgal etti fakat Şii nufusun yoğun olduğu yerlere neredeyse hiç müdahil olmadı. (Ehl-i Sünnet tarafından ehl-i kıble olarak görülen ve İslam dairesi içerisinde kabul edilen Şiilere emperyalizmanın müdahil olmaması her Müslüman için sevindirici bir durumdur.) Çünkü Batı için asıl tehlike İslam coğrafyasındaki büyük çoğunluğu temsil eden Ehl-i Sünnet’tir. Bu yüzden emperyalizma planlarını azınlık olan Şiilere yeni yayılma alanları hazırlamak ve Ehl-i Sünnet Müslümanlarını farklı değerleri öne çıkararak yeni parçalara ayırabilmek esası üzerine tasarlamaktadır. Bunun için hemen her kesimden müslümanın nefretini kazanan ABD ve İsrail, İran’la düşman görünerek, İran’ın Ehl-i Sünnet Müslümanları nezdinde itibar kazanmasını temin etmektedir. Yani emperyalizma icraatlarıyla İran’a, “Sürekli düşman görünelim ki sen yeni dostlar kazan.” demektedir.

İran ve Şia ile alakalı bu değerlendirme Müslümanların mevcut algılarına aykırı olduğundan bazı zihinlerde idrak sıkıntısına yol açabilir. Bu yüzden hadiseyi örnekler bağlamında muşahhaslaştıralım:

ABD, zahirde İran’a nisbetle Ehl-i Sünnet Müslümanların çoğunlukta olduğu devletlere daha yakın duruyor. Ne var ki aynı ABD işgal ettiği Irak’tan çekilirken yönetimi İran’la her nevi birlikteliği olan Şiilere bıraktı. Nuri el-Malikî’nin hukuksuz uygulamalarından bunalan halk Saddam’ı arar hale geldi. İhvan-ı Müslimin’e yakınlığı ile bilinen Tarık el-Haşimî idama mahkum edildi. Sunnilerin yaşadığı bölgelerden sürekli katliam haberleri geliyor.

Lübnan, İran devrimini desteklemek için kurulan Hizbullah’ın kontrolünde. Suriye’de iktidar onlarca yıl önce azınlık olan Nusayriler’e teslim edilmişti. En zalim idarecilerin dahi yapmaya cüret edemeyeceği katliamları Batı, Nusayriler eliyle yaptı. Dün Hama, Hıms yerle bir edildi. Bugün aynı azınlık kendisini iş başına getiren emperyalizmanın gizli, İran’ın ise açık desteğiyle Müslüman katliamına devam ediyor.

Ehl-i kıble nazarıyla baktığımız Şia hakkında böyle bir mütaala, “ümmet bilincine ne kadar uygun?” diye sorabilirsiniz. Aslında bu soruyu, yazıyı yazmadan önce ben de kendime sordum. Fakat bina çökerken çatlayan duvarlara mücamele yapmanın büyük kayıplara yol açacak olması beni bu satırları yazmaya icbar etti. İsterseniz hadiseye Şam’da, Halep’te ya da Hama’da “Özgür Suriye Ordusu” saflarında savaşan mücahitler zaviyesinden bakalım. Geçen yıla kadar onların araba, ev ve işyerlerinin camlarında Hizbullah lideri Nasrallah’ın posterleri asılıydı. Şii olduğuna bakmadan onun zaferiyle iftihar ederlerdi. Hatta Butî’nin duasından etkilenip, “Ya Rab! beni Nasrallah’ın bedeninde bir parça yap” diye dua edenler de vardı. Fakat aynı Nasrallah, aynı Müslümanları Lübnan’da mülteci, kendi topraklarında ise mukim olarak hunharca katletti. Şimdi onlar, muzaffer olması için dua ettikleri “Hizbullah”a “Hizbuşşeytan”, Nasralllah’a “Nasrallât” diyorlar.

Ehl-i Sünnet, Şia’yı her şeye rağmen tarihin hemen her döneminde defalarca kucakladı. Yakın dönemde Ehl-i Sünnet’e mensup bazı alimler, “Mukaren Fıkıh” kapsamında Şia Fıkhını da okuttu. Son dönemde telif edilen İslam Fıkhı kitaplarının bir kısmında Şia fıkhı’na yer verildi. Mustafa es-Sibaî (rahimehullah) akademik hayatı boyunca gerek dersleriyle, gerekse de eserleriyle rıza-i ilahi için bu oluşumu destekledi. Fakat Merhum, Şii alimlerin gerçek hayatta, ittihad-i İslam gündemli meclislerdeki konuşmalarının zıddına davrandıklarına şahit olunca yine ilah-i rıza için desteğini çekti. Hoca, Şia’nın söz-amel farklılığına müşahhas bir örnek olarak 1953 yılında Sur şehrindeki evinde ziyaret ettiği Şii alim Abdulhüseyin Şerefuddin’den bahseder. Evde, ittihad-ı İslam için neler yapılabileceği konuşulur. Belli esaslarda anlaşma da sağlanır. Her iki taraftan alimlerin birbirlerini ziyaret etmeleri ve bu yakınlaşmayı temin edecek eserlerin telif edilmesi öncelikle yapılması gerekenler olarak not edilir. Sibaî bu çerçevede bir takım girişimlerde bulunur, Beyrut’ta Şia’nın önde gelen isimlerini ziyaret eder. Ne var ki bir zaman sonra ittifakın müessisi kabul edilebilecek Abdulhüseyin’in, Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hakkında sövgülerle dolu bir kitap neşrettiğini görür. Sıbaî’nin başlattığı, Şia ile Ehl-i Sünnet’in ittihad-ı İslam ameliyesi öncekilerde olduğu gibi yine Şiilerin sözlerine muhalif amelleriyle inkıraza uğrar (Sibaî, es-Sünne ve Mekânetuha fi’ş-Şeriati’l-İslamiyye, Beyrut, 1985, s. 8-10).

Şia, amel planında muahede esaslarını değil, gizli ajandasını esas aldı. Muhammed Takî el-Kummi adındaki Şii bir alim 1945 yılında Kahire’de “Dâru’t-Takrib beyne’l-Mezahibi’l-İslami”yi kurdu. Kurumun amacını, Ehl-i Kıble’yi tevhit etmek olarak açıkladı. Sunni alimlerin bir kısmı da zahirde iyi niyet taşıyan bu kurum içerisinde görev alarak katkı sağladı. Dâru’t-Takrib’in yayın organı olan “Risaletü’l-İslam” mecmuası Ezher Rektörü Mahmud Şeltut’un verdiği bir fetva ile kurumun gizli ajandasını deşifre etti. Sahabeye sövmekten vazgeçmeyen Şia, Ezher Rektörü olan Şeltut’a; “Ehl-i Sünnet mezhepleri gibi İmamiyye ya da İsna Aşeriyye Şiası olarak anılan Caferiyye mezhebinin hükümleriyle de amel etmek caizdir. Müslümanlar bunu bilmeli ve bazı mezhepler hakkında taassuptan kurtulmalıdırlar.” (Mahmud Şeltut, Fetva Tarihiyye, Risaletü’l-İslam, XI, 1378/1959 s. 227) şeklinde fetva verdirmeyi başardı. Pek çok Şii, bu fetvayı kitaplarının ilk sayfalarına aldı. Fetvanın etkisiyle bazı sunni gençler şiî oldu.

İran devriminden sonra İslam gençliği, şiileri, “Ne Sünniler ne Şiiler yaşasın İslam ümmetinin birliği” ifadesiyle kucakladı.
Hadiseye dair hükmü, realite yerine, sadece emperyalizmanın surette İran’la kesintisiz bir krizi tercih etmesine bakarak tayin edenler, ray değiştirdi. Şia’nın gizli ajandası çerçevesinde yaptığı ihanetlere bakmadan onu desteklemeyi tercih etti. Filozofların Yunan Felsefesi’ne ait metinleri Arapçaya aktarırken “felsefe” kelimesini “hikmet” olarak tercüme etmeleri gibi, onlar da, Şia’yı, Ehl-i Beyt olarak isimlendirdi. İran’dan etkilenen yazar-çizer taifesi Suriye’deki katliama ya sessiz kalarak ya da bizzat İran’ın dolayısıyla da katil Esad’ın yanında yer alarak destek oldu. Hama,’da, Hımıs’ta, Şam’da her gün yüzlerce Müslüman şehit olurken, Suriye davası Filistin, Arakan ya da Somali için oluşan komuoyu desteğinin çok gerilerinde kaldı. Mazlumlarla dayanışma için düzenlenen mitinglerde Suriye gündeme bile alınmadı. Bütün bunların arkasında Türkiye’deki İran sever yazar-çizer taifesinin önemli bir rolü vardır. “Ehl-i Sünnet sabır ve temekkün okuludur. İhtilali benimsemez. Dolayısıyla meşru otoriteye başkaldıranlar desteklenemez.” diyen Müslümanlara gelince, onlar, emperyalizmanın Müslümanları katletme karşılığında kendisine iktidar verdiği Esad rejimini hangi esaslara dayanarak meşru addediyorlar ki ona başkaldırıyı gayr-ı meşru görüyorlar." (Hükümdergisi)
  • YORUM YAZIN
  • İÇERİĞİ YAZDIRIN

YORUMLAR

ahmet altuğ / 17.01.2013 16:48:14
Nurullah kardeşim gibi düşünenlere 'Kendi ağızlarından İran ve Şia'nın Suriye politikası' başlıklı yazıyı okumalarını tavsiye ederim. selamlar
namzeti beka / 16.01.2013 21:34:00
İran şunu diyor yaptiklariyla: araplar beceremedi, türkler de beceremedi ve onların hakimiyet geldi de geçti de geçti de, o yüzden sıra bende... Doğru söylüyor olabilir ama yanlış politika izliyor, tüm alemi ıslami şialaştirip yegane hakim olcilecegıni hayal ediyor aklinsira. Birşey daha hangi ıslam devleti amerikancı degil ki türkiye de dahil. Tek fark iran ayni zamanda sunni düşmani
Aşkar / 16.01.2013 21:15:46
Şia için takkiye farzdır. Şöyleki ; Hz. Ali , Hz. Ebu bekir ve Hz Ömer'e hilafetliği döneminde biat etmiştir.H.z.Ali Oğullarına Ebu bekir, Ömer, Osman isimlerini vermiştir. Şia ya göre Hz.Ali burda takkiye yapmıştır . O yuzden dinde takkiye yapmak farzdır şeklinde sapkın bir inanışları vardır. Şia nın her zaman gizli bir ajandası vardır.
halil kaya / 16.01.2013 20:06:35
amaç esad değil!! hızbullaha destek verdiği için esad cezaalndırılıyor..katar emiri suud kralı zalım değilmı...?esadı destekliyoruz zalimlere karşı
muharrem demir / 16.01.2013 19:55:25
kalblerindekinin dışa yansıması olarak gördüğüm bu tip haberlere lapin gibi atlayıp paylaşan kardeşlerimiz ,emperyalizmin gayri meşru çocuğu israile islami cihad tarafından fırlatılan iran üretimi fecr 5 lerde emperyalizme dost!!iranın bir hediyesi olarakmı düşüneceğiz??
Golam rıza ekberpor / 16.01.2013 16:36:19
ben iranliyım.harita üzerinde iranı görenler gelip burada iranı adeta ilah edinip ve başları üstüne koyuyorlar.o iranki günde 200 kadar müslümanın şehit olduğu esedi ayakta tutuyor.klavye üzerinde ahkam kesmek kolay.ama gelin iranı yerinde görün.o zaman islamla alakasının olmadığını hemen göreceksiniz.iran dedikleri bir çöp tenekesi misali.dışı süslenmiş ve boyanmış ama içi çöp ve pislik dolu.irandaki sünniler köle muamelesi görüyor.gelin yerinde inceleyin bakalım nasıl?
timeamerica / 16.01.2013 16:22:24
bu tür analizler mezhepçilik ekseninde yapılan değerlendirmelerdir. zaten batının da isteği budur. bilerek veye bilmeyerek buna çanak tutanlar emperyalizmin değirmenine su taşıyanlardır. bugün müslümanların vahdet içerisinde hareket etmesi gereken gündür. olayları tefrika ekseninde ele alanlar emperyalizmin bölgemizdeki uzantılarıdır.
Fikri. / 16.01.2013 15:27:29
İsrail Oğullarından Siyonistlerin ya da İsevilerin Haçlılarından farkları. Zira onlar da Kutsallık adına, Rab edindiklerinin yol göstermeleri ile işlediler cürümlerini. Şimdi Sakarya’da da böyle Kitaba kendini varis sananlar var mıdır?
Fikri. / 16.01.2013 15:26:47
İşkencecisine aşık olan bir sendromdan söz edilir, işkenceciyi aklayan, aklamak yetmeyen mazlumları suçlayanın sendromu nedir? Hem de İslam adına. Fark var mıdır,
Tabi olduğu, biat ettiği, Rab edindiği ve kendini kandırdığı vesveselerini başkalarına saçmadan önce bir nefsiyle hesaplaşabilseydi, mazlumların yanında nasıl durulacağını da öğrenirdi ama! İşte!
Hayat böyle bir sınav işte.
Fikri. / 16.01.2013 15:26:02
Aynı kişi acaba 48 İranlı Hacı (!)’ya karşı bırakılan 2130 Suriyeliye de dikkat etmiş mi? Erkeklerin üzerlerindeki giyeceklere, kadınların yüzlerindeki ifadeyi utanmadan inceleyebilmiş mi? Bizzat gözlerimizle gördüğümüz kar altında çadırda kalanları yalın ayak gezen çocuklara gıda ve battaniye yardımı yapanlarla birlikte olsaydı, belki kıyamet günü bir mazereti olurdu, ama! İşte! Yine İHH’dan o teslim alınan kadınların üzerlerine kendi ceketlerini ve elbiselerini veren bizzat görüştüğümüz kardeşleri yanında olsaydı kısa kollu bir gömleğin bile
Fikri. / 16.01.2013 15:25:40
Bir paylaşımda İran muhibbi bir akademisyen Geçen yaz Halep Üniversitesindeki Şebbiha saldırısını protesto eden halkın gösterisi sanki son hava saldırısına karşı yapıldı gibi gösterilmiş. Çok dikkatli ve takipteki birisi de kısa kollu gömlekli göstericileri fark edip muhalefeti yalancılıkla suçlamış.
aytekin kaya / 16.01.2013 15:22:09
burada yazılanlar gerçek tarihle örtüşmekte,durumdan sadece fanatik şia sevicileri rahatsız olmaktalar.durum aynen ifade edildiği gibidir.sünni ekol hep birlik demiş,şia ise kendinden kaynaklanan özelliğinden ötüür hep muhalefet etmiş,taaa asrı saadetten hemen sonra bile görüyoruz.el insaf .açın kuranı bakın şehitlerden sonra salih amel işleyenler vardır
dört halife de beşincisi ömer b.abdullazizde dahildir salih insanlardır ve hepsi de şehit olmuşlardır hz.ebubekir dışında.
timeamerica / 16.01.2013 14:59:55
sizin gibi ahmaklar olduktan sonra Amerika daha çok yerler işgal eder. işiniz gücünüz müslümanlar arasına tefrika sokmak. İranın onda biri kadar bile bir imanınız olsaydı bugün Amerikanın uşağı olmazdınız. cia ile aranız nasıl?
bekir aslan / 16.01.2013 14:29:28
yahu insaf, vallahi el insaf, bu yazıyı yayınlayan timeturk de yazanda buna inanan da iftiradan dolayı cehennemin alevlerinde yanacaktır, el insaf ya insaf...
küfretmek istemiyorum ama adamı çileden çıkarıyorsunuz, ayıptır yahu ayıp, iran sırf islam ümmetini bölmek için mi halkını sefalet içinde yaşatıyor? bu yazıyı yazan bir irana gitsin sonra konuşsun...
ayrıca nerde amerikan askeri varsa türkiye de tuvaletlerini silip arkalarını toplasın diye adam göndermiyor mu?
TAHİR / 16.01.2013 13:49:23
Ayıdan post,şiadan dost olmaz.zaten doğu-batı emperyalizmiyle birlikte hareket eden iranın biz Sünniler için bunlardan asla bir farkı bulunmuyor.Örneğin; ben bir sünniyim ve bu pencereden İslam alemine bakacağım.Buradan baktığımızda İranın Sünnileri bölüp parçalamak,yok etmek ya da şiileştirmek için verdiği çaba kadar hiçbir emperyalist siyonist bu kadar uğraş vermiyor.Bunun onlarca örneği ve kanıtı ortada.
Nurullah / 16.01.2013 13:41:00
Selamun Aleyküm;
Hüküm Dergisinden alınan yazının manşet haberi için seçilen resmi tam bir facia... İran çocuk katili gibi gösterilmiş... Suriye'de yaşananlardan dolayı İran'ın takındığı tavır, ümmetçi çizgiye aykırıdır, bu doğru... Lakin bugün özellikle Türkiye'de bir şii karşıtlığı oluşturulmaya çalışılıyor... Bugün bölgede Türkiye'den başka dostu olmayan İran'a karşı yapılan bu plan kısmen tuttu ve yıllardır çıkmaması için direnilen şii-sünni çatışması maalesef Türkiye'de çıkmak üzere...
oğuzhan / 16.01.2013 11:55:53
gayet güzel , kışkırtıcı olmayan objektif bir bakış açısıyla yapılmış tesbitler.
cevat / 16.01.2013 11:44:41
ırakta sunni bölgelerden sürekli katliam haberleri mi geliyor. be insafsızlar kerbelada ve ırak şii bölgelerinden patlamalarla 100-100 ,200-200 şehid haberi geliyor bari göz göre göre neye yalan söylüyorsunuz.
C. Abdulkadir Yusufoğlu › Ömrün bereketli işin hayır olsun uzun adam
Adil Gülmez › Aydın sorunu
Bekir Tank › Sırrı Sakık yanlış mı yaptı?
Oğuz Düzgün › Türkiye'nin küresel stratejisi ne olmalı?
Enver Gülşen › Televizyonda görünüyorum, öyleyse varım!
Ufuk Coşkun › Milli/yetçi ve farklılıkları dışlayan eğitim sisteminden vazgeçilmeli
Furkan Azeri › Onlar olsaydılar 529 Müslüman’a ölün hükmü verebilir miydiler
YAZARLAR